Yukarıdaki çizimi dikkatle incelemenizi rica ediyorum sizden.

Bu çizim beş yaşındaki bir çocuk tarafından yapıldı.

Neler görüyorsunuz?

Gözler, kirpikler, ağız… Başka?… Bir eksiklik gözünüze çarpıyor mu? Burun yok değil mi? Peki burun yerine ne var?

Evet, bir çiçek var.

Peki neden bir çiçek var? Bunun nedenini o güzel çocuğun ağzından aynen aktarıyorum size: “Ben burnu iyi çizemiyorum, burun yerine çiçek yapıyorum.”.

Sonuç nasıl sizce?.. Bence muhteşem.

Bu çocuk kuzenimin kızı. Tatlı mı tatlı, şeker mi şeker. Sürekli resimler çiziyor. Yaratıcılığı çok yüksek. Resimleri çok “beğeniliyor”. Ve o, böylesine iddialı olduğu bir alanda zayıf bir yanının olmasından hiç gocunmuyor. “Burun çizemiyorsam yerine çiçek çizerim, ne olmuş ki” diyebiliyor. Hatta böylece daha da dikkat çekici bir sanat eseri ortaya çıkarmış oluyor.

Hem bireysel gelişim hem de iş dünyasi ile ilgili kitaplarda, eğitimlerde, seminerlerde “zayıf yönlerinizi bilin ve bunları lehinize çevirin” anlamında cümleler okumuşumdur, dinlemişimdir. Ama şimdiye kadar bunun nasıl olabileceğini bu kadar net, basit ve etkileyici tarzda ortaya koyan bir örnekle karşılaşmamıştım.

Oysa ki biz “büyükler” nasıl da çabalarız değil mi zayıf yanlarımızı göstermemek, eksikliklerimizi kamufle etmek için.  Ne çok yama yaparız oramıza buramıza bütün görünmek adına. “Ben şunu yapamıyorum” demek ne ağırdır pek çoğumuz için. Zayıf yanlarımıza yoğunlaşmaktan güçlü yanlarımızı nasıl da ihmal ederiz yıllar içinde.

Bu küçük kız bir yandan burunlu yüzler çizmek üzerine çalışıyor. Onlardan da birkaç örnek hediye aldık. Diğer yandan kalbinin sesini dinleyip bir yüzü çiçeklerle de bezeyebiliyor. Sınırları, kalıpları yok. Sadece yaratıcılığa kanat açmış bir ruhu var. Güçlü ve zayıf yönlerini o kadar doğal harmanlıyor ki, sunumu da bir o kadar doğal olabiliyor.

Bizler de doğalımızı, “ben”imizi ortaya çıkarmak için kendimize “çizemediklerimizi” soralım lütfen. Cesurca kabullenelim. Onları “çiçeklerimizle” güzelleştirelim. Tıpkı beş yaşındaki Zeynep’in çizdiği bu resim gibi.