Kendine yeni bir hayat ver içerikli bir meditasyon yapıyordum bir süredir, tam da bitirmişken “Böyle bir uyanışı yaşamak benim için onurdur” dedim, elimdeki ganimeti fark edince. Kimilerinin uyanışı biraz değişik oluyor; bazen uslu uslu öğrenenlere imreniyor insan. “Rayına oturmasını istiyorsan o hayatın, kimi zaman raydan çıkmasına izin vermek gerekir” sloganı, adaptasyonu kuvvetli bünyelere faydalı olabiliyor. Dolunayı da geride bıraktığımıza, havaları ısıtıp toprağı da güneşlendirdiğimize göre kendimize yeni bir hayat armağan etmenin zamanı gelmiş demektir; başlasın bahar temizliği. Bilgisayara atılan formattan biraz daha farklı oldu bu durum, daha çok yeni bir bilgisayar almışım gibi. Sistem kararsız çalışıyor, format at derdi yok; yepyeni bir modeli var artık elimdeki makinenin… Ah be güneş sen nelere kadirsin, neler sorgulattın ışığınla, aydınlığınla?
Uzun uzun düşündüm güneşle birlikte
Ne tutuyorum aklımda, ne düşünüyorum, neye odaklanıyorum, ne diliyorum?
Ne dinliyorum, ne konuşuyorum?
Günlerimi nasıl geçiriyorum?
Kendimi neyle besliyorum?
Başardıklarım için kendime ne ödül veriyorum?
Kalbimi sadece sevebileceklerime mi açıyorum yoksa affedemediklerimi hâlâ affedemiyor muyum ?
Hayatımın dümenini elimde mi tutuyorum yoksa başkalarının senaryolarında dublörlük mü yapıyorum?
Sadece yavru kedileri, bebekleri ve köpekleri mi seviyorum?
Yaşadığım ve olumsuz olduklarına karar verdiğim şeyleri hayatıma hizmet eden iyi niyetler ve tecrübelere dönüştürebiliyor muyum? Yoksa ayağıma takılan bir çelme olarak mı görüyorum? Eleştiri geliştirir demek istemiyorum yanlış anlaşılmasın, tam tersi olduğunu düşünenlerdenim.
Olayların dramasını mı çıkarıyorum yoksa keyfini mi?
Susabiliyor muyum yoksa düşüncelerimin sesini duymamak için durmadan konuşuyor muyum?
Kaygılarıma mı teslim oluyorum yoksa hayallerimin gücüne ve yapabildiklerime sonsuz bir inanç ve güven mi geliştiriyorum?
Öğrendiklerimi tam olarak neyin hizmetine kullanıyorum?
Bu soruların cevapları yepyeni bir dünyanın kapısını araladı. Hep bir şeyler oldurmaya çalışma derdinde ve kovalıyor olmanın ötesinde bir yer yok muydu? Kendimizi yargılamadan durabildiğimiz, bir şeyleri başarmak zorunda olmadığımız. Daha güzel olsun, daha pozitif olsun, daha da arınalım gibi duygular barındırmayan bir yer? Koştur koştur bir yerlere yetişelim, hep iletişim kuralım bir başkasıyla dediğimizde kendimizi bir yerlerde unutmuş olmuyor muyduk aslında?
İşte o gün de öyle bir duygu geldi oturdu ki kalbime bütün bu saydığım duyguları teker teker kontrol ettirdi ve onaylattı itiraz kabul etmeden. Bazı bilgilerden çok daha kıymetli oluyor, bazı yaşanmışlıklar, bütün bu bahar temizliğinden öğrendiğim budur. Düşünmeden ve yetişmeye çalışmadan her yerde olabildiğimiz anlarımız, başarmaya çalışmadan da başarılı olduğumuz işlerimiz, sürekli konuşmadan da iletişim kurabildiğimiz ve karşılıksız sevgi verebildiğimiz ilişkilerimiz olabilirdi kendimize her gün yeniden verdiğimiz hayatımızda. Bahar temizliği bittiyse yaza geçelim mi artık, şu güneşin hepimizin üzerinde ne çok emeği var…