Arınmak- reddetmek….
Karıştırmıştım bir zamanlar.
İyi ve kötü duygular…
Ayırmıştım yine o zamanlar.
İçimdeki fırtınayı görmezden gelirsem, dineceğini,
Esmesindense dinmesinin iyi olacağını sanmıştım işte tam da bu zamanlar.

Arınmaya çalışmak…Arınmak tamam da bu çalışmak…biraz irkiltici ve itici gelmiyor mu kuzum size?
Sizi bilmem…ama bana hiç de cazip gelmiyor…En azından şimdi, en azından artık… Çabalamak; biraz çırpınmayı çağrıştırıyor bana. Denizde boğulmamak için çırpınmak gibi….ters…doğaya ters bir kere…denize…rüzgarda eğiliveren ağaca da…Çabalamakta sanki bir kaçış var….tırmalamak var…kalp, beden sıkışıklığı, offfff çokça iç sıkışıklığı, sıkıcılık ve… ve evet biraz da katlanmak var….İkiye-üçe- bine, ona-buna-şuna…biraz dişini sıkmak, biraz boynu omuzlar arasında sıkıştırmak,  biraz yumruğunu biraz oranı biraz buranı veeeeee biraz da…. (buranın neresi olduğunu söylemesem de olur) sıkmak.

Arınmak, arınma beklentisiyle olabilecek bir şey mi gerçekten?

Beklenti algıyı daraltır, doğallığı engeller, algıya kısıtlama getirir, hırslandırır, odaklanma dışında kalanı göstermez. Hayatın bütünselliğinden uzaklaştırır. Arınmayı beklemekle, pek de arınmak mümkün değil gibi duruyor bu durumda. Arınmak; oluveren-kendiliğindenlikle oluveren… yaşanmışlığın getirisi. Arınmak; saflaşmak, öğretilerle-üzerimize yapıştırılan ve yapıştırdıklarımızla, egoyla  özdeşleşmeyi bırakmak, sadeleşmek. Doğamızı olduğu gibi ifade etmek.

Bazen yok sayarak bazı hallerimizi ‘iyi’leştiğimize inanıyoruz, ‘kötülüklerimiz’  içinde daha da kaybolmak ne kadar ‘iyi’leşmekse artık. Bunu da ‘iyi insan’ olmak yolunda ilerliyoruz aldatmacasına kanarak yapıyoruz sanırım. ‘İyi’ olmak, çabalarla-eforla olan, karışık bir durum mu yahu? Belki de çok basittir ‘iyi’ olmak, ne dersiniz? Sadece kendi doğamızın farkında olmak. Kabul edip kendimizi, oluşumuzu yargısızca izleyerek olabilir mi peki? İyi ne kötü ne, bu ayrım kime-neye ve hangi bilinç seviyesinin yargıcına göre?

Kendimizdeki ‘kötü’lükleri reddetmek, bizi ‘iyi’ eder mi?
 
_Nasıl? İyi eder mi dediniz, anlamadım! Bana karşı mı çıkıyorsunuz? Anladım anladım sizi, meydan okuyorsunuz aklınızca .Bana ‘yanlışsın’ mı demek istiyorsunuz yani? Ben, her zaman doğruyumdur, sizinle en ufak bir tartışmaya bile giremem bu konuda. Aaaa, sakın beni değişime kapalı biri sanmayın. Ben gelişime, eleştiriye açık bir insanım canım. Beni anlamak istemiyorsunuz galiba siz.
(Hasır altına süpürüver içinde olanları ve hemen o anki halini reddet, o hiç yokmuş hatta hiç olmamış gibi davran. Topla kendini. Aydınlanmış biri gibi davran, kelimelerin arkasına saklan ve ne kadar da arınmış-iyi bir insan olduğunu kanıtla hepimize…)

_Korku mu..aaaa yok yok bende hiç yok.
( Elinin tersiyle itiver onu, sırtını dön, hatta arkanı dönüp şöyle ayağının arkasıyla küçücük bir topuk hareketiyle vuruver….vuruver ki yuvarlanıp uzaklaşsın senden korku.)

_Kızgınlık…o da ne ….hiiç ama hiç bana uğramaz kendisi…Ha o mu?  O gördüğünüz kızgınlık değil ki canım, siz beni hiç tanımamışsınız…Yooo yoooo, sakın yanlış anlamayın, ben kızmam….asla ve asla. Ben sakinim….kuşlar,kelebekler….laylay looom….Ben öfkeli değilim dedim size….aaaaah ısrar etmeyin canım…yoo yooo sesimin yükseldiğine, boyun damarlarımın fırladığına, yüzümün kıpkırmızı ve alev alev olduğuna, ağzımın köpürdüğüne bakmayın…Sanırım bir hata oldu programımda….
(Kızgınlığa da şöyle kıçınla bir savurma hareketi….Tamamdır, sen çok arınıksın-aydınlanmışsın…ya! Uçuşta her şey.)

_Efendim…duyamadım. Şimdi de kıskanç mı dediniz bana. Hem de bana! Bunu bana nasıl dersiniz!? Kıskançlığın anlamını bile bilmem ben cicim. Öyle ‘kötü’ duygularım-huylarım-davranışlarım yok benim. Bence siz beni kıskanıyorsunuz. Ben spiritüelim ayol, öyle şeyler bulunmaz bende. Ben farklıyım sizden, ben farkındalık üstüne farkındalık yaşayıp arındım ‘kötü şey’lerden…Sıyrıldım anlayacağınız ‘çirkinliklerden’. Efendim duyamadım, ne dediniz? İnsanlıktan mı sıyrılmışım? Kendimde olanı red mi ediyormuşum? Önce kabul mü edeyim? Neyi kabul edecekmişim anlamadım?  Bir şey yok ki ortada…siz kendinize bakın!

İşte böyle böyle hiç bir şey olmaz bize. Olmayan bir şeyin dönüşümü-gelişimi de olamaz..

 Peki ‘kötü’ olmayı göze alıp çeşitlilik-özgünlük-zenginlik-yaşam halleri içinde kendimizi yeniden yeniden farketsek… Belki arınma bir yan etki olarak gelir hayatımıza… ya da gelmez…İliklerinde yaşamı hissetmenin ve deneyimlemenin yanında, bir önemi var mı ki bunun?

Yaşamın doğal bir ifadesiyken biz, İYİLİK nasıl olsa olur.

Arınmanın, kendini tanımaktan-kabulden-koşulsuz sevmekten yol aldığını anlatmışlardı bana bir zamanlar.
Anlatmışlardı anlatmasına da, okumuştum bu bilgileri okumasına da, hatta ben de başkasına akıl vermiştim vermesine de o zamanlar …..
Bir şeylerin değişmesi beklentisinden özgür, içte olan ne ise onunla kalırken, huzurla:
‘Kendi yolumda, hayatın böyle bir yansımasıyım ben de, ne güzel ne güzel.’ diyebilmenin arınmışlığını, arınmanın; kendimi olduğum gibi ifade etmek olduğunu, daha yeni yeni  deneyimliyorum şimdiki zamanlar.

Umutla, sevgi ve şifayla…