Yine bir sabah, bedenimi her zamanki koltuğuna oturtmuş, ruhumu damdan dama atlaması, kuşların kanatlarına takılıp gökyüzünde süzülmesi için dışarıya salıvermişken ve güzel hülyalarıma dalıvermişken, telefon sesiyle irkildim.

Telefondaki bayan, dün mağazamızdan yaptığınız alışverişte bir paketinizi düşürmüşsünüz. Paketiniz B.çekmece İşkur çalışanlarından Ulviye Hanım’da deyip, iletişime geçeceğim telefon numarasını da verip iyi günler dilemişti. Ben şaşkınlıktan olacak sanırım fazla bir şey soramadan sadece teşekkür ederek bitirmiştim görüşmeyi.

Bir gün önce, büyük kızımla onun katılacağı özel bir gece için alışverişe gitmiştik. Küçük kızımı da yorulmasın, hırpalanmasın diye teyzesine bırakmıştık. İndirim sezonu olduğu için tahmin ettiğimizden daha uygun fiyata almıştık alacaklarımızı.

En son girdiğimiz mağazadan kendimize güneş gözlüğü alırken, kızlara birer tane de fotoğraf çerçevesi almıştık. Küçük kızımınkini kapıda bizi karşıladığında hemen eline tutuşturmak için ayrı paket yaptırmıştık.

Dönüşte eve yaklaştığımızda o paketi düşürdüğümü fark etmiştim. Aynısından bir tane daha var nasılsa, onu veririz diyerek üç liralık bir şeyi dönüp aramak istememiştim. Bu kadar uygun fiyata ve zahmetsiz bir alışverişin küçük bir kaybı da varsın olsun, bunda da bir hayır vardır mutlaka diye düşünmüştüm.

Telefonu kapattıktan sonra Ulviye Hanım’a telefon açıp o çerçeveyi armağan etmeyi düşünmüşsem de bundan vazgeçip, işyerine kadar gidip bu asil davranışı için teşekkür ve takdirlerimi belirtip elini sıkmaya karar verdim.

Bu beklemediğim geri dönüş yüzünden inanılmaz derecede mutlu olmuştum. Gittim ve buldum kendisini. Bana değil beyefendiye teşekkür edin, diyerek yan masadaki beyefendiye yönlendirdi beni.

Beyefendinin kulakları duymadığından, telefon görüşmesi yapamadığı için, asla tesadüf olmayan bir şekilde, paketin içine koyduğumuz faturalardaki telefon numarasından mağazayı aramasını istemiş Ulviye Hanım’dan. O da onu kırmayıp, mağazayı aramış, fatura numarasını ve adımı vermiş mağaza görevlisine. Mağaza görevlisi bayan, bilinmeyen numaralardan cep numaramı bulup bana ulaşmış. Hiç biri bu kadar işin gücün arasında üç liralık bir şey için zaman ve emek harcamaya değer mi diye düşünmemiş. 3 lira bile değil hatta 2.95 tl. ve fiyatı da üzerinde duruyordu.

Beyefendiye teşekkür ettiğimde, paketin poşetini atmak zorunda kaldığı için, benden bir özür dilemediği kalmıştı. Söylediği aynen şöyle; ”Poşet çamurun içindeydi. Onu yerden alırken etraftaki çoğu insan bana baktı ne yapıyor bu adam diye. Ama içimdeki ses al dedi ve aldım. Faturalarda mağazanın adını ve sizin adınızı görünce bunun boşa olmadığını ve size ulaştırmam gerektiğini hissettim. Poşeti çamurlu olduğu için atmak zorunda kaldım aklınıza yanlış bir şey gelmesin,” dedi.

İçimden, o kadar doğru şeyler geliyor ki aklıma, o kadar güzel ve iyi hislerle doluyum ki dedim. Çok çok teşekkür ettim. Çok fazla bir şey söyleyemedim kendisine. Kulakları duymadığı için iletişim kurmak gerçekten zordu. İçsel olarak, özümden bütün hissettiklerimi gönderdim ona. Bunu yaparken gözyaşlarımı zor tuttum.

Son günlerde içimde yoğun hissettiğim, kendime inancımın ve güvenimin, yaşama, dünyaya ve insana olan inancımın ve güvenimin, dışımda onaylanmasıydı bu muhteşem olay. Bunu derinden hissettim. Bana bir süredir kayıplar döneminin bittiğini, kazanç döneminin, verdiklerimi alma döneminin başladığını hissettiren yüreğimin doğruluğunun onaylanmasıydı. Yüreğimin içindeki güzelliklerin dışarı taşıp bana kendilerini göstermesiydi. Geçmişte ektiğim tohumların meyveleriydi.

Onca kişi içinden, sağır olduğu için belki de, içindeki sesi dinleyebilen, o sesi dinlemekten korkmayan asil beyefendiye, Ulviye Hanım’a ve mağaza görevlisi bayana harcadıkları emek ve zaman için, bir kez daha, çok çok teşekkür ediyorum.

Bana bu deneyimi yaratan ve yaşatan, buna layık olduğumu hissettiren içimdeki bilgeye, kendime de çok teşekkürler.

Geçmişte mükemmel şeyler yaşamamış olabilirim. Ama bütün yaşadıklarım mükemmel bir amaca, bugünkü mükemmelliklere hizmetti.

Geçmişimdeki bütün karanlıklar bugünkü aydınlıklara hizmetti.

Bu söylediğimi nasıl karşılarsınız bilemem ama karanlığı, karanlıklarımı seviyorum. Geçmişte de hep yaptığım gibi, karanlığın en koyusunda bile olsam, kulaklarımı dış seslere sağır edip, içimden gelen sesi dinlemeye devam etmek için kendime bir kez daha söz veriyorum.

Yaşama, dünyaya, insana, ışığa hatta karanlığa bile inanıyorum, güveniyorum. Kendime inandığım, güvendiğim kadar.