Dünyaya geldiğimiz anda yaptığımız ilk iş derin bir nefes almak. Bu dünyayı terk ederken yaptığımız son şey ise nefes almaya son vermek. Doğum ve ölüm arasında olup bitenler ömrümüzü oluşturur ve nefes almamıza bağlıdır. Nefes almak, onsuz beş dakika bile yaşayamayacağımız görünmez besinimizdir.

Yapılan araştırmalar, on insandan dokuzunun hatalı nefes aldığını gösteriyor. Peki neden böyle?

Küçük çocukların nefes alışlarını izleyin. Küçük çocuklar nefes alıp verirken karın kasları, özellikle diyafram denilen bir ana kası kullanarak, genleşir ve kasılır. Bu şekilde nefes alındığı zaman, akciğerlerin orta ve alt bölümlerine hava girmesini sağlayan bol miktarda yer açılır. Nefes aldığımız zaman içeriye ne kadar çok oksijen girerse, ciğerlerimiz o kadar iyi havalanır ve kanımızdaki eritrositler enerji oluşturmak için o kadar çok oksijeni soğurarak taşıyabilir. Bu şekilde nefes almaları sayesinde çocuklar dinç, hareketli ve mutludurlar.

Erişkin insanlar tamamen farklı bir şekilde nefes alırlar. Yıllar geçtikçe, fiziksel olarak daha az hareketli bir hayat sürdürdükçe, omurgamızda duruş bozuklukları ortaya çıktıkça, şişmanladıkça vs. daha farklı nefes almaya başlarız.

Nefes aldıkça göğüs kafesimiz şişer, karnımız içe çekilir, omuzlarımız ve köprücük kemiğimiz yukarı doğru hareket eder. Bu şekilde nefes aldığımız zaman, akciğerlerimiz yalnızca en üst kısımlarıyla ve sınırlı olarak kullanılmış olur. Bu durumda genellikle yeterince hava alınamaz ve bu yüzden de daha sık nefes alma ihtiyacı duyarız. (Aşırı şişman insanlarda bu durum çok daha dikkat çekicidir.) Akciğerlerimize nefesle çekilen az miktarda oksijen ulaşır. Akciğerler yoğun olarak ancak üst bölümleriyle çalışır. Aşırı çalışan akciğer hücreleri bu nedenle vaktinden önce yıpranır ve böylece akciğer dokusunda ölü, etkin olmayan hücre katmanları oluşur.

Yaşlandıkça akciğerlerimizin daha fazla bölümü nefes alma işleminin dışında kalır. Bedenimiz sürekli oksijen açlığı çeker. Bu durum yalnızca solunum hastalıklarına değil, ayrıca dolaşım sistemi, pankreas, karaciğer, böbrek, mide-bağırsak hastalıklarına ve başka pek çok sağlık sorununa yol açar.

Diyaframı daha iyi kullanarak, yaşlanmamızı otuz-kırk yıl erteleyebilir ve pek çok hastalıktan kaçınabiliriz.

Uzun ömürlü insanların daha yavaş nefes aldıkları uzun zamandır bilinen bir gerçek. Yaşının yarısı kadar gösteren 130 yaşındaki Doğu Hindistanlıya uzun ömrünün sırrı sorulduğunda şu yanıtı vermiştir:

“Bütün iş doğru nefes almakta.”

(Kendisi dakikada bir kez nefes alıyordu)

Antik tıbbın ilkelerinden biri şunu vurgular: Bir dakika içinde ne kadar az nefes alırsak, ömrümüz o kadar uzun olur.

Doğru nefes almak sağlıklı olmanın ve uzun bir hayat sürdürmenin garantisidir.