Uzun yıllardır, İstanbul’daki bir devlet hastanesinin çocuk onkoloji ve hematoloji servisine, karınca kararınca yardım etmeye gayret ediyorum. Bizde olanlar dışında mütevazi üst-baş ve oyuncaklardan ileri gidemedik çoğunlukla -ki sağ elin verdiğini sol elin bilmemesi üzerine kurulu yardım ahlakına sahip kültürümüzde bunun ötesini de yazmam yakışıksız olur. Bu paragrafı bile tereddüt ederek yazdım.

Yıllar içinde bizi çok mutlu eden iyileşmeler gördük. Taburcu olan dünya güzeli çocukları gördük. Mutluluklara şahit olduk. Doktorların akıl almaz özverili çalışmaları bolca ağlattı bizi. Aileler ile empati kurarak hep şükrettik halimize. “Umut kesilmez” dedik; “El ele, güzel günlere” dedik. Kaçmadık toplumsal vazifemizden. Hiçbir zaman da kaçmayacağız ancak aynanın öbür yüzünü dile getirmekten de korkmamak gerekiyor sanırım. Sebebi bulmak gerekiyor. Koruyucu hekimliğin önemini vurgulamak bir de…

Çocukların koridoru doldurduğu, yataklı tedavi için yatağın zor bulunduğu, sırayla tedavi protokollerinin uygulandığı odalarda pek çok aileyle doğrudan konuşma şansım oldu. Anlattıklarını dinleyip toparladıktan sonra derli toplu, analitik düşündüğünüzde çocukların (ya da büyüklerin) başına gelenlere şaşırmıyorsunuz maalesef. “Gelmemesi mucize olurdu” diyeceğim ama vicdanım dilimi engelliyor.

Yüzlerce anneanne, babaanne ve dede gördük ziyaretlerde. Ellerinde yumuşak şeker, hazır kek, boyalı yoğurt… Biberonlara doldurulan meşrubatlar… Hamilelikte dahi sigarayı bırakmamış anneler ile tanışıyorsunuz. Ne düşüneceğinizi bilmediğiniz bir ortamda, çocuklar için ne isteyeceğinizi, ne dileyeceğinizi de bilemiyorsunuz. Sıklıkla 3 ile 5 yaş arasında ve sandığınızdan çok daha yaygın görülen lösemide tedavi oranı %90. Bu çok büyük bir başarı. Taburcu olan hastaların aynı yaşam şekillerini devam ettirip geri dönme oranları ise %30-40 arasında.

Hamilelik öncesinde, hamilelik esnasında, emzirme döneminde ve bebeğin beslenmesinde her zamankinden misli misli fazla dikkat etmek, kulaklarınızı sonuna kadar açmak, araştırma yaparken “O öyle demiş, bu böyle demiş”ten çok yayınları, araştırma sonuçlarını, istatistikleri ve idealist isimleri takip etmek zorundasınız. Bu isimleri ayrıştırmak kolaydır. Yerdeki ekmek kırıntılarını takip ederseniz “yemlenenleri” rahatça görürsünüz -ki bu kırıntılar artık ufak tefek de değil, gayet iri ve gayet net.

1980’lerden beri, bir anomali halidir artarak süregidiyor. Hangi arkadaşımızla sohbet etsek egzama, sedef, gıda hassasiyeti (intolerans), glütensiz beslenme zorunluluğu, reflü, bağırsaklar ve midede envai çeşit tanısız sıkıntı, kabızlık veya süt ürünleri kullanamama gibi çeşitli şikayetlerle karşılaşıyoruz.

Tevellüdü 1968 olan bendeniz düşünüyorum da koskoca bir arkadaş grubuyla her gün, tam zamanlı mesai yaparken ne bende, ne onlarda, ne onların annelerinde, ne benim annemde, ne de komşularda hiç alerji vakası yoktu; hem de her kapıda çeşit çeşit ikramla karşılaştığımız halde.

Kars’ı hatırlıyorum; babamın her yaz tatilinde ağabeyimle beni içine dahil ettiği, köydeki 30 – 40 çocuğu geçen haydut grubunu… Demin söylediğim, keçiye, koyuna atlayıp memesinden çiğ süt emen grubun tamamı için geçerliydi. Çocuklarda bırakın süt alerjisini, ikiz – üçüz doğuran anneler için anlattığımda kimsenin inanmadığı tuhaf ama muhteşem çözümler falan vardı. Evde keçi beslenirdi. Keçi (süt annesi) bebeklerin beslenme saatinde eve alınır, yere örtü serilir, keçi okşanır sevilir yere yatırılır, büyüklerden biri hayvanın başını kaşırken temizce silinen memelere bebekler yanaştırılırdı. Çiğ ve sağlıklı süt emmeleri için. Bu satırları okurken bir sürü insanın yüzünü buruşturduğunu tahmin edebiliyorum. Ama bir çok kürsüden bir çok doktorun da gülümsediğinden eminim.

Eskilerin bakterisi ve mikrobu da iyi idi anlaşılan. Keçi memesi emen bebek bile enfeksiyona yenilmezken ne değişti? Acayip bir hijyen tutkumuz var bugün. Isıl işlemler, kaynatılan – soğutulan, her şeyi steril ve tek kullanımlık hale getiren bir sektör doğdu. Bu sektör bakterilerin görüntülerini milyon kat büyütüp evdeki yataktan, halıdan falan korkar hale getirdi bizi. Ama sanırım bütün bunlar pek de bir işe yaramadı. Yoksa bu kadar hijyenik olmasa mıydık?

Ana okullarındaki çocukların ellerine mini boy, modern çamaşır suları, antibakteriyel bilmem ne, bilmem ne, bilmem ne tutuşturuldukça çocuklar daha çok hasta olmaya başladılar. Çıplak ayakla kara, çamura basan çocukta hastalık denilen şey bir burun akmasıyla başlayıp biterken şimdinin çocuklarını, kapıdan esen rüzgardan kreşteki masaya kadar her şey yatak-döşek hasta ediyor. Kutu kutu antibiyotikli şuruplar, aşılar, takviye vitaminler yetmiyor. Boy/kilo eğrilerindeki başarının sağlıklı gelişimde yegâne kriter olarak görüldüğü şu günlerde, 6 aylık dananın bu kriterler sayesinde 900 kiloya getirilebildiğini, oysa normal meralarda gezen, annesinden süt emen buzağının 6. ayında ancak 150 kiloya ulaştığını yazsam bundan bir bağlantı kurabilir misiniz?

Besi danası topaç gibidir. Yüzü çok sevimli, kabaları iri, göbeği kocaman ve bakışları parlak olur. Ama hastalıkların tamamına karşı koftur. Neredeyse her gün antibiyotik iğnesi, hormon ve katkılı yemler ile şişirilir. Kocaman bir hayvancık olmanın bedelini eklemlerinin tamamındaki iltihap, dokularındaki kanser ve yaygın bir şeker hastalığı ile öder. Kısacık yaşamında bunun literatüre girmesi de pek mümkün değildir. Azami kilosuna gelir, kesime gider. Başka hiçbir şeyin önemi kalmaz.

Benim ağabeyim de uzman bir çocuk doktoru. Eğrileri, aşıları, beslenme önerilerini, mümessilleri, gelen hastaların ekserisinin sorununu, tedavi protokollerini az çok duyuyor ve kendimce mantık yürütebiliyorum. Tıp, bilimdir; veriye dayanır. Doktorlarımız da elbette veriye dayanarak tedavi önerilerinde bulunurlar ve bulunacaklardır. Aksini beklemek bence de yanlıştır.

Bir çocuk doktoru, anne sütüne en yakın değerleri taşıyan ve kolayca sindirilen keçi sütünü önermekte yerden göğe kadar haklıdır mesela. Çünkü analitik düşünmek, verilerdeki benzerliği dikkate alarak size bunu önermek zorundadır. Armudun sapı, üzümün çöpü diyerek bu işin içinden çıkamazlar; doğrudur. Bu kısma karışmak da benim haddim değildir.

Düşük yağ, yüksek protein için tavuğun göğsünü önerebilir. Ya da dengeli beslenmede bir yumurtayı, bir kaşık tereyağını, keçiboynuzu pekmezini, vesaire… Doktorunuz bunları önerirken haklı olarak ne keçinin cinsini ve neyle beslendiğini bilebilir ne de yumurtanın gerçekten doğal beslenen bir tavuktan gelip gelmediğini. Yoğurdun doğal ve faydalı bakterilere sahip olup olmadığını da bilemez. Bunun ötesini siz araştırmak, siz bulmak zorundasınız. Peki nasıl?

Bebek mamaları bakanlık ve çeşitli kuruluşlar tarafından belgelendirilmiştir. Belgeler, sertifikalar, analizler… Bunlara da güvenemeyeceksek neye güveneceğiz biz? Doğru. Ama bilin ve hatırlayın ki bebek mamalarında GDO çıkması olayı birkaç markada birden yaşandı ve yazıldı. Ürünler toplatıldı mı? Evet, toplatıldı. Peki arkasından ne oldu? GDO analizlerini yapan laboratuarların lisansları iptal edildi. Üzeri kapatılabilir hale geldi. Konu masa altına çekildi. Bitti mi bari? İnşallah…

Ama ondan önce “böyle bir şey de var” diye kısaca birkaç öneri:

6 aylık bir minnoşun beslenmesini kendiniz rahatça ayarlayabilirsiniz. Ev yoğurdu ve ezme kahvaltı (ev bisküvisi, pekmez, tereyağı, süt, yarım yumurta sarısı, bir çay kaşığı kestane unu) bana kalırsa yeterlidir. Öğlen yemeğinde sebze maması, aralarda bir gün elma, bir gün portakal. Akşam yarı sulandırılmış inek sütüyle yapacağınız muhallebi (pirinci mutlaka kendiniz yıkayın). Yatarken de sulandırılmış ılık bir süt kafi. Sebze maması için de ilikli kemikten çıkarılmış kemik suyu kullanmayı unutmayın.

Evinizde ne pişerse pişsin; ekşili köfte, pilav, çorba, kereviz… Bir parça ekmek (gerçek undan gerçek ekmek olsun) bandırın ve ağzına koyun. Tüm tatlara alışsın. Bunu yaparsanız büyüdüğünde yemek seçmeyen, fast food ile karşılaşsa bile asla tatmin olmayan bir damak tadına sahip olur. Kızım İpek, 2 yaşındayken bamya, kereviz neden yok diye ağlıyor, herkesi hayretler içinde bırakıyordu. Öyle de devam etti, şükürler olsun.

İş yerinde süt sağabilirseniz dondurun. Günde bir kez, 50 ml bile içirebilirseniz kâfi olacaktır. Aşı niyetine… Daha fazlasına yetişemediğiniz için de kendinizi hiç üzmeyin lütfen. Ben çok sağlıklı gelişeceklerine eminim.

Aşağıya bir bölüm ekleyeceğim. Hiçbir yorum yazmayacak, olumlu, olumsuz hiçbir görüş bildirmeyeceğim. Bu bölüm, sadece ve sadece en kolayımdaki marketten aldığım 24 adet bebek ve çocuk ürününün hayli küçük etiketlerinin biraz büyütülmüş hallerinden oluşuyor: karışık, yorumsuz, markasız… Alakası var mıdır yok mudur bilmem ama bu bölümden tamamen bağımsız olarak, beğendiğim bir yazının da linkini ekleyeceğim. En sonda bulursunuz. Ötesi size kalmış…

Yağsız süt tozu, bitkisel yağlar (hindistan cevizi yağı, kanola yağı, hurma yağı ayçiçek yağı) (soya lesitini içerir), demineralize peynir altı suyu tozu (sütten), kalsiyum karbonat, vitamin karışımı (C vitamini, niasin, pantotenat, E vitamini, B1 vitamini, B6 vitamini, A vitamini, folik asit, K1 vitamini, biyotin, D3 vitamini, B12 vitamini) Demir difosfat, çinko sülfat, bakır sülfat, potasyum iyodür/, tahıl unları (%26,5) (irmik,pirinç), şeker, tereyağlı bisküvi unu (%14,4) /buğday unu, şeker, tereyağı, tatlı peynir altı suyu tozu (sütten), kabartıcı (potasyum karbonat), asitliği düzenleyici sitrik asit, aroma verici (vanilya) /, yumurtalı bisküvi unu (%6,6) /şeker, buğday nişastası, buğday unu, yumurta tozu, emülgatör (yenilebilir yağ asitlerinin mono ve digliseridleri) kabartıcı(potasyum karbonat), asitliği düzenleyici sitrik asit/ prebiyotik lifler, galakto-oligosakaritler (sütten), polifruktoz) (%5,6), yağsız süt tozu, nişasta (patates), demineralize peynir altı suyu tozu (sütten). Hidrolize edilmiş un (%44) (buğday, pirinç, mısır, yulaf, arpa, çavdar, akdarı, darı) devam sütü (%35) /yağsız süt(%64), bitkisel yağlar (palm yağı, soya yağı, hindistan cevizi yağı, ayçiçek yağı), laktoz (süt ürünü), emülgatör, (yağ asitlerinin mono-ve digliseritleri), antioksidanlar (soya lesitini, L-askorbilpalmitat), stabilizör (kalsiyum sitrat, kalsiyum fosfat), maltodekstrin, sodyum L-askorbat, demir-II sülfat, DL- alfa tokoferol asetat, retinil asetat, D3 vitamini, nikotinamid, D-pantotenat kalsiyum, siyanokobalamin, fitomenadion, pridoksin hidroklorür, tiamin hidroklorür, riboflavin, potasyum iyodür, folik asit, D-biotin, çinko sülfat/, şeker, meyve tuzu (muz,elma,armut,portakal) (%9), maltodektrin, mineraller (kalsiyum karbonat, çinko sülfat, elemantal demir ve potasyum iyodür), vitaminler (sodyum L-askorbat, nikotinamid, DL-alfatokoferol esetat, D-pantotenat kalsiyum, riboflavin, pridoksin hidroklorür, tiamin hidroklörür, retinil asetat, folik asit, D-biotin, fitomenadion, D3 vitamini ve siyanokobalamin) aroma verici (vanilin) Laktoz (sütten), Yağsız süt, Bitkisel yağlar (Hurma yağı, kanola yağı, hindistan cevizi yağı ve ayçiçek yağı), Prebiyorik lifler /Galakto oligosakkarit (sütten), Frukto-oligosakkarit/, Kalsiyum karbonat, Potasyum klorür, Kolin klorür, L-askorbik asit, Taurin, Emülgatör (Soya lesitini), Sodyum L-askorbat, Demir Sülfat, L-triptofan, inositol, DL-a tokoferil asetat, L-isolösin, Üridin 5–monofosfat Sodyum tuzu, Çinko sülfat, Sitidin 5-monofosfat, L-sistein hidroklorür, Adenozin 5-monofosfat, İnozin 5-monofosfat sodyum tuzu, Nikotinamid, Guanozin 5-monofosfat sodyum tuzu, L-karnitin, Kalsiyum D-pantotenat, Fiterolmonoglutamik asit, Bakır sülfat, Retinil palmitat, DL-a tokoferol, D-biyotin, Tiamin hidroklorür, Kolekalsiferol, Siyanokobalamin, Pridoksin hidroklörür, Manganez sülfat, Potasyum iyodür, Fitomenadyon, Sodyum selenit. Laktoz (süt ürünü), bitkisel yağlar (hurma, hindistan cevizi, aspir veya ayçiçeği ve soya), yağsız süt tozu, whey (peynir altı suyu tozu) (alfa-laktalbuminden zengin) (süt ürünü), emülgatör (soya lesitini), sodyum sitrat, magnezyum klorür, kalsiyum karbonat, uzun zincirli çoklu doymamış yağ asitleri /araşidonik asit (AA), dokosahekzanoik asit (DHA)/, kalsiyum klorür, potasyum bikarbonat, sitrik asidin potasyum tuzları, L-tirosin, vitamin C (L-askorbik asit), kolin klorür, potasyum hidroksit, kalsiyum hidroksit, taurin, potasyum klorür, inositol, demir-II sülfat, çinko sülfat, L-triptofan, stidin- 5′-monofosfat, L-karnitin, antioksidanlar (tokoferolce zengin ekstrakt, askorbil palmitat), üridin 5′-monofosfatın sodyum tuzu, vitamin E (DL-alfa tokoferol asetat), niasin (nikotinamid), adenosin-5′-monofosfat, pantotenanik asit (kalsiyum D-pantotenat), guanosin 5′-monofosfatın sodyum tuzu, inosin 5′-monofosfatın sodyum tuzu, vitamin A (retinil palmitat), vitamin B, (tiamin hidroklorür), bakır sülfat, vitamin B6 (pridoksin hidroklorür), vitamin B2 (riboflavin), vitamin D vitamin K (fitomenadion), D-biotin, sodyum selenit, vitamin B12 (siyanokobalamin) Dekstroz, maltodekstrin, melisa ekstraktı, doğal limon otu aroması, ısırgan otu ekstraktı, frenk kimyonu ekstraktı, anason ekstraktı, rezene ekstraktı, keçi sedef otu ekstraktı. Peynir altı suyu proteini konsantresi (sütten), yağsız süt (%25,4), sukroz, tam yağlı süt (7,4%), süt proteinleri (sodyum kazeinat), bitkisel yağlar (hurma,soya), prebiyotik lif (fruktooligosakkarit), mineraller (kalsiyum karbonat, magnezyum fosfat, demir pirofosfat, çinko sülfat, potasyum hidroksit, demir sülfat, potasyum sitrat, mangan sülfat, potasyum iyodat, potasyum iyodür), maltodekstrin, hayvansal yağlar (balık yağı), vitaminler [C vitamini, niasin, folik asit, E vitamini, pantotenik asit, A vitamini, D3 vitamini, B6 vitamini, B12 vitamini, tiamin (B1 vitamini), riboflavin (B2 vitamini), biyotin], laktoz (sütten), aroma vericiler (vanilya,süt), emülgatör (soya lesitini), antioksidanlar (askorbil palmitat, alfa tokoferol). Yağsız süt*, bitkisel yağlar* (hurma yağı*, kolza yağı*, ayçiçek yağı*), kısmen demineralize peynir altı suyu tozu*, laktoz*, nişasta*, emülgatör soya lesitin, kalsiyum karbonat, C vitamini, potasyum klorür, L-triptofan, kalsiyum klorür, demir II sülfat, E vitamini, A vitamini, niasin, çinko oksit, pantotenik asit, bakır sülfat, K vitamini, çinko sülfat, B1 vitamini, B6 vitamini, potasyum iyodat, mangan sülfat, folik asit, B2 vitamini, sodyum selenat, D vitamini, biotin, B12 vitamini. Devam sütü (%40,9) [Demineralize peynir altı suyu tozu (Sütten), Yağsız süt tozu, Bitkisel yağlar (Kanola, Hurma, Ayçiçek, Hindistancevizi) (Soya lesitini içerir), Kalsiyum karbonat, Vitaminler (L-askorbik asit, Nikotinamid, Kalsiyum D pantetonat, DL-alfa tokoferol asetat, Tiamin mononitrat, Pridoksin hidroklorür, Retinil asetat, Folik asit, Fitomenadyon, Kolekalsiferol, D-biotin, Siyanokobalamin), Demirdifosfat, Çinko sülfat, Bakır sülfat, Potasyum İyodür], Tahıl unları (%28,5) [Durum buğday irmiği (%23,3), Pirinç unu (%5,2)], Şeker, Prebiyotik lifler (%5,6) ( Galakto-oligosakkaritler (Sütten), Polifruktoz), Nişasta (Patates, Mısır), Yağsız süt tozu, Bal (%1,1), Demineralize peynir altı suyu tozu (Sütten), Aroma verici (Vanilin). Bebek sütü (%47) [Demineralize peynir altı suyu tozu (Sütten), Yağsız süt tozu, Bitkisel yağlar (Hurma, Kanola, Hindistancevizi, Ayçiçek, Sosa lestini içerir), Kalsiyum karbonat, Vitamin karışımı (L-askorbik asit, Retinil asetat, Nikotinamid, DL-alfa tokoferol asetat, Kolekalsiferol, Kalsiyum D-pantotenat, Folik asit, Tiamin mononitrat, D-biotin, Siyanokobalamin, Pridoksin hidroklorür, Fitomenadyon), Demir difostat, Çinko sülfat, Bakır sülfat, Potasyum iyodür], Pirinç unu (%38,9), Prebiyotik lifler (%5,8) (Galakto-oligosakkarit (Sütten), Polifruktoz), Yağsız süt tozu, Demineralize peynir altı suyu tozu (Sütten), Doğal vanilya aroma vericisi, Kalsiyum karbonat. Yarım yağlı inek sütü (%1,5 süt yağlı), şeker, muz püresi (%1,6), muz aroma vericisi, renklendiriciler (riboflavin ve beta-karoten), kıvam arttırıcı(karragenan). Yarım Yağlı İnek Sütü (%1,5 yağlı), şeker, kakao (%1,5), doğala özdeş çikolata aroması, vitamin karışımı (A,D), kıvam arttırıcı (karregenan). Yağsız süt, laktoz, bitkisel yağlar (hurma yağı, hurma çekirdeği yağı, kanola yağı, ayçiçek yağı, oleik asitçe zengin ayçiçek yağı, araşidonik asitçe (AA) zengin yağ), whey (peyniraltı suyu) proteini (alfa-laktalbumin ile zenginleştirilmiş), prebiyotik lifler (kısa ve uzun zincirli fruktooligosakkarit), maltodekstrin, mineraller (sitrik asidin potasyum tuzları, ortofosforik asidin kalsiyum tuzları, sodyum sitrat, kalsiyum hidroksit, kalsiyum klorür, kalsiyum karbonat, sitrik asidin magnezyum tuzları, demir (II) sülfat, çinko sülfat, bakır sülfat, mangan sülfat, potasyum iyodür, sodyum selenit), emülgatör (soya lesitini (E 322)), balık yağı (DHA kaynağı), vitamin kompleksi (vitamin C, vitamin E, niasin, kalsiyum-D- pantotenat, vitamin A, vitamin B1, vitamin B6, vitamin B2, folik asit, vitamin K, biyotin, vitamin D, vitamin B12), kolin, taurin, inositol, nükleotidler (sitidin-5’-monofosfat, üridin-5’-monofosfatın sodyum tuzu, adenozin-5’-monofosfat, inozin-5’-monofosfatın sodyum tuzu, guanozin-5’-monofosfatın sodyum tuzu), antioksidanlar (tokoferolce zengin ekstrakt (E 306) ve L-askorbil palmitat (E 304 [i])), L-karnitin, probiyotikler (B, infantis ve L. rhamnosus). Buğday Unu (Gluten içerir), Şeker, Bitkisel Yağ (Hurma, Soya, Ayçiçek, Pamuk), Nişasta, Yağsız Pastörize Süt %2,8, İnülin -Oligofruktoz %2,1, Yumurta %0,5, Kabartıcı (Amonyum Hidrojen Karbonat), İyotlu Tuz, Mineraller (Kalsiyum, Magnezyum, Demir, Çinko, Bakır, Mangan), Vitamin Karışımı (A, E, C, D3, B1, B2, B6, B12, Niasin, Pantotenik Asit, Folik Asit, Biotin), Aroma Vericiler (Vanilin, Vanilya Ekstraktı). Eser miktarda Susam içerebilir. Buğday Unu, Şeker, Bitkisel Yağ (Palm), Süt (%11), Glukoz Şurubu, Mısır Nişastası, Mineraller (Kalsiyum, Potasyum, Magnezyum, Demir, Çinko, Bakır, İyot), Yumurta (%2), Vitaminler (A, C, D3, E, B1, B2, B6, B12, Niasin, Pantotenik Asit, Folik Asit, Biotin), Tuz, Kabartıcılar (Sodyum Hidrojen Karbonat, Amonyum Hidrojen Karbonat, Disodyum Difosfat), Emülgatör (Soya Lestini), Aroma Verici. %99,95 düşük asitli elma suyu konsantresinden elma suyu*, C vitamini (L-askorbik asit). Süt*, su, haşlanmış pirinç*, elma*,şeker*, pirinç nişastası*, vanilya ekstraktı, asitlik düzenleyici kalsiyum karbonat, iyotlu sofra tuzu. %20 elma*, %15,75 elma suyu*, %15 muz*, %13,6 parçacıkları*, %11 şeftali*, %10 havuç*, %9,39 su, %5 pirinç unu*, %0,2 limon suyu* (konsantreden), %0,06 L-askorbik asit (C vitamini) Domates %24,3, su %22,2, havuç %16,4, makarna %12 (durum buğday irmiği, yumurta), hindi eti %8, beyaz üzüm suyu %4,9 maydanoz kökü %4, soğan %3, buğday unu %2, kanola yağı %1,5, brokoli %1,2, maydanoz yapraklı %0,5. %49,71 su, %20 yoğurt, %14 muz, %5,9 portakal suyu, %5 şeker, %3,5 modifiye mısır nişastası, %1,5 pirinç unu, %0,33 konsantre limon suyu, %0,06 L-askorbik asit ( C vitamini ) %35 Elma, %25,94 konsantre elma suyu, %25 armut, %10 havuç, %2,4 glutensiz buğday nişastası, %1,4 mısır nişastası, %0,2 organik konsantre limon suyu, %0,06 L-askorbit asit ( C vitamini ), Gluten içermez. %61,95 Elma, %33 havuç, %5 konsantre elma suyu, %0,05 L-askorbik asit ( C vitamini ), Gluten içermez. %47 buğday unu, şeker, buğday nişastası, bitkisel yağlar, ( hurma yağı, ayçiçeği yağı ), yağsız süt tozu, kabartıcı ( potasyum hidrojen karbonat ), vanilya ekstraktı, B1 vitamini ( tiamin hidroklorür ) Yağsız inek sütü-süt kreması, süt laktozu ve mineralleri, şeker, modifiye nişasta, (msır), kıvam arttırıcılar ( potasyum fosfatlar, karragenan ), muz aroma vericisi, muz püresi ( %0,06 ), renklendiriciler ( lutein, karotenler) Yağsız taze peynir, süt kreması, şeker, çilek püresi, (%6) (çilek, şeker, mineraller (trikalsiyum fosfat, trikalsiyum sitrat), kırmızı pancar suyu konsantresi, glikoz şurubu, tapyoka nişastası, çilek aroma vericisi, limon tuzu, kıvam arttırıcılar (guar gam, keçiboynuzu gamı), tapyoka nişastası, mineral (trikalsiyum sitrat), süt proteinleri, kolekalsiferol Pastörize inek sütü, su, laktoz, mısır yağı, mineraller ve vitamin toz karışım / mineraller ( kalsiyum karbonat, çinko klorür, sodyum klorür, potasyum klorür, mangan sülfat, trikalsiyum fosfat, çinko sülfat, magnezyum aksit, bakır sülfat, demir-II-sülfat, potasyum iyodür, sodyum selenit, sodyum florür), vitaminler ( C, niasin, E, pantotenik asit, B6, TİAMİN, A, riboflavin, folik asit, K, D, biotin, B12 / emülgatör (ayçiçek lesitini)

Gıdalarda En Zararlı 10 Katkı Maddesi

Pınar Kaftancıoğlu

<div class="social4i" style="height:82px;"> <div class="social4in" style="height:82px;float: left;"> <div class="socialicons s4twitter" style="float:left;margin-right: 10px;padding-bottom:7px"><a href="https://twitter.com/share" data-url="https://dergi.kuraldisi.com/etiket-okuyalim-mi/" data-counturl="https://dergi.kuraldisi.com/etiket-okuyalim-mi/" data-text="Etiket Okuyalım mı?" class="twitter-share-button" data-count="vertical" data-via=""></a></div> <div class="socialicons s4fblike" style="float:left;margin-right: 10px;"> <div class="fb-like" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/etiket-okuyalim-mi/" data-send="true" data-layout="box_count" data-width="55" data-height="62" data-show-faces="false"></div> </div> </div> <div style="clear:both"></div> </div> <p>1997 yılında, çok sevdiği Ege’ye yerleşiyor Pınar Kaftancıoğlu. Önce Kuşadası’nda geçen birkaç yıl, ardından Aydın-Nazilli’de bir doğal kaynak suyu fabrikasını işletme, kızının doğumu, işlerin stresinden bunalıp fabrikayı devretme derken otuzlu yaşlarının sonunda emekliliğini ilan ediyor!</p> <p>Nazilli’de anadan kalma bakımsız araziyle birkaç zeytinliğini ıslah edip şu an yaşadığı çiftlik evini inşa ettirmeye karar veriyor. Komşuların yardımıyla yaylalardaki irili ufaklı araziye çekidüzen veriyor. Tarlalar sürülüyor, köydeki ineklerin dışkılarıyla gübreleme yapılıyor, dağ köylerinden hediye gelen fidanlarla tohumlar ekilip dikiliyor.</p> <p>Ve tarlalarda ilk ürünler çıkmaya başlıyor.</p> <p>“Kızım, İpek artık Milupa’nın ‘organik’ etiketli kavanozlarına mahkûm değildi. Kahvaltı masamızda hepsine isim koyduğum ineklerin sütleri ve o sütlerden yaptırdığım peynirler vardı. Ekmeği marketten almıyor, kendi fırınımda yapıyordum. Yumurtalar bahçenin sağından solundan, çoğu zaman da tavuklarımın folluğa çevirdiği ayakkabılıktan toplanıyordu. Zeytinden ve zeytinyağından bol şeyimiz yoktu. Bahçenin orasında burasında kendiliğinden yetişen otların her birinin bir adı olduğunu ve neredeyse hepsinden enfes yemekler yapıldığını öğreniyordum. Yılladır marketten aldığım kırmızı şeylerin, gerçek bir domates ile alakası olmadığını anladım. Havuçlar, marullar, fasulyeler, börülceler&#8230;”</p> <p>İpek Hanım Çiftliği böyle kuruluyor.</p> <div class="tippy" data-title="Kimdir?" data-showheader="true" data-headertitle="Pınar Kaftancıoğlu" data-width="700" data-height="500" data-anchor="#tippy_tip0_8240_anchor"> &lt;div class=&quot;social4i&quot; style=&quot;height:82px;&quot;&gt; &lt;div class=&quot;social4in&quot; style=&quot;height:82px;float: left;&quot;&gt; &lt;div class=&quot;socialicons s4twitter&quot; style=&quot;float:left;margin-right: 10px;padding-bottom:7px&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://twitter.com/share&quot; data-url=&quot;https://dergi.kuraldisi.com/etiket-okuyalim-mi/&quot; data-counturl=&quot;https://dergi.kuraldisi.com/etiket-okuyalim-mi/&quot; data-text=&quot;Etiket Okuyalım mı?&quot; class=&quot;twitter-share-button&quot; data-count=&quot;vertical&quot; data-via=&quot;&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class=&quot;socialicons s4fblike&quot; style=&quot;float:left;margin-right: 10px;&quot;&gt; &lt;div class=&quot;fb-like&quot; data-href=&quot;https://dergi.kuraldisi.com/etiket-okuyalim-mi/&quot; data-send=&quot;true&quot; data-layout=&quot;box_count&quot; data-width=&quot;55&quot; data-height=&quot;62&quot; data-show-faces=&quot;false&quot;&gt;&lt;/div&gt; &lt;/div&gt; &lt;/div&gt; &lt;div style=&quot;clear:both&quot;&gt;&lt;/div&gt; &lt;/div&gt; &lt;p&gt;1997 yılında, &ccedil;ok sevdiği Ege&rsquo;ye yerleşiyor Pınar Kaftancıoğlu. &Ouml;nce Kuşadası&rsquo;nda ge&ccedil;en birka&ccedil; yıl, ardından Aydın-Nazilli&rsquo;de bir doğal kaynak suyu fabrikasını işletme, kızının doğumu, işlerin stresinden bunalıp fabrikayı devretme derken otuzlu yaşlarının sonunda emekliliğini ilan ediyor!&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Nazilli&rsquo;de anadan kalma bakımsız araziyle birka&ccedil; zeytinliğini ıslah edip şu an yaşadığı &ccedil;iftlik evini inşa ettirmeye karar veriyor. Komşuların yardımıyla yaylalardaki irili ufaklı araziye &ccedil;ekid&uuml;zen veriyor. Tarlalar s&uuml;r&uuml;l&uuml;yor, k&ouml;ydeki ineklerin dışkılarıyla g&uuml;breleme yapılıyor, dağ k&ouml;ylerinden hediye gelen fidanlarla tohumlar ekilip dikiliyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ve tarlalarda ilk &uuml;r&uuml;nler &ccedil;ıkmaya başlıyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&ldquo;Kızım, İpek artık Milupa&rsquo;nın &lsquo;organik&rsquo; etiketli kavanozlarına mahk&ucirc;m değildi. Kahvaltı masamızda hepsine isim koyduğum ineklerin s&uuml;tleri ve o s&uuml;tlerden yaptırdığım peynirler vardı. Ekmeği marketten almıyor, kendi fırınımda yapıyordum. Yumurtalar bah&ccedil;enin sağından solundan, &ccedil;oğu zaman da tavuklarımın folluğa &ccedil;evirdiği ayakkabılıktan toplanıyordu. Zeytinden ve zeytinyağından bol şeyimiz yoktu. Bah&ccedil;enin orasında burasında kendiliğinden yetişen otların her birinin bir adı olduğunu ve neredeyse hepsinden enfes yemekler yapıldığını &ouml;ğreniyordum. Yılladır marketten aldığım kırmızı şeylerin, ger&ccedil;ek bir domates ile alakası olmadığını anladım. Havu&ccedil;lar, marullar, fasulyeler, b&ouml;r&uuml;lceler&amp;#8230;&rdquo;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;İpek Hanım &Ccedil;iftliği b&ouml;yle kuruluyor.&lt;/p&gt; </div>