Nasıl da hareketlendirdi orada bulunanları. Belliki işten geliyor. Onu görmeyi, bir yerlerde karşılaşmayı çok istemiştim ama burada göreceğim hiç aklıma gelmemişti. Hoş bir tesadüf ama nahoş bir olay için buradayım. Gözlerimi o taraftan alamıyorum. Arada bir açıyı kaybediyorum hemen yer değiştiriyorum. Bir arkadaşımla geldim ama hala onunla birlikte miyim bilmiyorum. Onun beni görmediğine eminim ama etrafın ona baktığımı farketmediğinden emin değilim.

Tanıştığımız günün ardından aylar geçmiş. Benden hoşlanmamıştı zaten. Hani bazen kendinizi beğendirmemek istersiniz ve sevimsiz olursunuz ya, öyle bir günümdeydim. Ama nasıl pişman oldum sonradan. Dünya tatlısı bir insanla tanışma fırsatını yakalamışsınız ve sizin modunuz sevimsizde. Onu çekmişim, kendimi itememişim olaya o gün. Ne oldu dersiniz; tabiki beni görmedi.

Şimdi beni görmek bir yana hatırlayacağından bile emin değilim. O yüzden hiç cesaretim yok yanından geçmeye. Göz göze gelirsek saçmalamaktan korkuyorum.

Derken cenaze namazına çağırıyor hoca. Evet, caminin bahçesindeyiz, bizi tanıştıran arkadaşımın babasının cenazesi. Çaresiz gözlerimi ayırıp duruyorum namaza ama aklım onda. Ardından malum kargaşa ve gözüm kitlenemiyor hedefe. O gün arkadaşımı hiç yanlız bırakmadım. Ama karşılaşamadık onunla.

Bahçedeki duruşu, hareketleri ağır çekim zihnimde… vizyona girmiş kapalı gişe artık . Rekora koşuyor ama ben yeni bir senaryo ve prodüksiyonla çıkamıyorum bir türlü piyasaya. Serde çekingenlik ve anlamsız bir kasma durumu da hakim tabi. Ama içimdeki duygu yoğunluğu alışık olmadığım düzeyde. Aşırı basınç yüzünden ya çakılacağım ya da masmavi ufka açılıp ebediyen uçacağım. Buna bir çözüm bulmam lazım yoksa hiçbirşey yapamaz durumdayım.

Karşısına çıksam içimdeki duygunun içten gelen basıncın etkisiyle ortaya çıkmasından korkuyorum. Kelimeler birden düzensizce dökülebilir, yanyana dizemem diye korkuyorum. Bir daha karşısına çıkamamaktan korkuyorum. Bir başkasını sevmesinden, geç kalmış olmaktan korkuyorum.  Korkularımı düşündükçe, içimdeki basıncın içime patlamasından korkuyorum. Derken içerden bir ses:

“Orada dur bakalım. Aşkta korkuya yer yok. Aşkına odaklan ve aşkının seline kapıl. Kapıldıkça aşkın sana yol gösterecek, buna emin ol. Öyle bir yol gösterecek ki aşkın akacak aşkına. Aşkın dolacak aşkınla, bir olacaksın tek olacaksın kalp atışlarında. Sende onun onda senin kalbin atacak. İşte o zaman kelimeler dizilecek duygularda ses vermeden. Kulaklarınız uğuldayacak, aşkın hakim olacak en güzel tınıya. Hoş bir aşk şarkısını duyacaksınız kalbinizde size özel. Sakın mantık yürütme ve anı yaşa.”

İçimdeki ses koşmuştu yardımıma. Haklıydı. Haklı çıktı. Aşk korkulardan uzak, kalkanlardan arınmış, kalbi kalbe açınca güzel, acısız, yaşanası.

Aşk yaşanınca güzel, saklanınca değil.

Sonrasını anlatmama gerek var mı?