Bazı insanlar, daha küçücük yaşta bile büyüyünce ne olacağını bilir. Ve olur. Bu, bir meslek seçiminden
ziyade bir yol, bir misyon çağrısıdır. Karakterimiz de doğuştan itibaren ona uygun yaşamamız için bizi çağırır.
Kimse oturup karakterini seçmez. Anne babalar çocuğunun karakterini belirleyemez. Karakter bizi seçer. Karakterimize uygun bir yaşamı destekleyici bir ortamda yetişirsek, sağlıklı, doyumlu ve özgüvenli bireyler olarak yaşamı kucaklarız.
Kişinin karakterine destek vermeyen ortamda yetişmesi gelişimini geciktirir, depresyona sürükler, hatta akıl has­talığı ve intihar gibi uç noktalara kadar gidebilir.
Hatta bir Ebedi Çocuk’tan bir Hitler çıkabilir.
Aile, çocuğun karakterinin gelişiminde güçlü bir etkiye sahiptir. Ama aile genetik olarak karakterimizi belirlemez. Çevre ve genetik aktarım, insan davranışı üzerinde önemli rol oynar ama her karakterin içerdiği ruhsal enerji üzerinde bir etkisi yoktur.

KARAKTER VE KİŞİLİK
Çoğu insan kişilik ve karakter sözcüğünü eş anlamlı olarak kullanır. Kişilik insanın “psikotip”idir ve bireysel bilinçaltımızın ifadesidir. Karakter insanın “arketip”idir ve kolektif bilinçdışının bizdeki ifadesidir. En basit ifadeyle karakter anadan doğma, kişilik sonradan olmadır. Kişilik testleri, insanın aktivitelerindeki seçimleri belirler ama te­mel amacı, karakterine ait temel değerleri ve öncelikleri hakkında bir şey söyleyemez.
Kişilik egomuzun aktivite biçimidir. Hangi işlerde çalışmanın bize doyum vereceğinin rehberliğini kişilik tipimiz yapar.
Karakter ben’imizin kendisini ifade biçimidir. Karakteri­mizi bilmek, kendi karakterimizin (doğamızın) gelişimine uygun bireysel gelişim ve kendini tanıma yolculuğu yapmamız­ da temel rolü oynar. Her birimiz huzuru farklı yollarda ararız. Bize doyum veren yaşam biçimini karakterimiz belirler.
Kişilik hayatta kimlik bulduğumuz yoldur. Karakter hayatta doyum bulduğumuz yoldur.
Kişilik nasıl iletişim kurduğumuzu açıklar. İki farklı kişilikte insan aynı işi farklı stillerde yapabilir. İçe dönük­ dışa dönük, duyumsal-­sezgisel, düşünse-­duygusal, algılayıcı- ­yargılayıcı olmamız kişilik tipimizle ilgilidir. Bugün birçok firma işe girmek için müracaat eden adaylara kişilik testi yaparak yapılacak işe uygun olup olmadığını bilmek istiyor. Her kişilik farklı bir aktivite biçimi olduğu için, ki­şilik tipinin yapılacak göreve uygun olması önemlidir.
Karakter ne ilettiğimizi açıklar. Çünkü karakterle­rin ilettiği değerler farklıdır. Kişilikler aynı bile olsa bir Baba/Savaşçının yöneticiliği, bir Baba/Filozof’tan ya da Ebedi Çocuk/Filozof’tan, bir Ebedi Çocuk/Savaşçı’dan farklı olacaktır. Çünkü bu karakterlerin öncelik verdiği değerler farklıdır.
Aynı kişilikteki iki insan, karakterleri farklıysa bir bar­dak suda fırtına koparabilirken, kişilikleri farklı olmasına rağmen karakterleri aynı iki insan fırtınayı melteme dönüş türebilir. Kişilik farklılığı aynı karakterde olan iki insanın birini yumuşatırken diğerini sertleştirebilir.

Anne babalar kendi karakterlerine benzeyen çocuklarına kendilerini daha yakın hisseder. Bu doğaldır. Ama çoğu an­ne baba “ben bütün çocuklarımı eşit seviyorum” diyerek bir çocuğu kendilerine daha yakın bulduklarını kendilerinden bile saklarlar. İnsan çocuklarını tabii ki sever. Her biri için elinden geleni yapar. Ama hepsine aynı yakınlığı duymaz. Burada yakınlığı belirleyen karakterdir, kişilik değil. Bir Baba/Savaşçı baba, Baba/Filozof oğlunu kendisine Ebedi Çocuk/Filozof oğlundan daha yakın bulur. Bir Anne/Mistik anne Dost/Amazon kızıyla sürekli çatışma yaşar. Kişilikleri aynı olsa bile. Çok çocuklu her ailede daima annenin ve babanın itiraf etmese de bir favori çocuğu bulunur. Bu anne babanın karakterine göre ikisi için de farklı çocuklar olabi­lir. Çocuklar da bunu hisseder. Bu da hayatın gerçeği.
Her karakter herhangi bir kişilik yapısında olabilir. Bu yüzden karakterimizin yanı sıra kişilik tipimizi de bilmek önemlidir.
Katılımcı sayısını sınırlandırdığımız eğitimlerimizde katılımcılara kişilik testi de yaparak onların hangi işlere uygun yapıda oldukları hakkında bilgilenmelerini sağlıyo ruz. Her kişilik hakkında detaylı bilgi de veriyoruz. Ama kişilik tipleri başlı başına bir kitap olarak detaylı yazılmayı hak ediyor. Kısaca anlatabilmek pek mümkün değil. Yine Jung öğretilerine dayanan bir kişilik kitabı yazmak planlarım arasında.
(Kitabın sonuna “iletişim ve ilişkiler” eğitiminde katılımcılar için hazırladığım ve dağıttığım bazı materyalleri ekledim. Buradan kendi kişiliğiniz hakkında genel bir fikir edinebilirsiniz.)
Kişilikler hakkında daha detaylı bilgilenmek istiyorsanız Kuraldışı Yayınları’ndan çıkan Ben Böyleyim İşte adlı kitabını okuyabilirsiniz. Bu kitap da yine Jung temelli.

Okul seçme ve iş hayatında dünyada en yaygın kullanı­ lan kişilik testi MBTI dir. (Myers­Briggs Type Inventory)
Özellikle kişilik tipinizi bilerek meslek seçiminizi isa­ betli yapmak, insanın mutlu ve doyumlu bir yaşam sürme­ sinde önemli bir etkendir Kişilik kitabı, Myers­Briggs kişi­ lik sınıflamasını esas alıyor.
Özetle; uygun bir eş için karakter uyumu, uygun bir meslek için kişili¤in işe uyumu gerekiyor. Hayatı tesadüf­lere bırakırsak şikayet ettiğimizle kalırız. Bilinçli seçimleri, bilinçli insanlar yapar.
Yeni tanıştığımız bir kişinin karakterini anlamak, kişili­ğini anlamaktan daha kolaydır. Özellikle yaşı ilerlemiş ve karakteri oturmuş bir insanın karakterini neredeyse ilk ta­nışma anında anlayabiliriz.
Kişiliği anlamak için davranış tarzını bir süre gözlemlememiz gerekir. Karakter, kişilik teorilerinin bittiği yerin ötesini açıklar.

KARAKTERLERİN OLGUN HALLERİ

Değişik bölümlerde karakterlerin olgun ifadelerine değindik. Kişinin olgunluğunun ölçüsü, bilinçli olarak kendi­sini geliştirerek zıt karakterindeki olumlu özellikleri, kendi karakteriyle entegre edebilmesiyle doğru orantılıdır. Çoğu kez birbirinden çok farklı boyutta yaşayan iki insanın aynı karakterde olabileceğini kabul etmekte zorlanırız.İşte size bir örnek:
Rahibe Teresa da, Eva Peron da, Tansu Çiller de bir Anne/Amazon. Rahibe Teresa yoksullara koruyucu kollayıcı olma misyonunu üstlenmiş bir Anne, tuttuğunu koparan, dünyaya kendini kabul ettirmiş azimli bir Amazon.

Eva Peron, yoksul Arjantin halkını koruyormuş gibi ya­ parak onları kullanan, banka hesabını ve şanını yücelten acımasız bir Anne, sokaktan gelerek Başkanlık Sarayına yerleşmiş hırslı bir Amazon.
Tansu Çiller’i hepimiz tanıyoruz.
Üç kadının karakterleri aynı. Ama sadece kişilikleri değil, gelişkinlik boyutları da çok farklı.
Bill Clinton da, Deniz Baykal da Ebedi Çocuk/Savaşçı. Stalin de, Roosevelt de, Erbakan da, Demirel de Baba/
Savaşçı.
Karakterlerin ilkel versiyonu ile gelişkin versiyonu ara sındaki açı çok büyük.

Anne: Kendi ihtiyaçlarını, yeteneklerini ve sınırlarını tanır. Daha az eleştiri yapar, daha çok merak eder ve ken­ disini sorgular. Sevdiklerine verdiği  desteğin sınırını, kullanılma ya da bıkkınlık boyutuna götürmez. Koruyuculuğu altında olduğuna inandığı kişilerin hayatlarıyla beslenmek yerine kendini geliştirme ve besleme yollarını bulur.
Anne/Amazon, Anne/Mistik’e göre kendisini hayata teslim etmeyi çok daha zor öğrenir. Kendisini geliştirmek için dibe vurmayı beklemez. Başkalarının çalışmalarını ve başarılarını kendisine mal etmemeye özen gösterir. İş, aile ve sosyal yaşamında denge kurmayı öğrenmiştir.

Dost: İlişki yaşamak ile ilgi göstermek arasındaki farkı ve insanlara bunu hissettirebilmeyi bilir. (Bu cümleyi ancak gelişkin bir Dost anlayabilir). Daha şefkatli, daha az tutkulu olur. İlişkilerinde ilham verici ve geliştiricidir. Neyin ilişkiye ait, neyin olmadığını bilir.
Dost/Mistik, Dost/Amazon’a göre daha aklı havada ve sorumsuz olarak algılanır. Kadın karakterlerinin en uçarısı olan Dost/Mistik, yaşamının sorumluluğunu almaya ve yaşam amacını belirlemeye öncelik vermelidir.

Amazon: İnsan ilişkilerine de önem vermeyi öğrenmiştir. Kendisinden farklı düşünenlere saygı duymayı bilir. Rekabet etmek için rekabet etmez. Başarı arzusu, bilgelik, duyarlılık ve etik de¤erlerle dengelenmiştir. Amaçlarını dikkatle seçer ve insani boyutları dikkate alır. Başkalarının başarılarına ve duygularına saygı duymayı bilir. Her şeyi bilmediğini bilir. Agresif bir androjen olmak yerine feminen değerlere önem vererek iş dünyasında yerini alır.
Özellikle gelişkin bir Amazon/Anne iş dünyasının erkek kurallarını daha insancıl hale getirebildiği ölçüde başarı duygusunun doyumunu alır. Etik değerleri uygulama konusunda başkalarına örnek olur.

Mistik: Kolektif bilinçdışı ve bilinçaltı ile olan ilişkisini bilir. Ama bunu ne reddeder ne de abartır. “Bilme” yetene­ğini yaratıcı, yararlı ve yol gösterici olarak kullanmayı bilir. Düşünce ve duygularını uyumlu hale getirip, mesajlarını ulaştırabilmek için odaklanmayı ve üretken olmayı başarır. Görün­meyeni ve bilinmeyi görünür ve bilinir kılar. Başkalarının psi­kolojik ihtiyaçlarına olağanüstü duyarlıdır. Bu konudaki yeteneğini “kendine özel” bir şey olarak sunmamaya özen gösterir.
Mistik, kadın karakterleri içinde en zor anlaşılanıdır. Özellikle Mistik/Dost kendine yeterlik konusunda özel bir çaba göstermelidir.
Zıt karakterimizin özelliklerini içimizde entegre etmek, hayatın ikinci yarısında olur. Bu dönemde hem kendi karakterimizin karanlık yönlerini aydınlığa çıkarmaya başlarız hem de zıt karakterimizin pozitif özelliklerini kendi içimizde kazanırız.

Olgunlaşmak, hayatın somut boyutunu, soyut boyutuyla birlikte algılayabilmektir. O zaman ürettiğimiz zamanların da, dinlendiğimiz zamanların da değerini biliriz. Bir işin sonuna kadar gitmekle, akıntıya karşı kürek çekmek arasındaki ayrımı yapabiliriz.
Bağımlılık ya da bağımsızlık yerine hayatın karşılıklı bağlılık ilişkilerini kurma ve sürdürebilme yetisini kazanırız.
Yalnız olmak ile tek başına olmak arasındaki farkı biliriz. Kendimizi yalnız hissetmeden tek başına olmanın yaratıcı doğurganlığından haz alırız. Başarının ve başarısızılığın daima bir arada olduğunu kabul ederiz.

Baba: Başkalarını koruma ve yol gösterme çabasının kendi güdülerinden mi, yoksa gerçekten koruması altındaki kişilerin ihtiyacından mı kaynaklandığının ayrımını yapabilir. Yardım etmek kadar yardım istemeyi de bilir. Başkalarına kendi görev ve disiplin anlayışını dayatmaz. Diktatör değil, yol göstericidir. Anlayışlı ve sevecendir. Baba/Filo­ zof, Baba/Savaşçı’ya göre daha özgürlükçü ve esnektir.
Erkek karakterlerinin en katısı olan Baba/Savaşçı olgunlaştığında hırsını azme döndürmeyi, başarı tutkusunu, etik değerlerle dengelemeyi öğrenir. Hayatta kendi başarı anlayışından farklı başarı kavramlarının olduğunu bilir. İnsan ilişkilerinde kendini geliştirir.

Ebedi Çocuk: Sınırlarını bilir. Sorumluluklarının bilincindedir. Arayışın serüveni ile arayışın kendisi arasındaki farkı bilir. Enerjisini, sırf aktivite ya da serüven olsun diye tüketmez.İlişkilerde almayı bildiği kadar vermeyi ve ­ paylaşmayı da bilir. Ebedi Çocuk/Savaşçı, Ebedi Çocuk/Filozof’a göre daha çabuk sorumluluk taşımayı öğrenir.
Erkek karakterlerinin en uçarısı olan Ebedi Çocuk/Filozof olgunlaştığında birikim ve deneyimlerini insanlara en yararlı biçimde aktarmayı bilir. Sadece başkalarına karşı sorumluluğu değil, öz sorumluluğu da kazanmıştır.

Savaşçı: Kendi başarı anlayışından farklı başarı anlayışına sahip insanların olduğunu bilir.İlişkilere ve bireysel değerlere üretkenlik ve etkinlik kadar önem verir. Etik değerler geliştirir. Başkalarının başarılarını ve katkılarını takdir etmeyi bilir. Sevmeyi ve yakınlaşmayı öğrenmesi gerektiğinin farkındadır.İnsanların ancak sevebildikleri insana gerçek saygıyı gösterebileceklerini bilir.
Savaşçı/Baba, Savaşçı/Ebedi Çocuk’a göre çok daha katı olduğu için duyarlılığını geliştirmesi ve soyut kavramlara da önem vermesi sağlığı açısından çok önemlidir. Orta yaşta kalp krizi geçirme oranı en yüksek gruba dahil oldu­ğunun bilincinde olduğu için iş, aile ve sosyal hayatında sağlıklı bir denge kurmayı bilir. Kendisini stresin olumsuz özelliklerinden koruyacak aktivitelere zaman ayırır.

Filozof: Teoriyi pratiğe geçirebilme yönünü geliştirmiş­tir. Bilgi ile bilgelik arasındaki farkı bilir. Başkalarının deneyimlerine saygı duyar. Bilgisini empoze etmeden sunar.
İnsan ilişkilerinde duyarlılığın  en az bilgi kadar önemli olduğunu bilir.
Filozof/Ebedi Çocuk, Filozof/Baba’ya göre daha liberaldir. Sorumluluk geliştirdiği ve yaşam amacını mümkün olduğunca erken tespit ettiği takdirde yaşama sunacak çok armağanı vardır.

Gelişkin karakterli insan Ben Dünyasında, zayıf kara terli insan Ego dünyasında yaşar. Hangi karakterde olursa olsun.

Nil Gün

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

<div class="social4i" style="height:82px;"> <div class="social4in" style="height:82px;float: left;"> <div class="socialicons s4twitter" style="float:left;margin-right: 10px;"><a href="https://twitter.com/share" data-url="https://dergi.kuraldisi.com/karakterlerin-olgunluk-donemi/" data-counturl="https://dergi.kuraldisi.com/karakterlerin-olgunluk-donemi/" data-text="Karakterlerin Olgunluk Dönemi" class="twitter-share-button" data-count="vertical" data-via=""></a></div> <div class="socialicons s4fblike" style="float:left;margin-right: 10px;"> <div class="fb-like" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/karakterlerin-olgunluk-donemi/" data-send="true" data-layout="box_count" data-width="55" data-height="62" data-show-faces="false"></div> </div> <div class="socialicons s4plusone" style="float:left;margin-right: 10px;"> <div class="g-plusone" data-size="tall" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/karakterlerin-olgunluk-donemi/"></div> </div> </div> <div style="clear:both"></div> </div> <p><img class="alignleft wp-image-3760 size-thumbnail" src="https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2018/02/JW0rM3p-150x150.jpeg" alt="" width="150" height="150" />1952 yılında doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda okudu.<br /> 1972 yılında gittiği Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde on dört yıl sürekli, on iki yıl da aralıklarla yaşadı. Kaliforniya’da alternatif sağlık, alternatif eğitim, insan potansiyeli ve hümanistik psikoloji alanlarında eğitim gördü.<br /> Zihin Bilimi, Hipnoterapi, Reiki, Rebirthing, NLP ve kinesiyoloji eğitimleri aldı. California Jaycee’s organizasyonunda uzun yıllar bireysel gelişim alanında hizmet verdi. Sorunlu çocukların gittiği okullarda gönüllü çalıştı.<br /> International Council for Self-Esteem Türkiye temsilcisidir.<br /> Türkiye’de ilk kez 1993 yılında hipnoterapi yöntemiyle ağrısız ve ilaçsız, suda doğum yaptırdı.<br /> Basın dünyasında birçok dergide ve Güneş gazetesinde araştırmacı gazeteci ve köşe yazarı olarak çalıştı. Dört yıl Bilar ve Bilsak’ta haftalık konferanslar verdi. Değişik radyolarda (Enerji FM, Show Radyo, Best FM ve Radyo TRT1) Kuraldışı ve Ötesi adlı psikoloji ve bireysel gelişim eksenli programlar hazırlayıp sundu. TGRT’de hafta içi her gün, Nil Gün ile Yeni Bir Gün adıyla bir sohbet programı yaptı. Radikal gazetesinde psikoloji ağırlıklı dizi yazıları yayımlandı.<br /> Cine-5 kanalında Çekim Yasası programını hazırlayıp sundu. (2007)<br /> Amerika’da 1981, Türkiye’de 1989 yılından beri, bireysel ve kurumsal workshop çalışmaları yapıyor.<br /> Bireysel gelişim kavramının Türkiye’ye girmesinde ve birçok yayınevine yaptığı danışmanlıkla bu alandaki yayınların tanınmasında öncü oldu. Ayrıca uzun yıllardır ideali olan, okullara Özsaygı (Self-Esteem) derslerinin girmesi için ilk adımı attı ve özel bir okulda Özsaygı dersleri vermeye başladı.<br /> Çok sayıda kitabı, çevirisi; hipnomeditasyon, zihin programlaması, motivasyon ve çocuk eğitimi CD’si vardır. Ayrıca Bütünsel Kinesiyoloji alanında yaptığı çalışmaları içeren, Bedenin Bilgeliği adında kapsamlı bir DVD çıkarttı.<br /> Öncelikli hedefi, Bütünsel Kinesiyoloji (PiKi) eğitmenleri ve danışmanlar yetiştirerek eğitim, sağlık ve iş hayatı alanlarında topluma yararlı olmaktır.</p>