David Lieberman
Anında Analiz

 

Bir seminerdeyim ve gerçekten sormak istediğim bir soru var ama sormuyorum. Bir süre sonra başkaları soru sormaya başlıyor ve ben ancak onlardan sonra soru soracak cesareti buluyorum. Davranışlarımı başkalarının davranışlarına göre ayarlıyorum ve ilgi odağı olmaktan çok rahatsız oluyorum.

Toplum olarak sıklıkla davranışlarımızı başka insanların davranışlarına göre ayarlarız. Çoğumuz liderlik etmektense başkalarını takip etmeyi tercih ederiz. Daha kolay olduğu için başkalarının gittiği yoldan gideriz. Çok azımız kendi yolunu seçer. Standartları başkalarının belirlemesini tercih ederiz ve diğerlerinin peşinden gideriz. Televizyondaki komedi dizilerinde kahkaha sesleri kullanmalarının nedeni budur. Başkaları güldüğü için siz de bunun komik olduğunu düşünüp gülersiniz.

Aynı davranış başka pek çok durumda da söz konusudur. Başkalarının davranışlarının sizi etkilemesine izin verdiğinizde kabul edilmek için kendi istek ve ihtiyaçlarınızdan vazgeçersiniz. Kendilerine güvenen, bağımsız ruhlu insanlar çoğunluğun davranışları kendi çıkarlarına uymadığında kendi yollarında ilerlemeyi tercih ederler. Ne istediklerini bilirler ve tek başına kalmaktan korkmazlar. Ama siz bağımsız bir şekilde düşünüp, kendi başına hareket eden biri olarak öne çıkmayı ve dikkat çekmeyi istemiyorsunuz. Bunun yerine insanlarla uyum içinde olup onların bir parçası olarak kalmak istiyorsunuz.

Aynı nedenle, başkalarının davranışına bakarak yaptıklarınızı her şey olup bittikten çok sonra bile eleştirirsiniz. Yola çıktığınızda pek çok insanın aksi yöne gittiğini görürseniz, yanlış yolda olduğunuzu düşünürsünüz. Restorana gittiğinizde sipariş vermeden önce herkese ne yediğini sorarsınız çünkü dikkat çekmeyecek bir yemeği sipariş etmek istersiniz.

İlk olun. İnsanlarla bir yere gittiğinizde kendi hakkınızda bir şey söyleme fırsatı çıkarsa konuşmak için atılın. Başkalarının ne söyleyeceğini duymak için hiç beklemeyin. Bunun konuşmak için hayattaki son fırsatınız olduğunu ve bu şansı kullanmazsanız bir daha asla konuşamayacağınızı düşünün. Bir ders, seminer veya toplantıda bir şey sormak için elini ilk kaldıran kişi siz olun. Bir restorana gittiğinizde diğer insanların ne yiyeceğini görmeyi beklemeden, gerçekten istediğiniz yemeği sipariş edin. Bundan bir ay sonra, ne yediğinizi kim hatırlayacak ya da önemseyecek ki?

Kendi sesinizi duymaya alışın. Pek çok insan kendi sesini teypte ilk kez duyduğunda olumsuz tepki verir. Sakın bu sizi caydırmasın. Bir ses kayıt cihazı alıp farklı durumlarda kullanın. Örneğin telefonda konuşma becerilerinizi geliştirmek istiyorsanız, kendinizi sohbet ederken kaydedip daha sonra dinleyin. Eminim, kaydı dinlemek kendi hakkınızda pek çok şey öğrenmenizi sağlayacaktır. Bu sayede, konuşma sırasında çok duraksıyor olduğunuzu fark edebilirsiniz. Aslında, bir ses kayıt cihazı en yararlı, en güvenilir yardımcınız olabilir; size asla yalan söylemez.
Sadece kendi başınıza yapabileceğiniz uğraşlarla ilgilenin. Kendi başınıza zaman geçirmeye alışın. Koşun, resim yapın, bahçe işleriyle ilgilenin, balık tutun, bisiklete binin veya yürüyüşe çıkın. Hangisi olduğu fark etmez. Önemli olan kendi başınıza ve zevk alarak yapacağınız bir şey olmasıdır. Sadece bir kez yaşadığınızı unutmayın. Herkesin gittiği yolu izlemeden önce bunu hatırlayın. Emerson bunu çok güzel ifade etmiştir: ‘Eylemlerinizde çekingen davranmayın. Hayat dediğiniz yalnızca bir tecrübedir.” Yakın geçmişte endişeli ve gergin olduğunuz anları hatırlayın; finaller, ilk buluşmalar, dişçiden alınan randevular, iş görüşmeleri. O kadar gerginlikten sonra ne oldu? Gelip geçti. Diğerleri gibi. Kendiniz gibi davranmaktan korktuğunuzda yakında bunun da sadece bir anı olarak kalacağını hatırlayın. Nasıl bir anı olarak hatırlamak istersiniz?
Musevi keşişle ilgili bir hikâye vardır. Arkadaşı sorar, “Ne yaptığını sanıyorsun? Dünyayı değiştiremezsin.” Keşiş, “Söylediğin doğru olabilir” der. “Ama dünya da beni değiştiremez.”
Kendiniz olun.