Allison Ford “Seksenlerden beri bazı kişisel gelişim kitapları kadın erkek ilişkilerini iki cins arasında süregelen bir mücadele alanı gibi resmediyor” diyor. “Kadınla erkeğin farklı olduğunu, tamamen farklı iletişme, düşünme ve davranma tarzlarına sahip olduklarını belletiyor.”

Kadınla erkek sadece iki farklı cins değil farklı gezegenlerden gelen iki farklı tür gibi gösteriliyor. Oysa yakın tarihli psikoloji araştırmaları kadınla erkeğin farklılıklarından çok daha fazla benzerlikleri olduğunu ortaya koyuyor. Üstelik kadın ve erkek beynindeki işleyiş farklılıklarına dair bize öğretilen çoğu şey efsaneden ibaretmiş.

Efsane 1: Kadınlar Daha Çok Konuşur
En popüler basmakalıplardan biridir; kadınlar günde birkaç bin kelimeyle konuşurken erkekler birkaç yüzle idare eder. Gerçekte kadınla erkek arasında kullandıkları kelime sayısı bakımından neredeyse hiç fark yok.

2007 yılında Arizona Üniversitesi’nde 396 öğrenci üzerinde yürütülen bir araştırmaya göre erkekler de kadınlar da, cinsler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmaksızın, günde ortalama on altı bin kelime kullanıyorlar. Ayrıca araştırmacı Matthias Mehl deneye katılanlar arasında en çok konuşan üç kişinin de erkek olduğunu belirtiyor.

Efsane 2: Erkekler Daha Rekabetçidir
Pek çok toplumda erkeklerin daha rekabetçi kadınların da daha işbirlikçi olduğu düşüncesi vardır. Batılı denekler üzerinde yapılan araştırmalar bu peşin hükmü onaylıyor ama Columbia ve Chicago Üniversitesi profesörleri bu ön kabulün öznesi olmayan kültürlerde -Tanzanya’da ataerkil bir kabile olan Masaylar ile Hindistan’da anaerkil bir topluluk olan Khasiler üzerinde- yaptıkları araştırmada şaşırtıcı sonuçlar elde ettiler. Ataerkil toplulukta erkekler kadınlara göre daha rekabetçiyken anaerkil Khasiler’de kadınların daha rekabetçi olduğu bulgulandı. Araştırmacılar bu bulguların, rekabet dürtüsünün biyolojik temelli olmayıp toplumsal yargılardan kaynaklandığını kanıtladığını; bir toplumdaki genç kızlarla oğlanların farklı biçimde sosyalleştirilmesinden ileri geldiğini açıkladılar.

Efsane 3: Kadınlar Daha Duygusaldır
Vanderbilt Üniversitesi psikologu Ann Kring’in yürüttüğü araştırmada, film izlerken gözlemlenen kadın ve erkek deneklerin duygulanım düzeylerinin aynı olduğu bulgulandı; tek fark, kadınların duygularını ifade etmede erkeklerden daha rahat davranmalarıydı.

Aslında başka pek çok araştırma da duyguları hissetmek bakımından kadınla erkek arasında herhangi bir fark olmadığını ortaya koyuyor; ancak kadınlar duygusal ifade testlerinde erkeklerden daha yüksek skorlar elde ediyorlar çünkü zaten daha duygusal cins olarak algılandıklarından daha rahat hareket edebiliyorlar.

Efsane 4: Erkekler Matematikte Daha Başarılıdır
Oğlanların matematik sınavlarında kızlardan daha iyi oldukları ve mühendislik, teknoloji, bilgisayar sistemleri gibi fen bilimleri temelli meslekleri kızlara oranla daha fazla seçtikleri bir vakıa. Ama asıl mesele biyolojik bir dezavantaj değil, kızların matematikte daha az iyi oldukları algısı.

Teksas ve New York Üniversitesi’nde yürütülen bir araştırmada -ki bu konuda sayısız araştırma var- kadınlara karşı önyargılı kişilerin bulunduğu topluluklarda yapılan sınavlarda kadınların daha düşük puanlar aldıkları buna karşılık cinsler hakkında herhangi bir önyargı taşımayan bireylerden oluşan topluluklar test edildiğinde  puan farkının derhal kapandığı ortaya çıktı. Bu “stereotip kaygı” sınavlarda iyi bilinen psikolojik bir fenomendir ve giderek daha çok sayıda bilim insanına göre kızların matematik sınavlarında daha düşük not almalarının sebebini açıklar.

Efsane 5: Kadınlar Daha Sezgiseldir
Pek çok kadın güçlü sezgilerinden dolayı kendisiyle gurur duyar ama yeni araştırmalar sezgisel, empatik düşüncenin hanımların tekelinde olmadığını ortaya koyuyor. İngiltere’de, Hertfordshire Üniversitesi’nde deneklerin gerçek tebessümü sahte tebessümden ayırma becerileri test edilmiş. Kadınlar erkeklere göre daha güçlü sezgilere sahip olduklarını düşünseler de gösterilen performans bakımından iki cins arasında kayda değer bir fark tespit edilmemiş. Erkekler gerçek gülümsemeyi sahtesinden yüzde 72 oranında ayırt ederken kadınlar yüzde 71 doğru bilmişler. Karşı cinsin ifadesini çözümlemeleri istendiğinde erkekler daha da başarılı olmuşlar. Sahte kadın gülümsemesini yüzde 76 oranında doğru tahmin etmişler. Kadınlarsa sahte erkek gülümsemesini ancak yüzde 67 oranında tahmin edebilmişler. Sezgiler geleneksel olarak dişi tutumla ilişkilendirilir ama araştırmalar iki cinsin de bu konuda eşit beceriye sahip olduğunu ortaya koyuyor.

2005 yılında American Psychologist dergisinde yayımlanan “Cinslerin Benzerlikleri Hipotezi” makalesinin yazarı Psikolog Janet Shibley Hyde’a göre, erkekle kadının arasında sadece bir iki alanda esaslı fark var. Hız ve güç gerektiren işlerde motor performans ölçüleri bakımından farklılar (ergenlik sonrası erkekler daha iri ve güçlü oluyorlar) bir de cinsellikle ilişkili davranışların bazı cephelerinde farklılar. Saldırganlık ifadesinde de aralarında önemli bir fark var. Erkekler fiziksel saldırıya eğilimliyken kadınlar saldırganlık dürtülerini sözlü olarak ifade ediyorlar.

Kadınlar ve erkekler hakkındaki bu tür klişeler zarar verici olabiliyor; insanları kendilerini ifade etme özgürlüğünden mahrum bırakabildiği gibi cinsiyet rollerinin kısıtlamasına sokuyor. Bazı kadınlar kocalarından daha çok konuşuyor olabilir, bazı erkekler de karılarından daha rekabetçi olabilir ama bu farkları biyoloji değil toplum yaratıyor.