Normal ve sağlıklı göründüğü halde birkaç kilo daha verme arzusu duymayan kadına neredeyse rastlamadım.

Hem, “zayıf güzeldir” teröründen hepimiz nasibimizi alıyoruz hem de hazır gıdaların, bol miktarda abur cuburun mutfağımıza girdiği son otuz yılda insanlar eskisine göre daha kilolu.

Her yıl yüzlerce yeni diyet kitabı çıkıyor. Moda diyetler oluşuyor. Hayatında hiç diyet yapmamış kadınların sayısı çok az. Buna rağmen kilo artışı insan sağlığını tehdit edecek boyutlara ulaşıyor. Kilo almak, kilo vermek hemen her insanın ilk üç temel sorunu arasında yer alıyor.

Medya bize ideal beden diye anoreksik görünümlü gencecik modellerin fotoğraflarını dayatıyor. Biz de dergi kapaklarını süsleyen bu bedenlere özeniyoruz. Eminim, modeller de kendi rötuşlu resimlerine özeniyordur. Bu resimler, gerçeği ve doğal olanı temsil etmiyor.

KİLOSUYLA BARIŞIK KAÇ KİŞİ TANIYORSUNUZ?

Son yıllarda hormonlar üzerine yapılan yeni araştırmalar, kilo sorunun sadece aldığın/ harcadığın kalori miktarından ibaret olmadığını ortaya koydu. Hormonlarımızı tanıyıp işlevleri hakkında bilgilenmemiz farz oldu. İnsan, ruhu, duyguları olan bir biyolojik sistem. Hızla artan obezite ve şişmanlık sorununa da ancak fiziksel, biyolojik, zihinsel, duygusal ve ruhsal açıdan yani tüm yönleriyle bakmayı başardığımızda kalıcı çözüme ulaşabiliriz.

Bilinçaltımızın, bedensel programlarımızın ve hormonlarımızın işleyişini bilirsek onları yeniden doğal dengesine kavuşturabilir ve bizi sağlıklı kilomuza doğru destekleyecek hale getirebiliriz.

AÇLIK DUYGUSU SAVAŞILACAK BİR DÜŞMAN MI?

Ne kadar inkâr etsek de kilolarımızın olumsuz sonuçlarından kaçınamayız. Diyet yaparız, kendimizi bir süre açlığa mahkûm ederiz, bol giysiler giyeriz, sosyal yaşamdan uzaklaşırız, ağlarız, depresyona gireriz, kızarız, vazgeçeriz ve yeniden deneriz… Ama hiçbiri kilolarımızı kalıcı bir şekilde kaybetmeye yardımcı olmaz.

Sürekli kilolarıyla savaşan kişi yemek yemeyi bir takıntı haline getirir. Ne yiyeceğim, ne kadar yiyeceğim?

Artık açlık duygusu savaşılacak ve püskürtülecek düşmandır. Bugün az yedim; iyiydim. Bugün ölçüyü kaçırdım; kötüydüm. O zaman bir parça daha pasta yemeye, pizzaları, dondurmaları götürmeye devam. Battı balık yan gider. Madem diyeti bozdum, bir porsiyon tatlı daha yiyeyim de keyfini çıkarayım. Bu yaptıklarımı telafi etmek için yağı alınmış yoğurt yemeli, diyet kola içmeliyim. Acaba bu çikolatalı dondurmada kaç kalori var? Tiramisunun üzerine bir top koydursam mı?

Doğal ince insanların yiyecekle böylesine hastalıklı ilişkileri yoktur. Onların iyi günleri kötü günleri yoktur. Yasak yiyecekleri yoktur. İstedikleri şeyi istedikleri kadar yerler. Acıktıkları zaman yerler. Acıkmadıklarında yemezler. Hepsi bu. Ama sürekli abur cuburla, ayaküstü hazır gıdalarla beslenen orta yaşını geçmiş sağlıklı kiloda bir insan da göremezsiniz.

Her insanın ideal beden ağırlığı ve kemik yapısı farklıdır; aynı boyda ve yaşta olan iki insanın bile.

Her yaştaki bedenin de kendine özgü ideal bir kilosu vardır.

Örneğin; 18 yaşında, 1.68 boyunda, 53 kilo olan incecik hoş bir genç kız, 65 yaşında da aynı kilodaysa hoş değil sıska ve sağlıksız görünür. Ama 60 – 64 kiloda ise yaşına uygun hoş ve çekici bir görünüm sergiler. Ayrıca aynı kiloda ve boyda da olsa iki kişiden biri fit, diğerinin bedeninde yağ oranı fazla olduğu için daha kilolu görünümlü olabilir.

Siz ideal kilonuzun ne olduğunu biliyor musunuz? Genel istatistikler size özel olan “ideal kilonuzu” bildiğini iddia ediyor ama bu doğru değil. İdeal kilonuzu sadece bedeniniz biliyor.

PiKi eğitimlerinde insanların en şaşırdığı şeylerden biri ideal kilo testinde ortaya çıkan rakamın kendileri için sürpriz olması. Zayıf kişiler de kilolu kişiler de kendi bedenleri ile ilgili çıkan ideal kilodan daha az olmaları gerektiğini düşünüyor. İlginç değil mi? İşte medyanın beyin yıkama gücü. Kendi bedenlerinin gerçeklerini yansıtmayan medya pazarlaması bir “ideal kilo” uğruna ne çok kadın kendisini paralıyor, yargılıyor, suçluluk ve öfke duyuyor, özsaygısını aşağı çekiyor. Bedeniniz “kendi” ideal kilonuzdan ne daha zayıf ne daha şişman olmanızı arzu ediyor. Onun doğal programı en sağlıklı olandır. Ama bu programın bozulmaması için de kendi doğamıza uygun bir yaşam sürmemiz gerekiyor.

Kilo sorunlarınızı yaratan nedenleri ve doğal çözül yollarını öğrenip, belli uygulamalarla çözümü hızlandırmak isterseniz kitabımı okuyabilirsiniz. Bedeninizin bilgeliğine güvenin.

Sevgiyle, hoşça olun.

<div class="social4i" style="height:82px;"> <div class="social4in" style="height:82px;float: left;"> <div class="socialicons s4twitter" style="float:left;margin-right: 10px;"><a href="https://twitter.com/share" data-url="https://dergi.kuraldisi.com/bilincalti-diyeti/" data-counturl="https://dergi.kuraldisi.com/bilincalti-diyeti/" data-text="Kaç Kiloya Programlısınız?" class="twitter-share-button" data-count="vertical" data-via=""></a></div> <div class="socialicons s4fblike" style="float:left;margin-right: 10px;"> <div class="fb-like" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/bilincalti-diyeti/" data-send="true" data-layout="box_count" data-width="55" data-height="62" data-show-faces="false"></div> </div> <div class="socialicons s4plusone" style="float:left;margin-right: 10px;"> <div class="g-plusone" data-size="tall" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/bilincalti-diyeti/"></div> </div> </div> <div style="clear:both"></div> </div> <p><img class="alignleft wp-image-3760 size-thumbnail" src="https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2018/02/JW0rM3p-150x150.jpeg" alt="" width="150" height="150" />1952 yılında doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda okudu.<br /> 1972 yılında gittiği Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde on dört yıl sürekli, on iki yıl da aralıklarla yaşadı. Kaliforniya’da alternatif sağlık, alternatif eğitim, insan potansiyeli ve hümanistik psikoloji alanlarında eğitim gördü.<br /> Zihin Bilimi, Hipnoterapi, Reiki, Rebirthing, NLP ve kinesiyoloji eğitimleri aldı. California Jaycee’s organizasyonunda uzun yıllar bireysel gelişim alanında hizmet verdi. Sorunlu çocukların gittiği okullarda gönüllü çalıştı.<br /> International Council for Self-Esteem Türkiye temsilcisidir.<br /> Türkiye’de ilk kez 1993 yılında hipnoterapi yöntemiyle ağrısız ve ilaçsız, suda doğum yaptırdı.<br /> Basın dünyasında birçok dergide ve Güneş gazetesinde araştırmacı gazeteci ve köşe yazarı olarak çalıştı. Dört yıl Bilar ve Bilsak’ta haftalık konferanslar verdi. Değişik radyolarda (Enerji FM, Show Radyo, Best FM ve Radyo TRT1) Kuraldışı ve Ötesi adlı psikoloji ve bireysel gelişim eksenli programlar hazırlayıp sundu. TGRT’de hafta içi her gün, Nil Gün ile Yeni Bir Gün adıyla bir sohbet programı yaptı. Radikal gazetesinde psikoloji ağırlıklı dizi yazıları yayımlandı.<br /> Cine-5 kanalında Çekim Yasası programını hazırlayıp sundu. (2007)<br /> Amerika’da 1981, Türkiye’de 1989 yılından beri, bireysel ve kurumsal workshop çalışmaları yapıyor.<br /> Bireysel gelişim kavramının Türkiye’ye girmesinde ve birçok yayınevine yaptığı danışmanlıkla bu alandaki yayınların tanınmasında öncü oldu. Ayrıca uzun yıllardır ideali olan, okullara Özsaygı (Self-Esteem) derslerinin girmesi için ilk adımı attı ve özel bir okulda Özsaygı dersleri vermeye başladı.<br /> Çok sayıda kitabı, çevirisi; hipnomeditasyon, zihin programlaması, motivasyon ve çocuk eğitimi CD’si vardır. Ayrıca Bütünsel Kinesiyoloji alanında yaptığı çalışmaları içeren, Bedenin Bilgeliği adında kapsamlı bir DVD çıkarttı.<br /> Öncelikli hedefi, Bütünsel Kinesiyoloji (PiKi) eğitmenleri ve danışmanlar yetiştirerek eğitim, sağlık ve iş hayatı alanlarında topluma yararlı olmaktır.</p>