Leo Babauta

Zen Alışkanlıkları

Durun.

Sadece bir anlığına durun.

Çevrenizde olup bitenlere kulak kabartın. Dünyayı dinleyin. Nefesinizin giriş çıkışını hissedin. Düşüncelerinizi dinleyin. Etrafınızdaki ayrıntıları görün.

Öylece hiçbir şey yapmadan durup huzurlu olun.

Bugünün dünyasında faaliyet ve hareket normal halimiz; bedenimiz dursa, zihnimiz çalışıyor, dikkatimiz hareket halinde, sürekli dağılıyor. Bütün gün telaş içindeyiz, acele ediyoruz; onu yap, bunu getir, şunu götür, konuş, ara, eposta yaz-yolla-oku, internette bir sekmeden diğerine geç, bir bağlantıdan öbürüne atla.

Daima çevrimiçiyiz, daima bağlantı halindeyiz, daima düşünüyoruz, sürgit konuşuyoruz. Durmaya vakit yok. Hem, bütün gün çılgın bir bilgisayarın başında oturmak, sonra da hiperaktif bir televizyonun önüne geçmek de durmaktan sayılmaz.

Bütün bunların bir bedeli var: tahayyül etmeye zamanımız kalmıyor, gözlemeye ve dinlemeye zamanımız kalmıyor. Huzurumuz kalmıyor. 

Daha da kötüsü var: Çevredeki bütün bu telaşın sıklıkla tam tersi etkisi oluyor. Biliyorum, günümüz toplumunda eylem her şeyden önemli; o kadar ki, eylemsizlik tembellik olarak görülüyor; pasiflik, etkisizlik, verimsizlik, üretimsizlik olarak görülüyor. Ne ki, kimi zaman çok fazla eylem hiç eyleme geçmemekten daha kötüdür. Etrafta deli gibi koşturabilir, bağırış çağırış kıyamet koparabilirsiniz ama ortada yapılmış hiçbir şey olmaz. Ya da çok fazla şey yapmış olabilirsiniz ama hiçbiri önemli değildir. Ya da eylemlerinizle zarar verebilirsiniz, işleri daha da kötüleştirebilirsiniz, durmuş olsanız hiç yaşanmayacak hasarlara sebep olabilirsiniz.

Durmak zorunda kaldığımızda ise -ya kasada sıra bekliyoruzdur ya doktor muayenehanesinde bekleme odasındayızdır ya otobüste ya bilet kuyruğunda- yerimizde duramıyoruz ve illaki yapacak bir şeyler arıyoruz. Kimimiz cep telefonumuza sarılıyoruz, kimimiz notebooku açıyoruz, kimimiz kıpır kıpır döneniyoruz. Durmak hiç alışkın olduğumuz bir şey değil.

Günlerinizi nasıl geçirdiğinizi bir düşünün; işte, işten sonra, işe hazırlanırken, akşamları, hafta sonları. Hep telaş içinde misiniz? Hep ya mesajlarınızı okuyor ya bir mesaja cevap veriyor ya haberlere bakıyor, son gelişmeleri mi takip ediyorsunuz? Sürgit yapılacak işler listesinden bir görevi daha mı silebilmeye bakıyorsunuz?

Bu mu?

Hayatınızı böyle mi geçirmek istiyorsunuz?

Durun. Bir an için durun. Yapmanız gerekenleri düşünmeyin ne de yapmış olduklarınızı. Sadece o anda olun.

Böylece bir iki dakika kalın. Sonra hayatınızı düşünün, nasıl olmasını isterdiniz. Hayatınızda daha az hareket, daha az iş, daha az telaş görün. Hayatınızın daha sakin, daha sessiz, daha huzurlu olduğunu görün.

Ve gördüğünüz şey olun.

Aslında o kadar basit ki. Bütün yapacağınız her gün bir anlığına durmak. Bunu alışkanlık haline getirdikçe her gün bir şeyleri daha az yapmayı deneyin. Hızlandığınızı hissettiğinizde nefes alın. Yavaşlayın. Anda olun. Gelmesini bekleyeceğinize mutluluğu şimdi bulun. Şimdide bulun.

Durmanın tadına varın. Hakiki bir hazinedir. Hepimizin, her an yararlanabileceği hakiki bir hazine.