Bir gün öyle bir Adem oğluna rastladım ki sormayın gitsin. Beklentilerimin onu bağlayan zincirler,  meraklarımın ilmiği boynuna geçirecek sorgulamalar olduğunu sanıyordu.

En masum, en doğal isteklerimi korkuyla, en çocuksu sorularımı kendisinden hesap sorduğum zannıyla reddetti…

Oysa ki aşkımı(zı) dolu dizgin yaşamaktan başka beklentim, onu nasıl mutlu edeceğimi öğrenmekten öte merakım yoktu.

Bütün sorularım onu daha iyi anlamak ve tabii ki daha mutlu edebilmek çabasından başka bir şey değildi.

O ise ölesiye korktu sorularımdan… En sıradanlarından bile…

Dedim ki ona ‘’Merak ediyorum,’’

Dedi ki bana, ‘’Hayır, hesap soruyorsun,’’

Onun tüm kadınları bir potada eriten önyargılarını kırıp geçmem olası gözükmese bile sonuna kadar direndim.

Oysa o bilmeliydi ki saf meraktan kaynaklanan iyi niyetli sorular insana -kendisini özüne en uygun şekilde ifade etmesi için- sunulmuş armağanlardır. İnsan, bu tür sorularla karşılaşınca fırsatı değerlendirmeli ve olabildiğince ve özünden, ne istediğini ne hissettiğini açıklamalı…

Açıklamalı ki soruyu soran bilsin, görsün gerçeği …

Kişi kendinden bilir işi derler ya, benimki de o hesap işte… Ben dosdoğru soruları kendimi anlatabilmek için bir fırsat olarak görürüm. Bilinmek isterim çünkü…

Ama o benim bu gerçeğimi bilmedi… Bilemedi… Belirsizliğin ve kendi kuşkularının kucağına attı beni…

Tüm cümlelerim düğüm olup kaldı boğazımda… Haykırmak, çığlık atmak istedim… Olmadı… Bir damla gözyaşı oldu çaresizliğim… Onun farkına bile varmadığı …

Ve ben lanetler okudum tüm erkeklere ve tüm kadınlara… En çok da kadınlara… Onu bu kadar kuşkucu yapan ataerkil sisteme, bu sistemin kurbanı mı sebebi mi olduğunu bir türlü çıkaramadığım kadınlara… Onun benden önce hayatına giren bütün kadınlara okkalı bir küfür savurdum içimden…  O kadınlar ki sevdiğim adamın beynini, ruhunu zehirlemişler, kuşkulara zincirlemişler ve bana anı dahi yaşayamayan, her soruda her beklentide korkularının yansımasını bekleyen bir erkek bırakmışlar…

İşte bunun içindir ki ben, her Kadınlar Günü denildiğinde, erkeklerden önce kadınları sorgularım… Kadınlara içerlerim… O kadınların iğdiş ettikleri, yaşama cesaretinden ve zevkinden mahrum bıraktıkları erkeklere ise içim yanar sadece…