İnsanlar ve olaylar farklı ve çeşitli, hissedilen duygular aynı ve bir.

Nereden mi biliyorum?

Yaşadım, bizzat tecrübe ettim de oradan…

Kendi karanlığından çıkmak için, gece-gündüz demeden senin “vaktini” alanlar ama ihtiyacın olduğunda bırak yardım etmeyi, halini hatırını sormayı çok görenler,

Üç kuruşluk insana beş kuruşluk değer verenler, sonra aradaki iki kuruş için satanlar, ancak hak edene hak ettiğini vermeyip, üstüne hakkını aradığında seni suçlayan, dışlayan ve direnenler,

Tüm donanımını ve potansiyelini üç paraya kapatanlar ama sen bedelini talep ettiğinde varlığını tehdit görenler,

Kendi sorununa çözüm bulmaktan aciz olanlar, ama senin çözümüne oturduğu yerden ahkâm kesenler, akıl verenler, üstüne senin başarını sahiplenenler,

Her şeyi biliyormuş gibi konuşanlar ama sen ağzını açtığında kendi egosunun duvarına çarpanlar,

Kendi gölgesinden korkanlar, kaçanlar ama senin duruşunla ezilenler, büzülenler,

İyi niyet ve paylaşımı, sömürü ile karıştıranlar,

Sağlıklı iletişim kuracağım diye kendini yırtanlar, kırmayayım, üzmeyeyim diye incelikten kırılan ama kızgınlığını bastırıp, çoğaltanlar,

Kendini harcanmış, kullanılmış, haksızlığa uğramış hissedenler ama derslerini çıkarıp bireysel sınırlarını belirleyenler,

Ne mi yaptım?

Kendi değerimi kendim biçtim ve sabrettim.

Kızgınlık enerjimle iyileşmek için adım attım ve özüme döndüm.

Kendimi ifade ederken Mevlana’nın şu dörtlüğünü hep hatırımda tuttum.

Sessizliğim asaletimdendir
Her lafa verecek cevabım var
Lakin bir söylediğim lafa bakarım laf mı diye
Bir de karşımdakine bakarım adam mı diye…

Bilirim ki İlahi Adalet var,
Bilirim ki bugün bana, yarın sana,
Bilirim ki iyilik de kötülük de benim içimde
Bilirim ki her şey zıddıyla var ve hangisi olmayı seçersem o olurum.

Şimdi acım dindi,
Fırtına bitti, gün ağardı

Giden gitti, yenisi hoş geldi.