Küçük Kırmızı Aşk Kitabı
Nil Gün

 

 

İlişki terapisti Harville Hendix, Sevgiyi Bulmak ve Korumak başlıklı kitabında bize tümüyle uygun sevgi dolu bir eş, sevgili bulma hayalinin insanın sağlıklı doğasının bir ifadesi olduğunu ve bu rüyanın gerçekleşmesinin tamamen mümkün olduğunu söylüyor.

“Nasıl bir geçmişiniz olursa olsun, kalbiniz ne çok kırılmış olursa olsun böyle bir ilişkiyi bulmanız ve sürdürmeniz mümkün” diyor Hendix. Tabii bilmeniz gerekenleri öğrenerek ve yapmanız gerekenleri uygulayarak.

Aşkı bulmak ve sürdürmek bir şans, bir tesadüf işi değildir. Aşkı bulamayan kişiler şanslarının yaver gitmediğine inanarak kendilerini kandırmaya, teselli etmeye çalışsa da gerçek sevgi bir talih oyunu değildir.

Sevgiyi bulmuş ve sürdüren kişilerin de hayatında bir zamanlar bu sevgiyi yaşadıkları sevgilileri, eşleri yoktu. Şimdi var.

Peki, nedir bu insanların bildikleri ve uyguladıkları?

Nasıldır bu insanların hayata, kendilerine ve birbirlerine bakış açıları?

Sevme becerisi nasıl kazanılır?

Her mutlu ve doyumlu ilişki farklı gibi görünse de sanıldığından çok ortak nokta vardır.

Yağmur belirli koşullar oluştuğunda yağar. Ağaçlar belirli koşullarda meyve verir, bitkiler belirli koşullarda çiçek açar. Doğada her şeyin koşulları, yasaları var; sevgiyi bulmanın ve korumanın da.

Âşık olduğumuz kişi, bizi yetiştiren insanların olumlu ve olumsuz özelliklerini taşır. Bilinçaltımız çocukluk ortamını yeniden yaratmaya çalışır. Çünkü çocukluğumuzda yaşadığımız psikolojik ve duygusal incinmeleri telafi ederek kendini iyileştirmeye çalışır. Bu nedenle âşık olduğu kişide anne babaya benzeyen “ideale en yakın” eşi bulduğuna inanır.

Gerçek mutluluk doyumlu bir ilişki içinde gerçekleşir. Doyumlu ve sağlıklı bir ilişki için eşlerin bazı farkındalıklarla ilişkiye yaklaşması sağlıklıdır.

Partneriniz sizin kurtarıcınız ya da ebeveyniniz değildir. O da kendi çocukluk yaralarını iyileştirmeye çalışan bir insandır. Sizin beklentilerinizi karşılayarak sevginizi hak etmek, onun dünyaya geliş amacı değildir.

Ne tür bir ailede yetişirsek yetişelim hepimizin çocukluğumuza ait yaraları var. Duygusal yaralar. Bunların çoğunu bilinçli olarak hatırlamıyor olsak bile, bilinçaltımız bu yaraların kayıtlarıyla doludur. Sevgi ilişkilerinin temel amacı çocukluk yaralarını iyileştirmektir.

Bu yaralar, ilişkinin büyülü evresi geçtikten sonra kendisini çeşitli kılıklarda ifade eder; değersizlik ve güvensizlik duyguları, kıskançlık, güç mücadelesi gibi. Öncelik, kişinin sağlığına kavuşmasıdır.

Nasıl mı? İlişki içinde eşinizden, sevgilinizden beklentilerinize odaklanmak yerine, bu beklentilerinizin altında yatan tamamlanmamış çocukluk ihtiyaçlarınızın farkına varmayı, onları tanımayı öğrenerek. Böylesi bir duyarlı bakış açısı ile sıradan olaylar bile anlam kazanmaya başlar.

İhtiyaçlarınızı ve arzularınızı partnerinize anlatma sorumluluğu size aittir. Ondan kâhin olmasını bekleyemezsiniz.

Partnerinizin olduğu kadar sizin de zaaflarınız ve olumsuz özellikleriniz vardır. Bunları düzelterek gelişmeyi amaç edinmek sizin sorumluluğunuz ve özgürlüğünüzdür.

Tepkisel davranışlarınızın farkında olmanız ve özür dilemeyi bilmeniz partnerinizin size olan saygısını artırır, ilişkinizi güçlendirir.

Partnerinizin ihtiyaçları ve arzuları da sizinkiler kadar önemlidir.

Hayatın ve ilişkinin temel amacı kendinizle yeniden bağlantı kurmak, sevmeyi öğrenmek ve evrenle bir olmaktır.

Mutlu bir ilişkide kendi gücünüzü ve yeteneklerinizi keşfettiğiniz ölçüde, kendi içinizde bir ve bütün olma yolculuğunun keyfini ve hazzını yaşarsınız.

 

Aşkta yarın yoktur sevgili.
Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere,
derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir.
Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur.
Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur.
Hem dışındadır dünyanın,
hem de ortasında.

Cezmi Ersöz
Aşkta Yarın Yoktur