hayalden-hayata-bodrum-gangava-i

 

O kadar çok kişinin dilindedir ki “Ah bir güneye yerleşsek” cümlesi; gerçekleştirmekten çok dile getirmenin heyecanına saplanıp kalırlar. İşin tuhafı gerçekleştirince heyecanı kalmayacak, bunun da içten içe farkındadırlar.

Ben pek sevmem havanda su döver gibi sabit kalan konuları.

Yapanları severim.

Başarsa da başarmasa da deneyenlere saygı duyarım.

Benim için Onur Güntav da o isimler arasında. Ben tanıdığımda Bodrum’a henüz yerleşmiş ve sadece müzisyen idi. Sadece diyorum zira bu röportajın konusu onun müzisyenliği değil; Bodrum merkezde gecen yıl haziran ayında açtığı leziz ve butik restoranı Gangava Bodrum.

Bense altını sürekli çizeceğim konunun peşindeyim.

Hayata geçen hayallerin ve bu hayallere giden yolların.

Bu arada hitabımın “siz” değil “sen” olmasını da açıklamak isterim. Birbirimize sen diye hitap ederken buraya siz olarak taşımayı samimi bulmadım. Tuhaf gelmesin diye sizi de baştan bilgilendirmek istedim.

Buyurunuz efendim, bir hayat daha…

Onur Güntav kimdir diyerek başladım, en zor soruyla başladın dedi.

– Kısaca anlatayım küçük yaşlarda ailemin bendeki müzik yeteneğini keşfetmesi, beni yönlendirmeleri müzik eğitimleri, konservatuar yılları, zorlu bir eğitim süreci, uzun çalışma süreçleri, uzun provalar. Küçük yaştaki çocuklar için zorlu bir eğitim süreci yani. 

 Laf aramızda konservatuar eğitiminin küçük yaşlarda bir çocuk için nasıl dertli olduğunu birçok okullu müzisyenden dinlemişimdir. Bir kısım için buna değmiş doğrusu, Onur Güntav da onlardan biri.

Bir yandan da erken yaşta sahneye, sanırım 14- 15 yaşlarında, başladım. Bugüne kadar birçok sahne sanatçısı ile  (Ajda Pekkan, Burak Kut, Burcu Güneş, Gökhan Özen, Volkan Konak, Soner Arıca, Jale, Cenk Eren, İzel, Neco, Sibel Tüzün, Briliant Dadashova, Fettah Can, Selen Servi, Mine Çağlıyan) ve birçok özel davette kendi orkestram ile çalıştım.

Birilerinin hayali müzisyen olmakken kendisi müzikten başka bir yola saptı. Bu da başka bir hayal miydi yoksa esas hayal bu muydu merak ettim. Anne baba yönlendirmesi olmadan…

– Bence hayal dediğimiz şeyler aslında ulaşılana kadar kovaladığımız, ulaştığımızda bizi çok mutlu eden ya da aradığımızı bulamadığımız kaybolduğumuz yollara dönüşüyor. Ben müzikle ilgili hayallerime erken ulaştım. Bir noktadan sonra hedefim kalmadı. Benim için masa başında dokuz beş arasında geçen bir işe dönüştü. Şu an yaptığım iş de  hayaldi, ummadığım bir anda kendimi içinde buldum. Üstelik daha önce hiç restoran işletmemiştim. Gangava, yemek tarifi ararken bulduğum bir isimdi. Şimdi işim oldu. Esas hayal bu mu bilmiyorum ama hayat önüme yeni hedefler koyuyor, ben de yorulmadan peşinden koşuyorum.

Hani tesadüf yoktur tevafuk vardır denir. Bodruma yerleşmen de öyle bir adım sanki. Kafandakiler neydi bu adımı atarken?

Bodrum’a yerleşirken çok basit yaşamak gibi bir hedefim vardı. İstanbul Moda’da doğdum, büyüdüm. Denizin yanındaydım her zaman. Burada denizle daha fazla haşır neşir olurum, balıkçılık ve denizcilik hobilerime daha yakın olurum diye geldim. Birçok kısmını gerçekleştirsem de hâlâ hedefime ulaşabilmiş değilim. Şimdiki hedef denizin üstünde yaşamak. Denizin üstünde, yıldızların tam altında…

Ne güzel hayal… Denizin üstünde yaşamak…

Bu bir nevi özgürlük, kurallara, düzene karşı çıkmak gibi…

Sanırım biraz cesaretin de göstergesi benim için. Tek başına cesaret yeter mi bilmiyorum ama  çoğunlukla cesareti paraya bağlar hayallerine koşmayanlar. Sanki “çok” para olunca yapılırmış gibi her şey.

Hayallerine koşmak için maddi yeterlilik bekledin mi diye sordum. Asla beklememiş.

Para, beni mutlu eden şeyler için, önce kazanmam sonra harcamam gereken bir madde. Cebimde beş kuruş yokken de olmayacak hayallerin içine kendimi bodoslama atmadım. Dengeyi bekledim diyelim. Şu hayata bir kere geldim ne zaman doğduğumu hatırlamıyorum, ne zaman öleceğimi de bilmiyorum. Şu anı yaşıyorum. 

Onur Güntav’a göre an kavramı yaşla birlikte değişiyor, bazen ‘an’ beş dakika, bazen ‘an’ beş sene diyerek farklı bir bakış açısı sunuyor.

 Sohbetlerimizde birbirimize sıkça sorup üstüne düşündüğümüz bir soruyu, bu kez röportaj içi soruyorum kendisine: Başarı nedir?

O da manifesto gibi bir cevap veriyor.

Buna birkaç sene önce, çok konser yapan bir sanatçıya çalmak, pahalı arabalar almak, para, çevre gibi klişe birçok cevap verebilirdim. Günümüzde evet başarının ölçüsü insanların gözünde para, kariyer ünlü olmak gibi şeyler.

Bugün diyorum ki, başarının yarısı sabah uyanabilmektir. Eğer uyanabiliyorsan nerdeyse başardın. Nefes alabiliyorsan şükret onu alamayanlar da var bugün. Sağlıklıysan daha fazla tutun hayata ona sahip olabilmek için her şeyinden vazgeçebilecek milyonlarca insan var şu dünyada. Daha fazlasını istiyorsan kalk yap. Seni ne mutlu ediyorsa koş ona, bahaneleri bırak. Başarı bence, şu dünyada her şeye rağmen mutlu olmaktır bu da dayatılan şeylerden vazgeçmeyi gerektirir.

Sence başkalarından farkın var mı dedim. Hiçbir farkı yokmuş, bildiğin standart erkek insanıymış. Bazılarına göre “herbokolog” deyip basıyor kahkahayı. Bu oluşturulmuş kelimeyi kendi mizahi bakışıyla açıklıyor:

– Herbokolog, fazla meraktan her şeyi inceleyip öğrendiğini sanan, aslında hiçbir şey bilmeyen kişidir.

hayalden-hayata-bodrum-gangava-ii

 

Gangavaya dair başka hayallerin var mı?

Bunu millet yanlış anlar, şımarmış derler ama vallahi yok. Gangava şu anda Bodrum’un en butik restoranı. Öyle kocaman yer yapalım üç beş tane şube açalım filan, kendi benliğimizi kaybederiz. İyiyiz biz böyle ufak ufak keyfimiz yerinde. Toplam on iki masamız var. Zaten açtığımızdan beri çoğu dolu. Hem çok masa olsa gelenlerle muhabbet edemeyiz vakit yetmez. Belki ilerde daha iyi bir tekne alırız. Balıklarımızı da misafirlerimizle beraber tutarız. Hem çoluk çocuk yüzeriz iyi de gelir. Akşam kendi tuttuğumuz balıkları yeriz. Gönül bu, isteyebilir tabii bir yerden sonra Michelin yıldızı filan ama elin Fransız’ı, Amerikalısı anlamaz şimdi Milas’ın zeytinyağından, Gambilya favasından, tereyağlı karidese bazlama banmaktan. Gerçi gelen yabancıya da zorla rakı içiriyorum ama onu anlasa Zeki Müren’i, Ferdi Özbeğen’i anlamıyor. Başka bu topraklar, başka, anlatamazsın anca yaşıyorsun işte. Elin adamının yılın bir haftası tatilini geçirdiği mavi cennette biz yaşıyoruz. Sadece ne kadar şanslı olduğumuzun farkında değiliz.

Gangava’ya neden gelelim, ne vaat ediyor Gangava? Gerçi ben çok iyi biliyorum. Geçtiğimiz yazı benim için anlamlı kılan mekân. Bir de sen anlat.

Gangava’ ya gelmeden rica ediyorum rezervasyon yapın. Yani küçücük dükkan, sonra “Aa geldik almadılar bizi” diye şey oluyor. Gangava eski Bodrum ruhunu yaşatmaya çalıştığımız bir mekân. İçerde bile otursanız konumu gereği hem kaleyi hem denizi görüyorsunuz. Müzikler bir karşı Kos adasına gidiyor bir buralara geliyor. Gemici/denizci işi yemekler var. Denizden çıkan her şey çıktığı gibi basit pişiyor. Günlük taze olarak alıyoruz hepsini ve sadece tüketebileceğimiz kadar. Anne tencereleri, turşuları, sarı bezler bizde hala kullanımda. Yerel pazar ve tarlalardan gelen sebzeler, günlük olarak işleniyor. Bulduğumuz ürün gereği az çıkan yemekler var. Üzülerek söylüyorum bizde haydari, acılı ezme filan yok, o hayalle gelen mutsuz olur. Yaptığımız yemekler sabit değil, ürün her gün bulunamadığı için her zaman olmuyor. Yani “Geçen sefer geldik; aaa ondan yok mu?” Vallahi yok. Bazıları sabit kalsa da mönü her gün değişiyor. Bizde hazır bir şey yok, her şeyi küçük ekibimizle biz hazırlıyoruz. Günlük ortalama on iki-on beş çeşit meze. Gününe göre balık oluyor; bazen büyük, bazen küçük. Çiftlik balığı satmıyoruz. Rakı ve şarap eşlikçi bir mönümüz var. İsteyen her şeyden seçip yiyor, isteyen kaleye karşı günbatımı rakısını içip gidiyor. Siz çağırmadan masanıza asla servis personeli gelmiyor. Bu bizde çok katı bir kural. Yemeğin, muhabbetin bölünmesinden hoşlanmıyoruz. Meşhur bir şarkıyla biz kendimizi çok güzel anlatıyoruz. Yıl 1984. Nasıl anlatsam; nerden başlasam; kaç kişiydik o zaman, bak kaç kişi kaldık şimdi. Bodrum Bodrum…

Gangava’nın ne demek olduğunu ben burada yazmayacağım. Siz, Bodrum’a yolunuz düştüğü zaman oturacaksınız masaya, siparişinizden hemen sonra yanı başınıza Onur gelecek ve “Hoş geldiniz” diye başlayacak anlatmaya… Anlamını o zaman öğrenin derim.

Ayrıca isterseniz Instagram üzerinden @gangavabodrum adresinden takip edebilirsiniz

Selen Servi