Sitemizin çalışması için zorunlu çerezler kullanılır. Ziyaretleri ölçmek (analitik) ve size uygun reklam göstermek (pazarlama) için kullandığımız çerezler ise yalnızca onay verirseniz çalışır.

Geçen hafta Bhutan’daydım. Dünyanın en etkileyici Budist tapınaklarından biri olan Tiger’sNest’e, Taktsang Manastırı’na çıktım.

“Çıktım” diyorum, çünkü oraya ulaşmanın başka yolu yok. Vadi tabanından yaklaşık yedi yüz elli metre yükselmeniz gerekiyor. Hayatımda gerçek anlamda trekking yapmamış biri olarak, yürüyüş başlamadan önce ciddi tereddütlerim vardı. Yapabilecek miydim? Bedenim dayanabilecek miydi? Yarı yolda kalır mıydım?

Oğlumla birlikte yürümeye başladık.

Ve tuhaf bir şey oldu.

Uçtuk.

Bugünkü halimle çıkabileceğim en sıkı tempoyla ilerledim. Ne bedenimden şikâyet ettim ne de yol gözümde büyüdü. Gözüm yukarıdaydı.

Tiger’sNest’in efsanesi de bir uçuşla başlıyor. Rivayete göre Guru Rinpoche, sekizinci yüzyılda bir kaplanın sırtında uçarak buradaki mağaralardan birine gelmiş ve uzun süre meditasyon yapmış. Manastırın “Kaplan Yuvası” adı buradan geliyor.

Ben elbette bir kaplanın sırtında değildim. Ama o gün, kendi bedenim ve imkânlarımla neredeyse uçarak çıktım.

Üstelik düşmekten ödüm patlar.

Ama çıkarken bu korku bir kez dahi aklıma gelmedi. Yolun, yüksekliğin ve yorgunluğun farkındaydım; yine de tek düşündüğümüz, Tiger’sNest’e ulaşmaktı.

Ulaştık.

İkimizin de gözleri parlıyordu. Yalnızca oraya varmış olmak bile benim için büyük bir tatmindi. Kendimle gurur duyuyordum. Hatta oğlum Tiger’sNest’e tırmandığını yazan tişörtlerden aldı.

Bir süre sonra dönüş başladı.

Çiseleyen yağmur giderek şiddetlendi. Çıkarken hissetmediğim dizlerim konuşmaya başladı. Yol kayganlaştı; taşları, çamuru, hatta at pisliklerini fark eder oldum. Birkaç kez kaydım.

Çıkarken aklıma gelmeyen korku, inişte benimle yürümeye başladı:

Düşeceğim.

Endişelendikçe her adımımı kontrol etmeye çalışıyor, ama uğraştıkça daha çok kayıyordum.

Aynı dağdı.

Aynı yoldu.

Aynı bendim.

Elbette yağmur şiddetlenmiş, ben de yorulmuştum. İnişin dizlerim için daha zorlayıcı olduğu kesindi. Yine de asıl farkı açıklayamıyordum.

Tükenmiş bir halde otobüse vardım.

Birkaç saat önce yukarıda gözleri ışıldayan kadın gitmiş, yerine konuşmaya mecali kalmamış biri gelmişti. Bize eşlik eden Bhutanlı rehbere, “Bu deliliği bir kere daha yaparsam tapınaktaki rahipler ya beni aralarına keşişe olarak kabul edecekler ya da Sevgili Guru Rinpoche’nin uçan kaplanıyla indirecekler,” dedim.

Ardından yanımda oturan oğluma, “Ne değişti? Bizi dönüşte bu kadar zorlayan neydi?” diye sordum.

Meğer cevabı bu kadar basitmiş:

“Anne, çıkışta bir hedefimiz vardı: Tiger’sNest’e ulaşmak. İnişte varacağımız yer tur otobüsüydü.”

Çıkarken her adım bizi zirveye götürüyordu. Her virajın, yokuşun, engelin ve nefeslenmenin bir anlamı vardı, dönüşte ise yalnızca bizi bekleyen bir otobüs…

Sonradan, uzun zamandır trekking yapan bir arkadaşımla konuşurken bana, “İniş her zaman çıkıştan daha zordur,” dedi.

O an kendime şunu sordum:

Aslında öğrenilmesi gereken şey, inebilmek mi?

Ve bunu hayatın tamamına uyarlayabilmek mümkün mü?

Çıkarken insanın gözü yerdeki pisliği görmüyor, bedeninin sınırlarını duymuyor. Önünde bir hedef varsa beklenmedik bir güç buluyor kendinde.

Biraz arzu, merak ve gözü karalık…

Rüzgârı da arkasına aldı mı, kaplanın sırtında uçuyormuş gibi çıkabiliyor.

Bir yere varıyoruz. İstediğimiz işi alıyor, bir kitap yazıyor, bir çocuğu büyütüyor, bir ev kuruyor, yıllarca peşinden gittiğimiz hayale ulaşıyoruz.

Sonra?

Zirvede sonsuza kadar kalınmıyor.

Eninde sonunda iniş başlıyor.

Belki asıl mesele de burada.

Belki hayatta da inmeyi düşmekle karıştırıyoruz.

Bir dönemin bitmesini, eskisi kadar kuvvetli olmamayı, bir unvanı bırakmayı, çocukların büyüyüp gitmesini, yaş almayı ya da bir arzunun bizi eskisi gibi çağırmamasını…

Aşağı doğru giden her hareketi düşüş sanıyoruz.

İnişin aslında yolun bir parçası olduğunun farkında bile değiliz…

Tiger’sNest’e çıkmak, kendim hakkında bilmediğim bir şeyi gösterdi bana: Yapamayacağımı düşündüğüm bir şeyi yapabiliyordum. Bununla da mutluydum.

Ama dağın asıl öğretisi benim için dönüş yolunda saklıydı.

Belki de inmeyi öğrenmek, zirvenin ötesinin bazen yalnızca bir tur otobüsü koltuğu olduğunu fark etmek ve yine de yolun keyfini çıkarabilmekti.

 

Betül Varol

<div class="social4i" style="height:82px;"> <div class="social4in" style="height:82px;float: left;"> <div class="socialicons s4twitter" style="float:left;margin-right: 10px;padding-bottom:7px"><a href="https://twitter.com/share" data-url="https://dergi.kuraldisi.com/zirvenin-otesi/" data-counturl="https://dergi.kuraldisi.com/zirvenin-otesi/" data-text="Zirvenin Ötesi" class="twitter-share-button" data-count="vertical" data-via=""></a></div> <div class="socialicons s4fblike" style="float:left;margin-right: 10px;"> <div class="fb-like" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/zirvenin-otesi/" data-send="true" data-layout="box_count" data-width="55" data-height="62" data-show-faces="false"></div> </div> </div> <div style="clear:both"></div> </div> <p><img decoding="async" class=" wp-image-4669 alignleft" src="https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2018/11/IMG_1734-1-e1541663085321-225x300.jpeg" alt="" width="117" height="156" srcset="https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2018/11/IMG_1734-1-e1541663085321-225x300.jpeg 225w, https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2018/11/IMG_1734-1-e1541663085321.jpeg 480w" sizes="(max-width: 117px) 100vw, 117px" /></p> <p>1971’de Eskişehir’de dünyaya geldi. İlk, orta ve lise eğitimini memleketin değişik köşelerinde; yüksek öğrenimini ise İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde tamamladı. Çeşitli şirketlerin insan kaynakları departmanlarında çalıştı ve gene insan kaynakları alanında serbest denetçi ve danışman olarak görev aldı.</p> <p>Kendi yolunda ilerlerken en büyük tutkusunun, özellikle gençlere yollarını ararken rehberlik etmek olduğunu keşfetti ve koçluk eğitimleri aldı. Bir koç ve eğitim danışmanı olarak çalışmalarını sürdürürken NLP eğitimi alarak yetkinliğini geliştirmek için geldiği Kuraldışı’nda, önce “BEN” olunması gerektiğini fark etti. Tüm, Yaşam Okulu ve Kinesiyoloji eğitimlerini tamamladı.</p> <p>Eğitime olan tutkusunu, Yaşam Okulu’na duyduğu aşkla birleştirerek Kuraldışı Akademi’nin eğitimci eğitimi programına dahil oldu. Ardından Üsküdar Üniversitesi Uygulamalı Psikoloji Bölümü’nde yüksek lisans eğitimini tamamlayarak Psikoloji Bilim Uzmanı ünvanı almaya hak kazandı. Şarkı söylemenin yanı sıra şarkı sözü ve beste yapmakta ayrıca Kuraldışı Dergi için yazılar yazmaktadır.</p> <p>Aldığı diğer eğitimler: ICF Onaylı Koçluk Eğitimleri (Sola Unitas), Eğiticinin Eğitimi (Anadolu Üniversitesi), Etkili İnsanın Yedi Alışkanlığı (İDEA), Değişim Yönetimi (İDEA), Zaman Yönetimi (İDEA), REIKI (Third Eye, DUBAI), Mindfulness for Coaching Certification Program ve mesleki eğitimler.</p> <p>&nbsp;</p> <p>&nbsp;</p> <span class="et_social_bottom_trigger"></span>
Share This