Bir yalana kandırıp da kendimi, sürgün ediyorum sadece resimlerinden seyretmeye yüzünü. Çok canım acıyor, feci bir şey bu… Kıyamet gibi, içerden geliyor, bir anda öyle hızlı vuruyor ki sarsılıyorum acımdan.

Sesini duymak vardı şimdi, sesinden bayramlara coşmak, bir “canım” deyişinle sana can olmak vardı.

Senin de kalbin çok acıyor mu aşkım? Canın bana dönmek istiyor mu? Canının istediğine direnip beni düşünmeden geçirdiğin tek bir günün oluyor mu?  Ölüyor mu aşkın içinde? Göz görmeyince gönül gerçekten de katlanıyor mu?

Biz birbirimizi seviyorduk evet, ama nasıl seveceğimizi bilmiyorduk.

İçimizdeki o duyguyu öyle savruk kullandık ki, “seviyoruz” diyerek öyle saçma şeylerle yıprattık ki birbirimizi.. şimdi ikimizin içinde de kocaman bir enkaz var… Ne acı…

Biz iki acemi sevgili, iki amatör aşık… Hissettiklerimizle bugüne kadar bildiklerimiz birbirini tutmayınca, daha ikinci katında çöktü aşk sarayımız… Altında kalbim, altında gerçekten hissettiğim ne varsa… Öfke tuğlalarının altında sana söyleyemediğim tüm sevgi cümlelerim, boylu boyunca nefes almadan yatıyor öylece…

Bu ağrıdan nasıl kurtulunur? her şeye rağmen… seni… ben… ben seni… biliyorsun zaten… Nolur hiç unutma beni…