On binlerce yaşamı geride bıraktım. En ilkelden; İnsan’dan, son formum olan bugünkü varlığıma ulaşabilmek için ne çok biçim değiştirdim. Doğdum, öldüm, yeniden doğdum. Karınca Yiyen’den tutun da, Tarantula’ya kadar bilinen pek çok canlının yaşamını deneyimledim. “Hepsi harika bir tecrübeydi” diyemeyeceğim. Örneğin bundan önceki yaşamımda Kara Sinek’tim ve yaşadığım yer bir atın poposuydu. Timsah olduğumda ise Nil Nehri’nde ya da Miami – Everglades’de değildim. Evcil bir hayvan olmadığımı fark eden sahibim tarafından kanalizasyona atılmıştım ve ömrümü orada tamamladım.

Tüm yaşamlarımın en zor deneyimi ise “İnsan” olabilmekti. Bu yüzden onlarca defa Homo Sapien olarak dünyaya geldim. Üst tür yaşamlara geçebilmek için önce “İnsan” olmayı öğrenmek gerekiyordu.

Artık olabilecek her yaşam döngüsünü tamamlamıştım. Genel işleyişe göre; bundan böyle sonsuza dek Üstalem’den Amip, Terliksi Hayvan ya da başka bir tür Tek Hücreli olacağımı sanıyordum. Başlangıç ya da son olmadan, tüm alemlerle bir. Binlerce yıllık rüyam gerçekleşmek üzereydi.

Oysa son döngüme geldiğimde, yeniden var olduğumu hissettiğim anda bambaşka bir şey olduğumu fark ettim. Başta, içimde tam bir hayal kırıklığı vardı. Bir kere “hücre” değildim. Eksik geldim kendime. Çekirdeğim de dahil pek çok şeyim yoktu. Basitçe RNA ve proteinden ibarettim. Teorik olarak “canlı” bile değildim.  “Dünya Anne bir hata yapmış olmalı” diye düşündüm. Hem de artık “Sonsuz” olmam gereken formda.

Sonra nasıl olduğunun farkında olmadan “bilmeye” başladım. Aynı anda, dünyanın her yerinde ve bilinmeyen sayıdaydım ama tek bir organizma gibi davranıyordum. Olağanüstü küçük bir bedenim vardı ama varoluşun tüm bilgisi bu minik bedende kayıtlıydı.

Ben bir virüsüm: Covid – 19 ya da Corona olarak biliniyorum. Yüzbinlerce yıldır dünyadayım, mutasyona uğrayarak hızla enfekte edip, insan vücudunda hastalık yaratmaya başladım. Dünya Anne’nin kendini ifade edebilmesinin bir yoluyum aslında.

Gezegen artık nefes alamıyor. Pek çok tür çoktan tükendi bile. Ormanlarda yaşayan milyonlarca ağaç ve canlı yakılarak, kesilerek yok ediliyor. Bir avuç altın, arazi ya da kim bilir ne için?

Afrika’da, dünyanın en güzel su kaynakları kullanılamaz hale geldi. Değerli (!) petrole bir an önce ulaşabilmek için kuyuların üstünde kalan doğal gaz yakılıyor, yukarıdan bakıldığında dumandan yer gözükmüyor. Elmaslar, insanın kendi kanıyla yıkanıyor.

Denizler, okyanuslar içler acısı. Atıklar ve kirlilik yüzünden pek çok tür yaşamıyor. Okyanusların sıcaklığı bir buçuk derece daha artarsa canlı, tek bir resif kalmayacak ve buralardaki tüm yaşam ölecek. Yüzde kırkını şimdiden kaybettik.

Savaşlar, nükleer denemeler ya da felaketler…

Şehirler, zaten kendilerini öldürüyor. Gökyüzünün kirlilikten gözükmediği bölgeler var. İnsan gezegene zarar verirken, kendini de yok ediyor.

Salgın başladığından bu zamana Dünya’nın pek çok yerinde yıllardır ilk kez gökyüzü tertemiz oldu. Hava kirliliği gözle görülür bir şekilde, her yerde azaldı. Küresel ısınma devam ettiği takdirde yok olacak ülkeler için tarihi bir umut oldu. Aksi halde Hollanda, Tayland, Maldivler, pek çok ülke ve şehir kısa zaman içinde sular altında kalacak.

Aslında ben Corona, insan beni her ne kadar kendi türü için tehdit olarak algılasa da, kendisi de dahil tüm türlerin ve gezegenin devamlılığı için yol gösteriyor, yaşamın kutsallığını anlatıyorum.

Betül Varol

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

<div class="social4i" style="height:82px;"> <div class="social4in" style="height:82px;float: left;"> <div class="socialicons s4twitter" style="float:left;margin-right: 10px;padding-bottom:7px"><a href="https://twitter.com/share" data-url="https://dergi.kuraldisi.com/dongu-2/" data-counturl="https://dergi.kuraldisi.com/dongu-2/" data-text="Döngü" class="twitter-share-button" data-count="vertical" data-via=""></a></div> <div class="socialicons s4fblike" style="float:left;margin-right: 10px;"> <div class="fb-like" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/dongu-2/" data-send="true" data-layout="box_count" data-width="55" data-height="62" data-show-faces="false"></div> </div> </div> <div style="clear:both"></div> </div> <p><img loading="lazy" class=" wp-image-4669 alignleft" src="https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2018/11/IMG_1734-1-e1541663085321-225x300.jpeg" alt="" width="117" height="156" srcset="https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2018/11/IMG_1734-1-e1541663085321-225x300.jpeg 225w, https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2018/11/IMG_1734-1-e1541663085321.jpeg 480w" sizes="(max-width: 117px) 100vw, 117px" />10 Eylül 1971’de Eskişehir’de dünyaya geldi. İlk, orta ve lise eğitimini memleketin değişik köşelerinde; yüksek öğrenimini ise İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde tamamladı. Çeşitli şirketlerin insan kaynakları departmanlarında çalıştı ve gene insan kaynakları alanında serbest denetçi ve danışman olarak görev aldı.</p> <p>Kendi yolunda ilerlerken en büyük tutkusunun, özellikle gençlere yollarını ararken rehberlik etmek olduğunu keşfetti ve koçluk eğitimleri aldı. Bir koç ve eğitim danışmanı olarak çalışmalarını sürdürürken NLP eğitimi alarak yetkinliğini geliştirmek için geldiği Kuraldışı’nda, önce “BEN” olunması gerektiğini fark etti. Tüm Yaşam Okulu ve PİKİ eğitimlerini tamamladı.</p> <p>Eğitime olan tutkusunu, Yaşam Okulu’na duyduğu aşkla birleştirerek Kuraldışı’nda asistan olmaya karar verdi. Saim Koç ve Nil Gün’ün rehberliğinde Yaşam Okulu eğitmeni olma yolunda ilerlerken, profesyonel koç olarak kariyerini sürdürmekte ve Kuraldışı Dergi için yazılar yazmaktadır.</p> <p>Aldığı diğer eğitimler: ICF Onaylı Koçluk Eğitimleri (Sola Unitas), Eğiticinin Eğitimi (Anadolu Üniversitesi), Etkili İnsanın Yedi Alışkanlığı (İDEA), Değişim Yönetimi (İDEA), Zaman Yönetimi (İDEA), REIKI (Third Eye, DUBAI) ve mesleki eğitimler.</p>