Sen aklıma her geldiğinde aynı cümleyi kurdum ”Ben senin için nelerden vazgeçtim”. Zihnimde dönüp dururken hayatımdan birden çıkıverenler, benim bir kalemde çıkardıklarım, hiç düşünmedim seni…

Şimdi anlıyorum; vazgeçemediğim seni unutabilmek içindi vazgeçilenlere yapılan saygı töreni…

Ve şimdi dünyaya geleli 20 yıl 8 ay 9 saat olmuşken hiç gocunmadan hatırlıyorum seni, beni, bizli zamanları ve canım acımıyor. Senin nehrin artık durgun bana, senin nehrin benim yansımam üstündeyken bile hiç göz alıcı değil.

Unutmadım seni. Unutmak benim zihnimin pek kabullenip becerebildiği bir kavram değil; anılarımla beraber kaldırdım kenara. Sadece ben isteyince varsın; istemediğimde yok oluyorsun…

Ve çok uzun süre sonra yine aşığım (ben hep aşığım aslında ama bu sefer yüreğim titriyor).

Kendime  yine  bir güzellik yapıp doğduğum ilk günden şu güne kadar hayatımda olan bu adama, onun hiç haberi yokken, belki de hiç tahmin etmediği bir zamanda âşık oldum.

Ben kafamda tekrar yarattım onu, öyle âşık oldum.

Hiç beklemeli olmadı benim aşklarım. Hep bana destandı, hep bana efsane.

Haberin yok biliyorum. Belki de hiç olmayacak. Küçükken o sokağın ortasında kafa kafaya kavga ettiğimiz günlerdeki kadar inatçı değilim.

Saçlarımı ne kadar iki yandan toplasam da keçi kadar inatçı olamıyorum artık. O kadar çok şey alıp götürüyor ki zaman, büyüdükçe bir şeylere karşı koyamayınca fark ediyorsun alıp götürdüklerini…

Elimi attım geçmiş keseme, neler bıraktı zaman bende diye. Daldırdım, öfkem çıktı, savurdum attım. Kinim çıktı bakmadan fırlattım…

Bir sürü şeyden sonra çocukluğum çıktı ve yine  o sahne.

O binanın tepesinde ben, sokağın ortasında (ve Allah biliyor hala çok yakışıklı) o çocukla futbol oynarken  sen, onun için bağırırken ben, her taşı fırlattığında dilimi çıkartırdım sana. Güzeldi saftı temizdi ama yanlış olan bir şey vardı. Çok geç oldu ama şimdi anladım âşık olmam gereken adam bana taş fırlatan adammış:)

Öyle savunmasızım ki bu aralar, işte bu yüzden bu kalkanın arkasına gizlenişim.

Fırlatıp attım tüm kılıçlarımı, sırf kalkanım. Yoruldum dövüşmekten.

Tek istediğim kocaman bir aşkı çıkarıp attıktan sonra ben, gizliden gizliye içimde yeşeren sana AİT olmak.

İşte bu yüzden gel sahibi ol kalbimin… Gel de İstanbul kadar büyüleyici yüreğimin tek eksiği olan fatihi de olsun.