Bir varmış…

Hangi geceden kaçtın da geldin yatağıma?… Benden de aynı hızla kaçacak mısın acaba?

İki yabancı, iki ayrı hayat, bir kadının şefkatiyle uyudu aynı yatakta. Ne de güzel bir sabahtı gözlerimi sana açtığım, sana doğduğum o ilk gün. İlk aşk heyecanı gibi bütün ruhumu, kalbimi saran sen, sadece varlığınla bile aydınlatabiliyorsun tüm korkularımı…

Evet sevgilim, bende çok korkuyorum seni yitirmekten, seninle çoğalamamaktan, seninle mutlu olamamaktan. Ama elimde harika bir şey var, “şimdi”.

Şimdi varsın, şimdi mükemmeliz, şimdi aşığız, yarından korkarak bunu mahvetmek istemiyorum….

Bu aşk bana inanılmaz bir cesaret veriyor. Tüm dünyanın önünde dimdik durabilirim eğer ellerin ellerimdeyse. Eğer benimsen, benimleysen ve benimseyebildiysen…

Benden ayrılmayı düşünüyorsun, bunu mutfakta söylemiştin bana, bazen aklımdan geçiyor diye. Zaten içinde yaşadığın gel-gitleri o kadar iyi hissediyorum ki. Gideceksen git, buna bir itirazım yok. Beni sevmiyorsan, benimle bu ilişkiyi yaşayacak kadar aşık değilsen  git sevgilim. Ama biliyorum eğer gidersen çok mutsuz olacağız. Parçalanacağız ve her bir parçamızdan acılar doğuracağız…

Hayatın hangi tarafında duracağına, yatağın hangi tarafında yatmak istediğine karar verdiğin kadar çabuk karar veremeyebilirsin. Öyleyse dur, sadece dur ve bekle. Anın keyfini çıkar. Aşkı yaşa içinde varsa. Seni çok seviyorum, çünkü buna  çok değersin.

Bir yokmuş…

Gözlerimi diktim masanın üstüne, yokluğunu sayıyorum bundan böyle… Bir varmış, bir yokmuşla başlayan tüm masallar misali mutlu sonu ümit ederken, şimdi “yokmuş” kısmını ezberletiyorum kendime.

İki göğsümün arasında kocaman bir yumruk, nefes alamıyorum, oysa yaşamam için bu şart. Yaşamam için seni anlamam şart. Biliyorum ya senin de sevdiğini, biliyorum ya senin de kahrolduğunu, daha sabahlar doğmaz bana. Gecelerce ağlayacağım kalbimle birlikte, yatağıma bıraktığın uykularına sarılıp gözlerimi kırpmadan bekleyeceğim öylece, düşmeyesin diye.

Şimdi sen gittin…  Öptüğün göz yaşlarımı şarkıların hüznüne bırakıp, içini parçalayarak gittin. Ve doğru olanı yaptın mutsuz olmamak adına. Peki bu karar doğruysa neden içim ağlıyor bu evin sensiz kalan her köşesine, eğer doğruysa şu anda neden huzursuzsun acaba uykularında, neden ben olmadan uykular anlamsız geliyor sana?

Acı bir ayrılık katıp gecelerime kabul et diyorsun, seni mutsuz görmek istemiyorum diyorsun?

Şimdi nasılım sanıyorsun?

Geçecek, bitecek öyle mi?

Yıllar sonra bir masal gibi hatırlanacak. Bir varmış bir yokmuşla başlayıp, sonsuza dek yokmuş da kalacak…

Gitmek istedin gittin, ‘’gitme’’ desem kalamazdın biliyorum. Sen, yokmuş kısımlarında yaşayan, yokluğuyla varlığına düşman olan, bu güzel masalın kahramanısın…

Benim kahramanımsın.

Yazma diyorum kendime ama ben bana da katı olamıyorum. Bir damla daha düşüyor gözlerimden, giden kahramanıma ağlıyorum. Ağladıkça anlıyorum. Adı üstünde ‘’aşk acısı’’ her zerremle yaşıyorum…