Tanıştığımız günü hatırlamıyorum ama belleğimdeki en eski kare, senin ve ikizinin -hala  en ince ayrıntısına kadar hatırladığım- o sokakta gezindiğiniz ve benim seni uzun uzun süzdüğüm gündür…

Belki sen bile hatırlamıyorsun akşamları ikizinle çıktığın balkonda şakayla kavga ettiğinizi…. ….ve..
….. bir kış akşamı karşılıklı balkonlarda oturmuş birbirimize lastik borularla külah mermileri atarken aramızda kalan ve zaten yeterince dar olan sokağın daha da dar olmasını yürekten istediğimi bilmiyorsun…

Hele hiç sıkılmadan oynadığımız dansa davetlerde her defasında çocuk sevgimle dolu kalbimin hep sana, ama -kimseler anlamasın diye- ellerimin başkasına gidişini tahmin bile edememişsindir…..

Zaman geçti büyüdük , 7 yıl sesimizi duymadık, yüzümüzü görmedik, çok şey değişti bizimle..

neden sonra bu yazıyı yazıyorum, heyecanlanıyorum yazarken ve  hemen sonra öğreniyorum yıllar önce senin küçücük kalbinin de benim için çarptığını…

küçük heyecanlı itiraflar büyüyor aramızda…önce ben sonra sen….ben..sen..

 İlk aşkın yeri ayrıdır derler… evet sen benim yüreğimin en derinlerindesin çünkü seni severken ‘kalbim bedenimden de büyüktü’…

Aşkın her halini yaşıyorum ben……’di’ li geçmiş zamanını yaşıyorum,’miş’ li geçmişini duyuyorum, şimdiki zamanını , tüm hücrelerimde ve bedenimde hissediyorum, hissettikçe, sevdikçe bütünleniyorum… geleceğe ise kocaman bir UMUT besliyorum yüreğimde…

Ben sevmeyi, aşkı seviyorum… çünkü ancak sevgiyle bütünleniyorum…