Her şeyin bir zamanı var,
Sevmenin,
Aşık olmanın,
Tutkuyla bağlanıp yaratmanın,
Ve yaşamanın doyasıya tüm hücrelerinde kan ter içinde,
Sevgilini sabaha kadar dinlemenin,
Ve bunun onu sabaha kadar öpmek kadar kıymetli olduğunu öğrenmenin bir zamanı var,

Olgunlaşmanın,
Olmanın ve vermenin,
İlişkiler yaşamanın,
Sonra sonsuzluk içindeki ruh eşini bulmanın,
Ona bakmanın,
İçinde kaybolmanın,
Ve kayboluşun getirdiği sonsuz güven ve huzuru duymanın bir zamanı var,

Hiç incinmemiş ve hiç incinmeyecekmiş gibi sevmenin,
Derinden ruhunla barışmanın ve mutluluktan ağlamanın,
Gittiğinde geri dönmeyeceğini bile bile kalbinde saf sevginle beklemenin,
Ve onu beklemenin hazzını öğrenmenin de bir zamanı var,

Saçmalamanın,
Ne yapacağını ne diyeceğini saatler günlerce düşünmenin,
Sabahlara dek dört dönmenin,
Sonunda ise bir tek cümle bile kuramamanın,
En göz göze gelmen gereken anda tavana bakmanın,
Gerilmenin, kırılmanın,
Umutsuzluğa kapılmanın, hayat sona erdi demenin,
Toparlamaya çalıştıkça sürekli saçmalayıp tamamen tuhaf bir noktaya varmanın,
Ve bunların tümünü aşacağını içsel olarak bilmenin bir zamanı var,

Sana inanmamasının,
Görmezden gelmesinin,
Kabul etmemesinin ve tepki göstermesinin,
Farklı yönlerinizi anlatmasının,
Simsiyah yüzünü sana haykırmasının,
Bunlar için sana kızmasının,
Bu nedenle yüzüne ikirciksiz kocaman bir gülümseme yayılmasının,
Bunların tamamını zaten değiştirebileceğini bilmenin,
O anda içinde tekrar ona olan o derin bağı hissetmenin,
Bu bağ için yıllarca beklediğini anlamasının bir zamanı var,

Acı dolu ifadesine bakmanın,
Ruhunun en derininde bunları çaresizce hissetmenin,
Kayıp yıllarını ve incinmişliklerini paylaşmasının,
Bunların  yüreğini dağlamasının,
Gizlice gözlerini silmene neden olmasının,
Herşeye rağmen başını dik tutmasının,
Ben de varım deme mücadelesinin azmini görmenin,
Ve dört elle hayatı kucaklamasının hazzını yaşamanın bir zamanı var,

Yağmura beraber kucak açmanın,
Başlangıcın telaşını ve korkusunu gözlerinde görmenin,
Her bir damlada ruhunun ayrılmaz bir şekilde ona bağlandığını farketmenin,
Ve bu noktada ayrılığın manasız bir kelime olmasının bir zamanı var,

Sevgiyi nasıl yaşayacağını hiç bilmemenin,
Bunu fütursuz ve bencilce canının istediği gibi yapmaya çalışmanın,
Kolunu kanadını kırmanın,
Sevgiyle boğmanın,
Uç hadi uç demenden elinde sıkmanın,
Ve bunların korkunç sonuçlarını görmenin bir zamanı var,

Çoşku ile dolup şükran sunmanın,
Gözlerinde yaşamın ılık sevincini yakalamanın,
İşte bu “an” için bile hayatın tüm zorlukları göğüslenir demenin,
Mistik bir romanda yer aldığını farketmenin,
Ne biçim roman karakteriyim diye ağız dolusu habire sövmenin,
Sonra en ihtiyacın olanın bu olduğunu kavramanın bir zamanı var,

Yaralanmanın,
Ayakta durmanın,
Hazırlanmanın,
Huzur ve dinginlik içinde beklemenin,
Ve herşeye rağmen nefes aldığı için şükretmenin bir zamanı var,

Haa birde için için yanıp kül olmanın,
Ama asıl o küllerden yeniden doğmanın,
 Ve umarsız çocukça yelken açmanın o sonsuz mavilere bir zamanı var,
Her şeyin bir zamanı var.