Hayatınızın amacını nasıl bulursunuz?

Steve Pavlina yarım saatten daha kısa bir sürede hayattaki en önemli sorunuza nasıl cevap bulacağınızı anlatıyor.

İşinizden, günlük sorumluluklarınızdan söz etmiyorum ne de uzun vadeli hedeflerinizden. Dünyada oluşunuzun asıl sebebinden bahsediyorum, varoluşunuzun gerçek sebebinden.

Belki de biraz nihilistik bir yapınız var ve ne hayatın anlamı olduğuna ne de bir amacı olduğuna inanıyorsunuz. Fark etmez. Bir amacınız olduğuna inanmamanız o amacı keşfetmenizi engellemez, tıpkı yerçekimine inanmamanın yerde durmanızı engellemediği gibi. İnanmamanız sadece işinizin biraz daha uzun sürmesine neden olur, o kadar. Yani başlıktaki yirmi dakika kısmını kırk yapın (o kadar mı inatçısınız, peki altmış yapın). Tabii hayatınızın bir amacı olduğuna inanmıyorsanız muhtemelen bu söylediğime de inanmıyorsunuz, öyle bile olsa ne kaybedersiniz? Sadece bir saat. Peki ya varsa, değmez mi?

Bruce  Lee’den bir anekdot aktaralım önce. Bir dövüş sanatları ustası, Bruce Lee’den dövüş sanatlarıyla ilgili bildiği her şeyi kendisine öğretmesini ister. Bruce Lee iki fincan alıp ikisini de ağzına kadar doldurur. “Bu fincan” der “dövüş sanatlarıyla ilgili senin bildiklerini temsil ediyor. Diğeri de benim bildiklerimi. Fincanını benim bildiklerimle doldurmak istersen önce kendi bildiklerini boşaltman gerekir.”

Hayattaki gerçek amacınızı keşfetmek istiyorsanız bugüne kadar size amaç olarak öğretilen her şeyi zihninizden atmanız gerekecek (buna bir amacınız olmadığı düşüncesi de dâhil).

Pekâlâ, bu amacı nasıl bulacaksınız? Bunun pek çok yöntemi var ama ben size çok basit bir teknik anlatacağım. Bu sürece kendinizi açtıkça da işlerin hızla ilerlediğini göreceksiniz. Ama açık olmamanız ya da kuşkularınızın olması ya da bunun tümden zaman kaybı olduğunu düşünmeniz sonucu değiştirmez sadece biraz daha uzatır.

İşte şunu yapacaksınız:

  1. Boş bir kâğıt alın ya da bilgisayarda boş bir sayfa açın.
  2. En üste “Hayattaki gerçek amacım nedir?” sorusunu yazın.
  3. Hemen bu soruya cevap verin. Aklınıza ilk gelen şeyi yazın. Düşünmeyin. Tamamlanmış bir cümle olması gerekmez, kısa bir ifade yeter.
  4. Üçüncü adımı tekrarlayın; ta ki ağlayana kadar. Sizi ağlatan cevap hayatınızın amacıdır.

İşte bu kadar. Ne iş yaptığınız hiç önemli değil. doktor, mühendis, boksör… Amacınız bambaşka bir şey çıkacak, büyük ihtimalle. Bazıları bu egzersizi gayet makul ve anlamlı bulur kimilerine de deli saçması gelir. Kafanızda o ampulün yanması genellikle on beş yirmi dakika alır. Yanlış cevaplar zihninizden ve hatıralarınızdan gelir. Ama doğru cevabı bulduğunuzda onun tamamen farklı bir kaynaktan geldiğini hemen anlarsınız.

Hayatını haddinden fazla bir düşük-farkındalıkla sürdüren birinin bütün yanlış cevapları zihninden boşaltması bir saatten fazla sürebilir. Ama ısrarcıysanız yüzüncü ya da iki yüzüncü veya belki de beş yüzüncü cevaptan sonra aniden içinizde bir duygu uyandıran cevaba ulaşırsınız. Bu tekniği daha önce uygulamadıysanız aptalca bulabilirsiniz. Bulun. Önemli değil. Yine de devam edin.

Yazmayı sürdürdükçe bazı cevaplar birbirine benzeyecektir. Hatta önceden yazdığınız şeyleri tekrarlayabilirsiniz de. Sonra başa dönüp başka bir konuda on, on beş cevap daha yazarsınız.

Sürecin bir noktasında (tipik olarak elli ila yüz soru arasında bir noktada) her şeyi bırakıp vazgeçmek isteyebilirsiniz. Kalkıp başka bir şeyle uğraşmak için çeşitli bahaneler ileri sürebilirsiniz. Bu isteğe direnin ve yazmaya devam edin. Vazgeçme isteği geldiği gibi bir anda yok olacak.

Bazı cevapların küçük duygu kıpırtılarına yol açtığını fark edebilirsiniz ama sizi ağlatmaz bunlar, belki biraz gözünüz dolar. Bu cevapları renklendirin ya da altını çizin ki yeniden dönüp bu çeşitlemelerini oluşturabilesiniz. Bunlar amacınızın bazı yönlerini vurgular ama tek başına eksik kalır. Bu tür cevaplar vermeye başladığınızda ısındığınızı hissedersiniz. Devam edin.

Bu süreci yalnız başınızayken ve kesintiye uğratmadan tamamlamanız önemlidir.

Benim bu egzersizi tamamlamam yirmi beş dakikamı almıştı. Aradığıma 106. cevapta ulaştım. Bu asıl cevapla ilişkili küçük parçalar (minik kıpırtılar) kendilerini 17, 39 ve 53. cevaplarda göstermişti. Her şeyi öylece bırakıp kalkıp gitme isteği de 55-60 arasındaki cevaplarda gelmişti. 80. cevapta yazmaya biraz ara verip iki dakikalığına gözlerimi kapatıp zihnimi temizlemiştim. Bu küçük aranın sürece yardımı olmuştu.

Benim son cevabım şuydu: Bilinçli ve cesur bir şekilde yaşamak, sevgi ve şefkatle rezonasta olmak, başkalarının içindeki yüce ruhu harekete geçirmek ve bu dünyada huzur içinde yaşamak.

Size neden burada olduğunuzu söyleyen kendi eşsiz cevabınızı bulduğunuzda ruhunuzun derinliklerinden hissedeceksiniz bunu. O kelimelerin adeta size özel bir enerjisi olacak, okur okumaz hissedeceğiniz bir enerji.

Ama bilin ki hayatınızın amacını keşfetmeniz işin kolay kısmı. Asıl zor olanı günlük yaşamınızın hayhuyu içinde amacınızı daima içinizde tutup onu gerçekleştireceğiniz günü hazırlamak olacak.