İki arkadaş bir ağacın altında oturmuş mandalina yiyorlarmış. Biri, diğerine sormuş: “Ne yapıyorsun?” Öbürü cevap vermiş: “Mandalina yiyorum.” Bunun üzerine arkadaşı şöyle demiş: “Hayır, yemiyorsun, sadece mandalinayı ye…”

Evet, sadece mandalinayı yemek sadece o anın tadını çıkarmak; mandalinayı soyarken de, her dilimini ağzımıza götürürken de mandalinaya odaklanmak. Kısacası yaptığın her işte bir meditasyon halinde bulunmak.

Buna benzer yüzlerce tanımlama duymuşusunuzdur. Yani aslında bu türden bilgiye sahibiz fakat sadece bilmek yetmiyor. “Olma” haline geçmek gerek. Bildiklerimizi hayata geçirmek bizi “olmaya” götürüyor.

Sevgili yoga hocamız Bade’yle yaptığımız yoga çalışmalarında benim için en büyük kazanç, bedenimi “ana taşımak” oldu. Gün içinde herhangi bir zamanda sıklıkla yapmaya çalıştığım bir uygulama var: Bedenimin farkına varmak. Bir an yaptığım işi bırakıp bedenime dönüyorum. Ayak parmak uçlarımdan başlayıp, yüz kaslarıma kadar hatta dilim de dâhil olmak üzere tüm kas gruplarına tek tek bakarak bedenimi tarıyorum ve fark ediyorum ki yüzlerce kas grubu içinde bazıları gerilmiş oluyor. Bunu fark ettiğim anda yaptığım şey o kasıma odaklanıp onu gevşetmek.

Uygulaması çok kolay; “fark et ve bırak.” Aslında zihnin kilidi de burada; bedenini ana taşımadan zihnini taşıyamıyorsun.

Bunu yapabilmek için harika bir yol var: tango

Tango bir enerji dansı, verilen ve cevaplanan enerjiler üzerine kurulu bir sistem. Dans uyumlu ise enerjiler dengeli ve akışta demek. Dans boyunca kimi zaman bu uyum bozuluyor. Bana göre bunun en önemli nedenlerinden biri dans içinde gereksiz olarak sıkılmış kas grupları. Sıkışan bu kaslar enerjinin akışını bloke ediyor. Özellikle de boyun-omuz-sırt üçgeni içindeki kas grupları.  Tabii ki şunu da ekleyeyim dans içinde sıkılı tutuğumuz bu kasları, dans dışında da sıkılı tutuyoruz. Özellikle boyun, sırt, omuz ve yüz kaslarımızı. Bu da haliyle baş, boyun ve sırtta ağrılara neden oluyor. Dans sırasında kendimde ya da partnerimde bunu fark ettiğim “an”  hem kendime hem de partnerime bu hatırlatmayı yapıyorum: “Fark et ve bırak.”

Kasılmamış bir bedenle yapılan dansın keyfini anlatamam. Bedende yaşadığınız bu farkındalık sizi ana taşıyor. Bedeniniz, partnerinizin bedeni, pist ve müzik hepsi aynı zamanda anın içine girmiş oluyor. Tango enerjiyle yapılan bir dans olduğu içinde her şey akışa geçmiş oluyor.

Farkında bir bedenle yaptığın dans seni ana taşıyor. Böylece ne dans içinde yaptığın ufak tefek hatalara takılıyorsun, ne de bir sonraki figürün ne olabileceği ile ilgili düşünceye dalıyorsun. Bırakıyorsun her şey olması gerektiği gibi kendiliğinden oluyor.
Ve bütün olarak tüm anlar peş peşe boncuk boncuk diziliyor.