İnsan dünya gezegeninde var olduğu andan itibaren hep yaşamını sürdürme çabası vermiş durmuş. İşe öncelikle yemek, içmek ve barınak bulmakla başlamış. Sonra sıra eş bulmaya gelmiş. Bu ihtiyacını da sağlayan insan, bu kez içinde bulunduğu kabile ya da toplumda kendisini diğer insanlardan üstün ya da farklı kılacak bir kimlik arayışına girmiş. Kimlik bulma basamağından sonraki basamak ise sevgi arayışı…
Yirminci yüzyılın sonuna yaklaşırken, insanların büyük çoğunluğunun takılıp kaldığı basamak, kimlik arayışı basamağı.
En büyük yanılgı ise bunun dışarıdan bulunacağının sanılması… Çoğu insan kendisinin dışında olan bir şeye sahip olarak kimliğini bulacağını sanıyor.
Günümüzde en popüler ve geçerli kimlikler, unvan, para, politik güç, şöhret, güzellik gibi şeyler. Bunlar diğer insanlar üzerinde egemenlik kurabiliyor, insanları peşinden sürükleyebiliyor. Bu kimliklerle insan “önemli” oluyor…
Kasları güçlü, yakışıklı delikanlı, güzelliği ün salmış genç kız, okulunda, çevresinde popüler olarak kimlik buluyor. En pahalı arabaya sahip olmak, şöhretli kadınlarla beraber olmak, çevresinin korktuğu azılı bir çetenin üyesi olmak. Dindarlıkta kimseye pabuç bırakmayan olmak, entelektüel olmakla övünen üstün(!) insan olmak. En erkek olmak, en dişi olmak. Falanca kişinin arkadaşı, dostu olmak. En güçlü “dayıya” sahip olmak. Kocasının kendisine en çok takı aldığı kadın olmak. Etrafında en çok yağcısı olan politikacı olmak. Pavyonda herkese içki ısmarlayan, bol bahşiş bırakan para babası olmak. En iyi patinaj çeken trafik teröristi olmak, kadın sürücüleri yolda sıkıştıran kamyon şoförü olmak. Paşa karısı olduğu için albay karılarıyla aynı masaya oturmaya tenezzül etmeyen kadın olmak, trafik görevlisini sürgünle tehdit eden milletvekili yeğeni olmak. Hayali ihracatta büyük vurgunu başardığı için ülkesinde bir kahraman olarak omuzlarda taşınan insan olmak…
Listenin sonu gelmez. Bütün bu kimliklerde ortak olan bir şey var ki hepsinin geçici olması…
Geçici olan bir şey kişiye nasıl bir kimlik verebilir ki?
İnsanın gerçekten aradığı şey kişilikli insan olmaktır. Kimlik bulma arayışının altında yatan asıl şey, insanın kendisini bulma güdüsüdür.
Ne yazık ki günümüzde, geçici şeylerle kendisini var edebileceği yanılgısının bilinçsizlik çukuruna düşmüş insanlık ailesinin çoğu üyesi.
Kişilikli insan, gerçekten saygı duyulan insandır.
Kişilikli insan, tutarlı, özü sözü bir olan insandır.
Kişilikli insan, dürüst, özgüvene sahip, başkalarına değer vermeyi, saygı göstermeyi bilen insandır.
Kişilikli insan, gücünü özünden alan insandır.
İnsanın gelişim sürecinde kimlik bulma ihtiyacı on üç-yirmi bir yaş arasındaki döneme tekabül eder.
Ve dünya, işte bu dönemde takılmış kalmış yetişkin insan bedenine sahip çocuklarla dolu.
Ve dünyayı onlar yönetiyor. Tüm dünyanın içinde bulunduğu acıklı manzara! İnsanlığı yok etme yarışının günahını, kadere ya da ‘Tanrı’ya mı yüklüyoruz yoksa? Başkalarını suçlamakta kullandığımız işaret parmağımız dışındaki diğer üç parmağımız kimi gösteriyor dersiniz?
Sevginin kozmik bağlayıcı gücüyle hoşça olun.

<div class="social4i" style="height:82px;">
<div class="social4in" style="height:82px;float: left;">
<div class="socialicons s4twitter" style="float:left;margin-right: 10px;padding-bottom:7px"><a href="https://twitter.com/share" data-url="https://dergi.kuraldisi.com/sen-kimsin/" data-counturl="https://dergi.kuraldisi.com/sen-kimsin/" data-text="Sen Kimsin?" class="twitter-share-button" data-count="vertical" data-via=""></a></div>
<div class="socialicons s4fblike" style="float:left;margin-right: 10px;">
<div class="fb-like" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/sen-kimsin/" data-send="true" data-layout="box_count" data-width="55" data-height="62" data-show-faces="false"></div>
</div>
</div>
<div style="clear:both"></div>
</div>
<p><img decoding="async" class="alignleft wp-image-3760 size-thumbnail" src="https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2018/02/JW0rM3p-150x150.jpeg" alt="" width="150" height="150" />1952 yılında doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda okudu.<br />
1972 yılında gittiği Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde on dört yıl sürekli, on iki yıl da aralıklarla yaşadı. Kaliforniya’da alternatif sağlık, alternatif eğitim, insan potansiyeli ve hümanistik psikoloji alanlarında eğitim gördü.<br />
Zihin Bilimi, Hipnoterapi, Reiki, Rebirthing, NLP ve kinesiyoloji eğitimleri aldı. California Jaycee’s organizasyonunda uzun yıllar bireysel gelişim alanında hizmet verdi. Sorunlu çocukların gittiği okullarda gönüllü çalıştı.<br />
International Council for Self-Esteem Türkiye temsilcisidir.<br />
Türkiye’de ilk kez 1993 yılında hipnoterapi yöntemiyle ağrısız ve ilaçsız, suda doğum yaptırdı.<br />
Basın dünyasında birçok dergide ve Güneş gazetesinde araştırmacı gazeteci ve köşe yazarı olarak çalıştı. Dört yıl Bilar ve Bilsak’ta haftalık konferanslar verdi. Değişik radyolarda (Enerji FM, Show Radyo, Best FM ve Radyo TRT1) Kuraldışı ve Ötesi adlı psikoloji ve bireysel gelişim eksenli programlar hazırlayıp sundu. TGRT’de hafta içi her gün, Nil Gün ile Yeni Bir Gün adıyla bir sohbet programı yaptı. Radikal gazetesinde psikoloji ağırlıklı dizi yazıları yayımlandı.<br />
Cine-5 kanalında Çekim Yasası programını hazırlayıp sundu. (2007)<br />
Amerika’da 1981, Türkiye’de 1989 yılından beri, bireysel ve kurumsal workshop çalışmaları yapıyor.<br />
Bireysel gelişim kavramının Türkiye’ye girmesinde ve birçok yayınevine yaptığı danışmanlıkla bu alandaki yayınların tanınmasında öncü oldu. Ayrıca uzun yıllardır ideali olan, okullara Özsaygı (Self-Esteem) derslerinin girmesi için ilk adımı attı ve özel bir okulda Özsaygı dersleri vermeye başladı.<br />
Çok sayıda kitabı, çevirisi; hipnomeditasyon, zihin programlaması, motivasyon ve çocuk eğitimi CD’si vardır. Ayrıca Bütünsel Kinesiyoloji alanında yaptığı çalışmaları içeren, Bedenin Bilgeliği adında kapsamlı bir DVD çıkarttı.<br />
Öncelikli hedefi, Bütünsel Kinesiyoloji (PiKi) eğitmenleri ve danışmanlar yetiştirerek eğitim, sağlık ve iş hayatı alanlarında topluma yararlı olmaktır.</p>
<span class="et_social_bottom_trigger"></span>