İnançlarını Değiştirdiğinde Hayatın Değişir.

Özdeşleştiğin inançlarından özgürleştiğinde düşüncenin yaratıcılık fonksiyonu devreye girer.

Evren, bizim inançlarımızla ve algılamalarımızla sınırlı değildir. Ama bizim anlayışımız genişleyerek evrenin sınırsızlığına ulaşacak potansiyele sahiptir.
Hayatımız da öyle. Bizi kısıtlayan, sabote eden inançlarımızla hayatımızın ne kadar zengin olabileceğinin farkına varmıyoruz.
Alışkanlıklar inanç ve algılamalarımızın kendi kendisini besleyen döngüleridir.
Bütünsel Kinesiyoloji (PiKi), iradenin ve pozitif düşüncenin ötesinde bir inanç değiştirme(k) sistemidir. Bireysel gelişimin hızını artıran bir uygulamadır. Bireylere uygulanabilen, gruplara öğretilebilen, kolaylıkla hayata geçirilebilen bir sistemdir.
Realitemizi “inançlarımızla” inşa ediyoruz. Bilinçaltı inançlar, bilinçaltı programlarını oluşturuyor. Tıpkı bilgisayardaki software gibi. Bu çekirdek inançlar ana rahmine düştüğümüz andan itibaren altı yaşına kadar oluşuyor. Yani altı yıl artı dokuz ay.
Bu inançların filtrelerinden hayatı ve kendimizi algılıyoruz. Bu algılarımızla davranışlarımızı oluşturuyoruz.
Değiştirmek istediğimiz davranışları sadece afirmasyonlarla, pozitif düşünceyle ve iradeyle değiştiremememizin nedeni, bu inançların programlarının bizim bilinçli isteklerimizle uyum içinde olmamasından kaynaklanıyor. Bilinçaltı programımız, irademizin gücüne daima galip geliyor. Çünkü kendince bizi “değişimin tehlikelerinden” korumaya çalışıyor.
Çoğu insanın bilinçaltı programlamasında özdeğer, özsaygı, sağlık, kilo, ilişkiler, özgüven, kariyer ve maddi bolluk gibi konularda kendisini sınırlayıcı inançlar yer alır.
Bizi sabote eden inançların ne olduğunu bilirsek bunları değiştirmek de mümkün olur.

Nil Gün

Bütünsel Kinesiyoloji (PİKİ)

Share This