Daha iyi bir deneyim için izninizi istiyoruz

Sitemizin düzgün çalışması ve deneyiminizi geliştirmek için çerezlerden yararlanıyoruz. Tercihlerinizi dilediğiniz zaman değiştirebilir, çerezlerle ilgili ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamızdan ulaşabilirsiniz.

Bu yazı hatıra defterimden bir sayfa. Tarih 19 Mayıs 1968, yaş 16. Güneş gazetesinde çalıştığım 1980’li yılların sonunda defterimden bu sayfayı gazete köşemde yayımlamıştım. Gazetenin kupürü yıllar sonra tesadüfen elime geçti. Belki okuyan bazı ebeveynlerin kendilerini gözden geçirmelerine vesile olur umuduyla yeniden paylaşıyorum.

Sevgiyle, Hoşça olun.

Nil Gün

 

HATIRA DEFTERİNDEN BİR SAYFA

19 Mayıs 1968

Yine sana sığınıyorum, sevgili defterim…

Gençliğini, bastırılmış duyguların çalkantılarıyla geçirmiş, hâlâ da geçirmekte olan yetişkinlerin(!), yitirdikleri gençliklerinin ardından duydukları öfkeyi, çaresizliği kustukları, hedef tuttukları kesim gençlik. Yani biz…

Keşkelerle geçmiş yıllar… Yaşanmışlıklar… Yılların eskittiği nüfus kâğıdının ardına sığınarak otorite kurma özlemi. Sanki yaş, olgunlaşmayı garantiliyormuş gibi… Olgunlaşmak deneyim birikimiyle olur. Korkarak atılan her adımda ne gibi bir birikim olabilir ki? Korku birikiminden başka…

Ben kendimi tanımak istiyorum. Hata yaparak. Kendi hatalarımdan öğrenerek. Sobaya parmağını dokundurmanın sana acı vereceğini, sen dokunarak öğrendin, sevgili büyüğüm. Bana sobanın, değdirirsem parmağımı yakacağını söyleyebilirsin. Ama acıyı hissettirebilir misin? Sana anne-baban hissettirebildi mi?

Bana sürekli nasihat ediyorsun. Ben ise hayatına bakıyorum. Hiç de mutlu, doyumlu bir hayatın yok. Öyleyse bana nasihat verme hakkını kendinde nasıl buluyorsun? Sana mı benzeyeyim? Bencil, korkak ve sevgisiz olayım?

Bana davranışlarınla örnek olmanı isterdim bir büyük olarak. Sana hayranlık duyarak, senin gibi olmak isteyerek, sana saygı göstererek deneyimlerinden yararlanmayı zevkle kabul ederdim. Ama olmak istediğim biri değilsin. Hâlâ başkaları için yaşıyorsun. Başkaları senin hakkında ne düşünür, başkaları acaba nasıl davranırsan seni onaylar, başkaları üzerinde nasıl hâkimiyet kurarak güçsüzlüğünü örtbas edersin diye geçiriyorsun yaşamını…

Kurmaya çalıştığın hâkimiyet, yani güç gösterisi ya biz çocukların, ya da karın veya kocan üzerinde, ya da para veya ünvana sahipsen etrafındaki senden güçsüz pozisyonlarda olanlar üzerinde oluyor. Nüfus kâğıdını eskitmişsin. Ama gerçek gücün, içsel güç olduğunu, özgüvenden, üretmekten, yaratıcı olmaktan, sevgiden kaynaklandığını hâlâ öğrenememişsin.

Senin mülküm olduğunu sanıyorsun. Sadece senin sperminden ya da yumurtandan dünyaya gelmeyi seçen bir canlıyım ve bireyim. Saygı görmeye hak kazanmak için bana gerçekleri öğretmelisin. Kendi çarpık realiteni değil. Realitenin çarpık olduğunu nereden mi biliyorum? Sonuçlarından.Senin yaşamını gözleyerek…

Ben senin hiçbir zaman sahip olmadığın sevginin garantisi değilim. Sırf çocuğun olduğum için… Eğer beni gerçekten seviyorsan, kanatlarımı kullanmayı öğret ki, uçabileyim, kökümü sağlamlaştır ki ayağım yere bassın. Bana öğrenci olarak part-time iş imkânı sağla, ya da tam gün çalışacak biri istiyorsan, bu tam günü bir arkadaşımla sorumluluğu paylaşarak, iki part-time gencin üretime katkıda bulunmasını sağla. Böylece hem okuyabileyim, hem de kendi yaşamımı yönlendirebileyim.

Deneyim kazanmak pratikten geçer. Bana imkân ver, nasihat değil… Kendim olmak istiyorum. Hatalarımla, sevaplarımla… Her mezarlığın önünden geçerken, her taşın altında “keşke”lerle dolu bir yaşam geçirmiş, yok olmuş insanları düşünüyorum. Başkaları ne düşünecek diye toplum korkusuyla, kendi hayatlarını yaşayamamış insanların kemik yığınlarını düşünüyorum.

Kimlik arayışı çabam da bana destek değil, köstek oluyorsun. Sana benzemek istemiyorum, anlamıyor musun? Özgürce hata yapmak, özgürce sorumluluğumu idrak etmek için çekeceğim acıları ve sevinçleri tatmak istiyorum.

Ben, korkunun değil, sevginin yönlendirdiği bir dünyayı kurmak istiyorum.

Seni seviyorum, sevgili büyüğüm. Ama seni saymamı istiyorsan, saygıyı hak et. Senin dünyan yıkıcı değerler üzerine kurulu. Güvensizliği, korkaklığı, ikiyüzlülüğü, ezikliği, boyun eğmeyi, savaşı öğreten bir dünya… Ben yeni bir dünya istiyorum.

Özgüvene, cesarete, dürüstlüğe, içsel güce, paylaşmaya, barışa ve sevgiye saygı gösteren bir dünya…

Çünkü ben çocuklarıma bunları öğretmek istiyorum. Kendi yaşantımı örnek göstererek…

Özgürlük, sorumluluktur da. Bunu ben biliyorum. Anne-baba olmak için diplomaya gerek olsaydı, acaba sen sınavı verebilir miydin? Sınavın koşulları, öfkeyi, şiddeti, yargılamayı ve sabit fikirliliği yenmek olsaydı… Sevgiyi, hoşgörüyü, şefkati, anlayışı, coşkuyu, yaşama bağlılığı bilmek olsaydı… Acaba geçer not alabilir miydin?

Gençliğimi ve tüm hayatımı “keşke”siz yaşamak istiyorum… Özgürce… İnsanca…

<div class="social4i" style="height:82px;"> <div class="social4in" style="height:82px;float: left;"> <div class="socialicons s4twitter" style="float:left;margin-right: 10px;padding-bottom:7px"><a href="https://twitter.com/share" data-url="https://dergi.kuraldisi.com/hatira-defterinden-bir-sayfa/" data-counturl="https://dergi.kuraldisi.com/hatira-defterinden-bir-sayfa/" data-text="Hatıra Defterinden Bir Sayfa" class="twitter-share-button" data-count="vertical" data-via=""></a></div> <div class="socialicons s4fblike" style="float:left;margin-right: 10px;"> <div class="fb-like" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/hatira-defterinden-bir-sayfa/" data-send="true" data-layout="box_count" data-width="55" data-height="62" data-show-faces="false"></div> </div> </div> <div style="clear:both"></div> </div> <p><img decoding="async" class="alignleft wp-image-3760 size-thumbnail" src="https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2018/02/JW0rM3p-150x150.jpeg" alt="" width="150" height="150" />1952 yılında doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda okudu.<br /> 1972 yılında gittiği Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde on dört yıl sürekli, on iki yıl da aralıklarla yaşadı. Kaliforniya’da alternatif sağlık, alternatif eğitim, insan potansiyeli ve hümanistik psikoloji alanlarında eğitim gördü.<br /> Zihin Bilimi, Hipnoterapi, Reiki, Rebirthing, NLP ve kinesiyoloji eğitimleri aldı. California Jaycee’s organizasyonunda uzun yıllar bireysel gelişim alanında hizmet verdi. Sorunlu çocukların gittiği okullarda gönüllü çalıştı.<br /> International Council for Self-Esteem Türkiye temsilcisidir.<br /> Türkiye’de ilk kez 1993 yılında hipnoterapi yöntemiyle ağrısız ve ilaçsız, suda doğum yaptırdı.<br /> Basın dünyasında birçok dergide ve Güneş gazetesinde araştırmacı gazeteci ve köşe yazarı olarak çalıştı. Dört yıl Bilar ve Bilsak’ta haftalık konferanslar verdi. Değişik radyolarda (Enerji FM, Show Radyo, Best FM ve Radyo TRT1) Kuraldışı ve Ötesi adlı psikoloji ve bireysel gelişim eksenli programlar hazırlayıp sundu. TGRT’de hafta içi her gün, Nil Gün ile Yeni Bir Gün adıyla bir sohbet programı yaptı. Radikal gazetesinde psikoloji ağırlıklı dizi yazıları yayımlandı.<br /> Cine-5 kanalında Çekim Yasası programını hazırlayıp sundu. (2007)<br /> Amerika’da 1981, Türkiye’de 1989 yılından beri, bireysel ve kurumsal workshop çalışmaları yapıyor.<br /> Bireysel gelişim kavramının Türkiye’ye girmesinde ve birçok yayınevine yaptığı danışmanlıkla bu alandaki yayınların tanınmasında öncü oldu. Ayrıca uzun yıllardır ideali olan, okullara Özsaygı (Self-Esteem) derslerinin girmesi için ilk adımı attı ve özel bir okulda Özsaygı dersleri vermeye başladı.<br /> Çok sayıda kitabı, çevirisi; hipnomeditasyon, zihin programlaması, motivasyon ve çocuk eğitimi CD’si vardır. Ayrıca Bütünsel Kinesiyoloji alanında yaptığı çalışmaları içeren, Bedenin Bilgeliği adında kapsamlı bir DVD çıkarttı.<br /> Öncelikli hedefi, Bütünsel Kinesiyoloji (PiKi) eğitmenleri ve danışmanlar yetiştirerek eğitim, sağlık ve iş hayatı alanlarında topluma yararlı olmaktır.</p> <span class="et_social_bottom_trigger"></span>
Share This