Daha iyi bir deneyim için izninizi istiyoruz

Sitemizin düzgün çalışması ve deneyiminizi geliştirmek için çerezlerden yararlanıyoruz. Tercihlerinizi dilediğiniz zaman değiştirebilir, çerezlerle ilgili ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamızdan ulaşabilirsiniz.

Dahil etme ile müdahale etme

arasındaki ince çizgide yürüyüş

Tehlikeli doğrusu.

Nasıl yanında olur da her şeyine karışmam?

Nasıl sever ama bunaltmam?

Nasıl ardından yürür; önüne geçmem?

İhtiyaçlarına duyarlı olur; haddimi aşmam?

Ah, işte bu ebeveynlik sanatının özü.

Burada bütün dram ve büyü,

Hayattaki en tarifsiz muamma…

Ne bir formül ne tahmin, ne avuntu,

Yalnız hep bilinmeze adım atmanın tansiyonu.

 

Biz ebeveynler bütün kibrimizle çocuklarımıza duyduğumuz sevginin nadir bulunan bir sevgi olduğunu ve onları sadece bizim böylesine sevdiğimizi iddia etmekle ünlüyüzdür. Sık sık yaptığımız her şeyi çocuklarımız için ve daima mümkün olan en saf niyetlerle yaptığımızı ileri süreriz. Bense bu fanteziyi yıkmak için buradayım. Ah! Biraz canınız yanacak.

Öncelikle, çocuklarınızı gerçekten de, üstelik tarif edilemeyecek kadar çok sevdiğiniz konusunda sizi temin edeyim. Hatta onları hayatta herhangi bir başka insanı sevdiğinizden daha çok seviyorsunuzdur. Gelgelelim tuzak şu ki sevginizin büyük bölümü -sizi üzecek olan kısım geliyor- kontrol ve sahiplik konusundaki açlığınızdan besleniyor. Sevginizin gerçek ve koşulsuz olduğunu sanıyorsunuz ama aslında değil. Sevginiz çoğu zaman bir tür kontrol olarak tezahür ediyor. Bu gerçeği görene dek çocuklarınızla ilişkiniz acı dolu olacaktır. Yüzde yüz.

Kontrol ve sahiplik ihtiyacımız başka hiç kimsenin karşısında çocuklarımız karşısında olduğu kadar güçlü değildir. Çocuklarımızın sorumluluğu 7-24 bizde olduğu için onların “bize ait” olduğunu ve bize ait olduklarına göre de düşünceleri, hisleri ve davranışlarının da bize -hatta kendilerinden çok bize- ait olduğunu düşünürüz. Bilinçdışımızda çocuklarımızın biz nasıl istiyorsak öyle davranmasını ve hayatlarını bizim gündemimize göre yaşamasını bekleriz. Bunu yapmadıklarında birer kontrol manyağına dönüşüp, bizim istediklerimizi yapmalarını sağlamak için çeşitli manipülatif yollara başvururuz. En yaygın taktiklerimiz neler midir? Öfke ve cezalandırma. Bunlar işe yaramadığında da onları sessizliğimizle, duygusal olarak geri çekilerek, hatta ihmal ederek cezalandırdığımız olur.

Bir düşünün. Hayatınızdaki yetişkinleri çocuklarınıza yaptığınız gibi kontrol etmeye çalışıyor musunuz? Yetişkinler söz konusu olduğunda iki kez, hatta on kez düşünmüyor musunuz? Daha nazik, daha affedici ve daha sabırlı değil misiniz? Bir arkadaşınız yemeğe geç kalırsa, anahtarlarını evde unutursa, bulaşık makinesini boşaltmayı unutursa ya da siz onunla zaman geçirmek isterken o bunu istemezse öfkeden kendinizi kaybeder misiniz? En sevdiğiniz kitabınızı ya da kolyenizi kaybederse ona avazınız çıktığı kadar bağırır mısınız? Onu utandırır ve cezalandırır mısınız ya da sevginizi veya değer verdiği bir şeyi ona vermeyi reddeder misiniz? Bunlardan herhangi birini bir başka yetişkine kolay kolay yapacağınızı sanmıyorum. Durur ve yapacağınız şeyin sonuçlarını ciddi ciddi gözden geçirirsiniz.

Neden ebeveyn olduğumuzda çocuklarımıza da aynı saygıyı göstermeyiz? Çocuğumuz sırt çantasını unuttuğunda neden ona çığlık çığlığa bağırırız? Kazağını ya da telefonunu kaybettiğinde neden onu cezalandırıp utandırırız? Tek neden, çocuklarımızın bize ait olduğunu, bu yüzden de tüm bunları yapmaya hakkımız olduğunu düşünmemizdir. Her şey sahiplik ve kontrolle ilgilidir. Ve trajik ironi nerededir, biliyor musunuz? Bunun çocuklarımıza sevgi göstermenin doğru yolu olduğuna inanırız. Hatta bazen buna “bağrına taş basmak” deriz.

Sevgi böyle mi olmalıdır? Böyle sevilmek size kendinizi iyi hissettirir mi? Bana kesinlikle hissettirmez. Arkadaşlarınızın ya da partnerinizin sizi böyle sevmesini ister misiniz? Sevgi neden ceza ve kontrol içersin? Neden empati, şefkat, birliktelik ve bağ kurmayı içermesin? Sevgi beraberinde kontrol getirmemelidir; ancak ebeveynliğimizin büyük kısmı kontrole dayanır. Geleneksel ebeveyn sevgisi sadece pür, gerçek sevgi değildir; sevgi + sahiplik + kontroldür.

Share This