Bir keresinde, çektiği korkunç sırt ağrıları yüzünden yataktan bile kalkamayan bir adam yardım arayışı içinde bana gelmişti. Tatildeyken kitaplarımdan birini okuduğunu ve kendi vücudu hakkında ne kadar az şey bildiğini fark edip dehşete kapıldığını söyledi. Ağrılarını dindirmeye çabalıyordu. Ağrı kesici almak yerineyse bana danışmaya karar vermişti. Birkaç gün sonrası için bir doktordan randevu almıştı. Kendisine gayet iyi sonuç veren eski bir yöntem önerdim. Bitkisel yağ emmesini. Üç gün sonra bütün ağrıları geçti ve yataktan çıktı.

Yaşanan sağlık sorununu çözmek için kullanılabilecek alternatif bir yöntem bulunduğu sürece ilaç almaktan kaçınmak gerekir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, elli yaşın üzerindeki insanların yüzde otuzu ilaçlara karşı öyle ya da böyle alerji geliştirmiştir. Çeşitli sağlık sorunlarından mustarip yaşlıların çoğu, sırf ilaçların yan etkilerini gidermek için başka ilaçlar almak zorunda. Bu da genellikle mide ve karaciğerlerini tahrip ediyor. Aşağıdaki tedavi yöntemi bu durumun önüne geçmek ve bazı sağlık sorunlarını çözümlemek için kullanılabilir.

Bu tedavi damar iltihaplanmalarına, kronik kansızlığa, felce, egzamaya, şişmelere, mide-bağırsak hastalıklarına, kalp-damar rahatsızlıklarına, kansere, eklem rahatsızlıklarına ve daha hafif ama sıkıntı veren pek çok sağlık sorununa karşı kullanılabilir.

Yöntem gayet basit ve acısız. Üstelik kesinlikle zararsız. Sibiryalı şifacılar bu tedaviden kuşaklar boyunca çok olumlu sonuçlar almıştır.

Tedavi

Bu tedavi sabahları aç karnına ya da akşam yemeğinden üç-dört saat sonra, yatmadan önce boş mideye uygulanmalı. Bir çay kaşığını geçmeyecek kadar ayçiçeği ya da fıstık yağını ağzınızın ön kısmına alın. Şekerleme gibi, ağzınızda yirmi beş-otuz dakika çevirin. Emme işlemi daha güçlü olmamalı. Yağ ilkin yoğunlaşacak, sonra yeniden akışkan hale gelip beyazlayacaktır. Süre dolduktan sonra ağzınızdaki yağı mutlaka tükürün. Kesinlikle yutmamalısınız çünkü pek çok hastalığa neden olan zehirli maddeler içerecektir. Bu yöntemi ihtiyaç duyduğunuz sürece uygulayabilirsiniz. Kendinizi canlanmış, enerjik ve sakin hissedeceksiniz. Ayrıca yeniden iyi uyumaya başlayacaksınız. Hafızanız güçlenecek. Akut hastalıklar bu tedaviyle iki-üç hafta içinde, kolayca iyileşir. Kronik hastalıkların iyileşmesi birkaç aydan bir yıla kadar sürer. Tedavinin ilk haftasında halsizlik benzeri orta şiddette rahatsızlıklar hissedebilirsiniz. Bu durum, hastalığın odak noktalarının zayıflamasıyla ilgilidir. Böyle olması normaldir. Tedaviye devam etmeniz gerekir. Doğru şekilde uygulandığı takdirde, bariz bir şekilde güne daha enerjik uyanacaksınız. İştahınız artacak ve kendinizi daha zinde hissedeceksiniz. Sağlığınızın ne durumda olduğuna bağlı olarak, tedavinin süresini kendiniz ayarlayabilirsiniz. Sağlıklı insanlar ve çocuklar bu tedaviyi koruyucu bir önlem olarak iki hafta süreyle uygulayabilirler. Bu yalnızca yukarıda belirtilen hastalıkların önüne geçmekle kalmayacaktır. Aynı zamanda, sağlıklı insanlarda bile bulunabilen zehirleyici ağır metallerin vücuttan atılmasını sağlayacaktır. Kimseyi bu önlemin tedaviden daha iyi olduğuna ikna etme ihtiyacı duymuyorum. Bu yöntem her gün uygulandığı takdirde bir ila altı ay arasında en iyi derecede sonuç verir.

Bitkisel esaslı ilaçlar 

İnsanların ayçiçeği yağı hakkında aykırı uçlara düşen düşünceleri var. Bir kısmı ayçiçeği yağını asla kullanmazken, diğerleri her derde deva bir yağ olarak sürekli kullanırlar. Ben bitkisel esaslı yağların beslenme rejimimizin esas bileşenlerinden olduğuna şiddetle inanıyorum. Yediğimiz toplam yağın yüzde ellisi, yani altmış-seksen gramı bitkisel yağlardan oluşmalı. Bitkisel yağlar kanımızdaki kolesterol seviyesini düşürüp kan damarlarındaki sertleşmelerin önüne geçen, biyolojik olarak aktif maddeler içerir. Bu, gençler için bile önemlidir. Yirmi yaşın altındaki pek çok gencin kolesterol seviyesi olması gereken düzeyin üzerindedir. Bu kişiler hayvansal yağ alımını azaltıp bitkisel yağlar tüketmeli.

Bitkisel yağların hayvansal yağlara üstünlüğünü sağlayan şey, başka olumlu özelliklerinin yanı sıra, iki tür doymamış yağ asidi içermeleridir. Vücudumuzun yalnızca yiyecekler kanalıyla alabileceği linoleik ve linolenik asitler. Bu iki asit çok önemlidir. Pek çok hormon ve hormon benzeri maddenin sentezinde rol oynarlar. Menopoz dönemindeki kadınlar günde en azından iki-altı gram doymamış yağ asidine ihtiyaç duyar. Bu miktarda doymamış yağ asidi on-on beş gram bitkisel yağda bulunur. Fakat bu asitleri gerekli miktarda aldığımızdan emin olabilmek için hepimizin günde bir-iki yemek kaşığı bitkisel yağ tüketmesi gerekir.

Yaşı ilerlemiş pek çok kişi damar sertliğinin önüne geçebilmek için bol bol bitkisel yağ tüketir. Bu, midede ve safra salgılama sisteminde tahrişe neden olabilir. En doğrusu yağları çiğ olarak, salata ve benzerlerinde tüketmektir. Çünkü yüksek sıcaklıklar yağ asitlerinde oksidasyona neden olur ve yararlı özelliklerini yitirmelerine yol açar. Bitkisel yağların besleyici değeri öylesine yüksektir ki, balık ve yumurtayla tüketildiği takdirde, ihtiyaç duyduğumuz temel maddelerde hiçbir eksik bırakmaksızın etin ve hayvansal yağların yerini tutabilir.

En yaygın kullanılan ayçiçeği yağı beslenmenin en önemli öğelerinden biridir. Daha fazla doymamış yağ asidi içermelerine karşın soya ve fıstık yağlarının vitamin-mineral içerikleri daha düşüktür. Salatalar için en uygun yağlar ayçiçeği yağı ve zeytinyağıdır. Zeytinyağının tadı güzeldir. Neredeyse kokusuzdur. Zeytinyağı, vitaminler ve biyolojik olarak etkin diğer maddeler bakımından görece fakir olmasına karşın çok kullanılır. Mısırözü yağı, ayçiçeği yağına kıyasla daha düşük vitamin değerlerine sahiptir. Fakat E vitamini bakımından zengindir ve kolesterol düzeyini düşürmekte etkilidir. Benzersiz yapısı nedeniyle uzun zamandan beri çeşitli sağlık sorunlarıyla mücadelede kullanılıyor. En etkili kullanım alanı deri rahatsızlıklarıdır.

Tedavi

Eğer teniniz pul pul olup kuruyorsa, öğünlerinizden birinde, tercihan kahvaltıda veya akşam yemeğinde, birer yemek kaşığı mısırözü yağı alın. Eğer cildinizde aynı etkilerle kendini gösteren egzamanız varsa, iki ay süreyle, kahvaltıda ve akşam yemeğinde birer yemek kaşığı mısırözü yağı alabilirsiniz. Bu tedavinin olumsuz yanı uzun sürmesidir fakat etkisi kalıcı olacaktır. Bir daha egzamayla uğraşmak zorunda kalmayacağınız gibi, teniniz de pürüzsüz ve yenilenmiş bir hal alacaktır.

Geleneksel olmayan uygulamalarımda bu tedaviyi ne zaman önerdiysem, etkileri genellikle çok olumlu oldu.

Hastalarımdan biri, yüzünün bir yanı şişmiş on iki yaşındaki kız çocuğuydu. Kimse yüzünün yarısının niye şiştiğini bulamıyordu. Verilen merhemler işe yaramamıştı. Kendisine günde iki kere, birer yemek kaşığı mısırözü yağı içmesini tavsiye ettim. Bir ay sonra şişlikler, tıpkı belirdikleri gibi, aniden kayboldular.

Bir başka hastam, güya askerlik hizmetinin yarattığı gerilim yüzünden saçları tutam tutam dökülmeye başlamış bir askerdi. Saçını bile tarayamaz hale gelmişti. Kafa derisi tamamen kepekle kaplıydı. Hiçbir şampuan kâr etmemişti. Bütün bunlar beni hiç şaşırtmamıştı. Çünkü hangi rahatsızlık söz konusu olursa olsun, sebebi vücudumuzun içindedir. O sebebin bulunup ortadan kaldırılması gerekir. Askerin rahatsızlığın nedeni uzun zamandır kötü besleniyor oluşuydu. Yaşadığı gerilim bu talihsiz durumu tetiklemişti. Ona aşağıdaki tedaviyi yazdım:

Tedavi

İki hafta süreyle, günaşırı, elli gram mısırözü yağını yüz mililitre taze sıkılmış greyfurt suyuyla karıştırıp yatmadan önce için. Buna ek olarak, kahvaltıda ve akşam yemeğinde birer yemek kaşığı mısırözü yağı için.

Aradan bir ay bile geçmeden, hastamın saçları pırıl pırıl olmuştu. Kepek sorunundan tamamen kurtulmuştu. Hayatı boyunca asla o kadar sağlıklı ve sık saçlara sahip olmadığını söylemişti.

Share This