Ve işte asıl soru…

” İçimdeki ayna beni nasıl yansıtıyor ? “

Bu soruyu hiç beklemediğim bir anda
Hiç beklemediğim birinden duydum
Ama beni kendime getirdi

Yine yeni bir hayata başlayacak mıyım bilmiyorum ama…

Aslında kaldığım yerden devam etmek pek de cazip gelmiyor!

Sadece,
Sadece bir kaç değişiklik…

Kendim ve etrafımdakiler
İki  yıl boyunca
Bu suratsız , suratımı çeken
Zararsız ama bugünden sonra anlamlı varlıklar

“Eşyalarım…”

Yaktıgım tek bir ışık
Onlara yetti
Sadece düzenlemem
Onları kendilerine getirdi

Aslında onlardan çok benim ihtiyacım varmış buna
Düzenmiş degişikliğin ilk adımı
Yani benim için
Ve ben bu degişikliğe başladım

Yelkovan ve Akrep’in
Beni umursamadan
Benim hayatıma ters bir yönde dönmesi
Tepemde duran saatin o iğreç “tık tık” sesleri
Sürekli boşa zaman geçirdiğimi yüzüme vuran alarmlar
ve işte bu kadar dengesiz bir zamanlamada
Ayarsız bir saatte
Bir kabusla
Uyanmış olmam…

” Hayatım bu kadar düzensizken nasıl mutlu olabilirim ? ”

Ardından yorgun bir şekilde yataktan kalkmak
O on beş saniyelik yolda aynayla yüz yüze gelmeye kendimi alıştırmaya çalışmak…

Ve o ‘mutsuz’ suratla karşı karşıya gelmek

Daha uyanalı 10 dakika bile olmamışken…