Aşıya karşı olanlar, aşıdan yana olanları sağlık değil kâr gözetmekle suçluyorlar. Aşı endüstrisinin milyonlarca insanı kârlı aşı ürünlerini batıracakları iğne yastıkları olarak gördüğünü iddia ediyorlar. Aşı savunucuları da, aşı karşıtlarını bilim dışılıkla suçluyorlar. Tuhaf olan, her iki grup da birbirini çürütmek için bilimin verilerini kullanıyor.

Örneğin aşıların içinde ağır metaller, sentetik kimyasallar, GDO proteinleri bulunduğu bilgisi bilimsel bir bilgi. Ama bu muhteviyatın otizm gibi hastalıklara yol açtığı kanıtlanmış değil.

Peki “Şimdi bebeğinize içinde ağır metaller olan bir sıvı zerk edeceğim. Bu onu örneğin yılda beş vakada görülen difteriye karşı koruyacak ya da 1985’ten beri hiç görülmeyen çocuk felcine karşı koruyacak” dese, hangimiz çocuğumuzun kolunu o hemşireye gönül rahatlığıyla uzatırız?

Bir de, yakın zamanda hep birlikte tanık olduğumuz domuz gribi aşısı meselesi var. Hani şu tahminen on beş milyar dolar kâr getiren sağlık yatırımı!

Şimdi ne yapacağız? Hanginize güveneceğiz? Aşı yaptıracak mıyız yaptırmayacak mıyız?