12 Aralık Cuma, gelmemesi için dua ettiğim ölüm haberin beni Pi-Ki eğitiminde yakaladı; canım babam benim…

Seni son görüşüm o günün sabahıydı.

Artık zor nefes alıyordun, yaşam enerjinin sonuna gelmiştin, bilmek istemesem de biliyordum… Bu seferki farklıydı, artık pes ettiğini derinden hissediyordum. Yanından ayrılmadan önce sana söylediğim son sözler ‘‘Seni çok seviyorum babacığım,’’ oldu.

Sevgi açlığı içerisinde yaşadığın koca bir ömrü telafi etmek istercesine çıkmıştı kelimeler ağzımdan…

Duyduğun son cümle bu olsun istedim herhalde…

Öldüğün için üzülmüyorum baba, biliyorum ki gittiğin yerde huzur içinde yatıyorsun.

Bunu yüreğimde öyle güçlü hissediyorum ki…

75 yıllık ömründe sen bir çok kez ölmeyi seçmiştin aslında… Değil mi …?

Tek bir ömüre kalp yetmezliği, prostat kanseri, akciğer kanseri ve bacağını kaybetmekle karşı karşıya kaldığın bir damar tıkanıklığı sığdırdın. Dile kolay…

Hastalıklarını ne kadar özenle seçtiğini şimdi daha iyi anlıyorum baba.

Sen her hastalığınla aynı mesajı verdin aslında, anlamamakta direnen bendim…

Her seferinde yeniden hayata dönmen için çırpındım durdum… Tedavi olman için sana yalvardım yakardım, ikna ettim.

Ve sen belki zamanı şimdidir diye bir sonraki hastalığınla mesajını bıkmadan usanmadan yineledin.

Sevgisiz bir çocukluk geçirdin. Ömrün bunun üzerine şekillendi.

Sevgiyi almakta da vermekte de zorlandın hep.

Bunun sebebini anlamam epey zamanımı aldı.

Çocukluğumda o kadar sevgisiz görünüyordun ki…

Ağzından tek bir sevgi kelimesi duyamadan büyüdüm. Bir kez olsun, başım senin tarafından okşanmadan yuvadan uçup gittim.

Oysa bir sevgi damlası için neler neler vermezdim…

Çocuktum ve bana neden böyle davrandığını kendimce anlamaya çalışıyordum. Beni sevmediğine karar verdim sonunda, yüreğim buz kesti !

O günü dün gibi hatırlıyorum…

Bunun düşüncesi bile canımı yakmıştı… Hem de çok…

Benim kararımı yalanlasın diye, ”Babam beni sevmiyor mu anne?” diye sormuştum anneme.

Sevgi hissettiğin nadir insanlardan biri olduğumu sonraki yıllarda anlayacaktım, seni her ziyarete geldiğimde gözlerindeki mutluluğu göreceğimi o gün henüz bilmiyordum.

Ve bana, ‘’Canım kızım,’’ deyip dokunacaktın da.

Ama bu, Sevgi Okyanusundan sadece tek bir damla kullanmak gibi bir şey olacaktı…

Seni yaşama bağlamaya yetmeyecekti !

Bu durum, sana sonunda kalp yetmezliği olarak geri döndü babacığım.

Bununla yaşamayı öğrendin, ama devamı yoldaydı !

Ve içinde uzun yıllar biriktirdiğin öfkeni, kızgınlığını, kırgınlığını bir türlü dışarı atamamak, idrar yollarının tıkanmasına ve prostat kanseri olmana sebep oldu.

”Aman Tanrım!” deyip, deliye döndüğüm o günler, bunun da son olmadığını henüz bilmiyordum!

Devamı, yine yoldaydı!

Sana her baktığımda, sanki bu dünyaya ait değilmişsin hissi uyandırırdın bende.

Kendi kabuğuna çekilmiş ve hiçbir adım atmak istemeyen bir halin vardı hep. Yaşamı protesto ettiğini düşünürdüm sık sık… Ve sanırım haklıydım da… Annem ise, duyarsız ve umursamaz olduğunu söylerdi, onun bakış açısından görünen tablo buydu.

Bu ruh halinin acısını bacakların söyledi sana baba.

Son anda uygulanan bir bitki tedavisi ile bacağın kesilmekten kurtulmuştu.

Ama bu da yetmedi!

Kısa süre sonra akciğer kanseri olmayı seçtin, belli ki artık bu dünyanın yaşam enerjisini solumak istemiyordun.

Bu o kadar aşikârdı ki her tür tedaviyi reddetmen de bundandı zaten…

İşte o anda ilk defa, o güne kadarki müdahalelerle seni yeniden ve yeniden yaşama döndürmenin sana iyilik mi yoksa kötülük mü olduğunu düşünmeye başladım.

Ve bugün artık eminim, sen 75 yıllık yaşamında aslında bir çok kez ölmeyi seçmiştin.

Bunu görmek istemeyen bendim !

Benim buna saygı duyacağım günü bekleyecek kadar da çok sevdin beni.

Sen, bana kattığın ve katmadığın her şey ile iyi bir babaydın.

Buradaki varlığımı borçlu olduğum iki insandan birisin ve sana çok çok teşekkür ediyorum.

Beni umursamadığını düşündüğüm tüm yaşanan anlar için seni affediyorum, her birinin içindeki mesajı alıp hayatıma katmayı seçiyorum.

Sana karşı gösterdiğim duyarsızlıklar ve hissettiğim kızgınlıklar için kendimi affediyorum.

Ve ölümünün bana sunduğu hediyeyi (mesajı) aldığımı bilmeni isterim.

75 yıllık ömrünü, hayallerinin peşinden gitmemenin bedeli ile sonlandırdın sen ve ben o gün sana ve kendime söz verdim!

Ben hayallerimin peşinden gitmeyi seçiyorum!

Oğlumun da kendi hayallerinin peşinden gitmesine rehber olmayı seçiyorum!

İçimdeki sevgiyi yaşadığım sürece çoğaltmayı ve daha da çok paylaşmayı seçiyorum!

Ve ölümünü, ben bütün bunları görene anlayana kadar ertelediğin için sana şükranlarımı sunuyorum.

Huzur içinde yat canım babacığım…

Seni çok seviyorum…