Kol kırılır yen içinde kalır!

Bu sözü ilk duyduğumda sanırım 4-5 yaşlarındaydım. Çok meraklı olan ben, anneannemin eteğinden tutuyorum ve ‘’Bu ne demek oluyor?’’ diye soruyorum.

Anneannem annemin gözlerine bakıyor ama açıklama yok. Allah Allah, diyorum, bu kol kırılıyor da neden tedavi edilmiyor acaba???

Sonra herkes gibi ben de öğreniyorum.

Gizli kalmalı bazı şeyler. Aile içinde ne yaşarsan yaşa, o orada kalır. Baban anneni dövmüş, annen ya da baban aldatılmış, enseste maruz kalınmış, babandan ya da annenden şiddet görmüşün  vs. önemli değil! Önemli olan bu yaşananların etraftan duyulmaması(!)

Duyulursa elalem ne der? Ayıplarlar valla!!!

Varsın senin öfken içine aksın, intihar falan yaşansın, kanser ol, ne olacak, yeter ki kol kırılsın yen içinde kalsın. Hatta intihara ettiğin de duyulmasın yoksa cenaze namazını kılmazlar…

Bu sözün bir de kardeşi var!!!

”Kan kusarım, kızılcık şurubu içtim derim!’

Dersiniz de ne iyi edersiniz(!)

Siz dedikçe, ensest çoğalır, aldatmalar artar, intiharlar kol gezer, kanser vakaları tavana vurur vs, vs……

Yaaa Anneciğim!!!

Sen ne güçlü bir kadınmışın ki, senin kolunu kırmışlar, yenini de sen çekip çıkarmışın elalemin gözünün içine baka baka ve o kızılcık şurubunu içmeden ”DURUN! BEN VARIM!” diyebilmişsin.