Çift sayıları severim ben. Kesin bunun da bir yerlerde psikolojik, bilinçaltısal açıklamaları vardır. Ve hatta bu açıklamalar benim için nahoş da olabilir. Önemli değil, seviyorum işte…

2010 böyle bir sayı ve bana çok keyifli geliyor. 2010’u düşündükçe her şey bana çok keyifli geliyor. Zaten bu yeni yılı keyif yılım ilan ettim.

Evet, hani yeni yıl dileklerimiz olur ya. Benimki “keyif”. Yılbaşı ağacımıza keyif dileğimi astım bile.

Bir kaç aydır yeni bir laptop’ım var. Çok şık çok hoş bir şey. Gelin görün ki arada donup kalıyor. O sırada ne yaparsam yapayım, ne söylersem söyleyeyim kılı kıpırdamıyor. Hemen en değerli çözümü uyguluyorum tabii, kapatıp, açıyorum. Bazen bu da kar etmiyor; iki üç kez kapatıp açtıktan sonra yine olmayınca onu kendi haline dinlenmeye bırakıyorum. Sakin sakin keyif yapıyor… Bana da diyor ki “çok çalıştın, keyif yap”

Bu laptop hakikaten ilginç bir varlık. Bir huyu daha var ki görmeye değer. Birden ekranın sağ tarafında, hemen hemen beş santimlik bir alan çeşitli renklere ve desenlere bürünüveriyor. Ekranın o kısmı görüntüden çıkıyor tabii. Ama yerinde renkli çizgiler, kutucuklar hatta oynayan, dans eden  pikseller oluyor. Çok keyifli yani… Laptop’ım yine bana “keyif zamanı” diyor…

2010 hedefimi  Sertab Erener’in şarkısı ile açıklayabilirim:

Uzanmışım kumsalda
Güneş damlar içime
Kurumuş dudaklarımda
Unutulmuş bir beste
Yaşıyorum aheste

Kapılmışım rüzgara
Savrulup gidiyorum
Şimdi çok uzaklarımda
Nafile telaşlarım
Hayattan çalıyorum

Bir elimde ayna var
Şair beni kıskanır
Yanmışım sereserpe; sahildeyim
Ooo…

Özellikle şu Ooo kısmını bayağı uzatarak, güneşli sahillerde, yaşıyorum aheste kıvamında olmayı planlıyorum.

Eğitim verirken, eğitimlere katılırken, koçluk çalışmaları yaparken, sohbet ederken, kahve içerken, bulaşık makinasına bulaşıkları yerleştirirken falan filan, beni  bu şarkıyı mırıldanırken yakalayabilirsiniz. Lütfen siz de katılın, beraber söyleyelim. Zaten siz özellikle katılın, ben şarkılardan genellikle nakaratı hatırlayabilirim, o da bir en fazla iki satırı şeklinde.

“Yanmışım sereserpe; sahildeyim” modum için duygularım da fora ve de sereserpe.

Eskiden bana “duyguların yüzünden anlaşılıyor, saklayamıyorsun” derlerdi. Şimdi vallahi çok iyi bir gözlemci olmaya gerek yok, duygularım her hücremden fışkırıyor.

Bir arkadaşımla sohbetimde kahkahalarla gülerken, bir konuya kızıp tartışabiliyorum, sonra onu yaşayıp bitirince sakin ve de dingin sohbetime devam ediyorum. Coşarsam dans ediyorum. Üzülürsem ağlıyorum. Bir de üstüne sımsıkı kucaklıyorum, koala gibi öööyle kalıyorum.  

Şimdi çok uzaklarımda
Nafile telaşlarım
Hayattan çalıyorum
Bir elimde ayna var
Şair beni kıskanır
Yaşıyorum aheste

Oooooooooooooooooooooooooooooooo…