Okul disiplinini yeniden düşünmek: Suçlu aramak değil, yapı kurmak

Bugün okullarda disiplin sorunları arttıkça aynı cümle tekrar ediliyor:

“Bu çocuklar neden böyle?”

Oysa belki de sormamız gereken soru çok daha rahatsız edici:

Bu çocuklar böyle olmayı nerede öğrendi?

Çünkü hiçbir çocuk “bozulmuş” olarak doğmaz.

Bir çocuk; evde, sokakta, ekranda, ilişkilerde ve okulda şekillenir.

Yani davranış dediğimiz şey, tek bir alanın değil, çok katmanlı bir sistemin ürünüdür.

Ama biz bu sistemi görmek yerine, en kolay noktaya bakıyoruz:

Çocuğa.

Yalnızlaştırılmış Okul Gerçeği

Bugün okullarda üç temel aktör sistematik biçimde birbirinden kopuk durumda:

1) Öğretmen sınıfta yalnız bırakılmıştır;

2) Veli sürecin dışına itilmiştir;

3) Rehber öğretmen idari yüklerin altında işlevsizleşmiştir.

Bu tablo içinde en kolay refleks şudur:

“Davranışı düzelt.”

Ama davranış, tek başına düzeltilemez.

Çünkü davranış bir sonuçtur.

Disiplin Bir Ceza Değil, Bir Sistem Ürünüdür

Eğer bir öğrenci sınıfta agresif davranıyorsa, bu yalnızca bireysel bir “tercih” değildir.

Bu durum çoğu zaman:

  • Ev içi iletişim biçiminin;
  • Dijital maruziyetin;
  • Okul içi gözlem eksikliğinin;
  • Öğretmen-veli kopukluğunun bir bileşimidir.

Dolayısıyla sorun bireyde değil, etkileşim ağındadır.

Yeni Bir Model Mümkün mü?

Evet. Ama bu model “iyi niyet” değil, yapı değişikliği gerektirir.

1. Rehber öğretmen merkez rol üstlenmeli,

Sadece rapor yazan değil, süreci yöneten kişi olmalı.

2. Öğretmen sadece ders anlatan değil,

Aynı zamanda davranış örüntülerini gözlemleyen ve veri aktaran kişi olmalı.

3. Veli sürecin dışında değil,

Sistemin aktif bir parçası haline gelmeli.

En Kritik Nokta: Aynı Masa

Bugün sorunlar ortaya çıktığında taraflar genellikle karşı karşıya gelir:

Suçlayan, savunan, açıklayan…

Oysa ihtiyaç olan şey çok daha basit ama radikaldir:

Aynı masa. Aynı veri. Ortak çözüm.

Rehber öğretmen süreci koordine ettiğinde;

öğretmen gözlemlerini sistematik paylaştığında;

veli ev içi gerçekliği gizlemeden aktardığında ortaya ceza değil, plan çıkar.

Sonuç: Çocuk Değil, Sistem Tartışılmalı

Artık kabul etmemiz gereken temel gerçek şudur:

Sadece çocuğu düzeltmeye çalışmak yetmez.

Sistemi değiştirmeden sonuç değişmez.

Bu bir suçlama metni değil, bir çağrıdır:

Okulu yalnızca bilgi aktarılan bir yapı olmaktan çıkarıp,

insan davranışını birlikte inşa eden bir ekosisteme dönüştürmek zorundayız.

Soru hâlâ masada:

Sizce öğretmen, veli ve rehber öğretmen gerçekten aynı sistem içinde çalışsa,

okullardaki disiplin sorunları ne kadar değişirdi?

Dostluk ve Sevgi ile…

Değer Sezai Şahinbey 

 

<div class="social4i" style="height:82px;"> <div class="social4in" style="height:82px;float: left;"> <div class="socialicons s4twitter" style="float:left;margin-right: 10px;padding-bottom:7px"><a href="https://twitter.com/share" data-url="https://dergi.kuraldisi.com/sorun-cocuklar-degil-sistem/" data-counturl="https://dergi.kuraldisi.com/sorun-cocuklar-degil-sistem/" data-text="Sorun Çocuklar Değil, Sistem" class="twitter-share-button" data-count="vertical" data-via=""></a></div> <div class="socialicons s4fblike" style="float:left;margin-right: 10px;"> <div class="fb-like" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/sorun-cocuklar-degil-sistem/" data-send="true" data-layout="box_count" data-width="55" data-height="62" data-show-faces="false"></div> </div> </div> <div style="clear:both"></div> </div> <p>ODTÜ Makina Mühendisliği’nden mezun olduktan sonra; Fen Bilimleri ve Eğitim Bilimleri’nde master, Biyomedikal Enstitüsü’nde doktora çalışması yaptı. Anadolu Üniversite’sinde öğretim görevlisi, MMO’da MIEM eğitmeni olarak çalıştı. Çeşitli üniversitelerde seçmeli dersler verdi, Eğitici Eğitmenliği yaptı. Atakule, TEI, NATO ENF ve BTC gibi yurtiçi, yurtdışı prestij projelerin yapımı ve işletmeye alınmasında sorumluluk üstlendi. Eğitim birimlerinin, Yetkinlik Yönetim ve Değerlendirme sistemlerinin kurulmasında görev aldı. STK, oda ve derneklerde yöneticilik, komisyon başkanlığı yaptı. Mesleki ve sosyal sorumluluk projelerinde görev üstlendi. Genç yaşından beri spor, müzik, kültür, sanat, özellikle şiirle iç içe oldu. Emekli olduktan sonra ötelediği hobilerine yoğunlaşırken; Yoga, İnziva, Çekim Yasası, Aile Dizimi, Aktif Meditasyon ve Dinamik Nefes, Access Bars, NLP, Reiki, EFT, Theta Healing, Geştalt, Hipnoterapi ve Davranışsal Terapi ile tanıştı. 2010 yılında Kuraldışı Akademi ile yolu kesişti.Burada verilen eğitimlerin tamamını aldı. PiKi Zihinsel Denge Eğitmeni ve Danışmanı oldu. Yaşamını insanların bedensel, zihinsel, duygusal, ruhsal gelişimi ve mutluluğuna adadı. Kuraldışı Eğitim Vakfı gönüllüsü olup, Ankara’da Parabol Akademi’de Yaşam Koçu, PiKi Zihinsel Denge Eğitmeni ve Danışmanı olarak; danışanlarının içindeki en iyiyi ortaya çıkarmak için katalizör oluyor. “Sen neye hazırsan, o da senin için hazırdır” yaşam mottosudur</p> <span class="et_social_bottom_trigger"></span>
Share This