Serendip diyarını doğru zamanda keşfe çıkmak
“Yaşlı insanlar ümitle değil, anılarla yaşar.”
Aristoteles, Retorik
Yıllar önce bir yılbaşı günü donmuş arka bahçemizde eşim ve oğlumla birlikte Alman yapımı oyuncak silahımdan minyatür havai fişekler fırlatıyordum. Yeni yıl kararlarımı yazmıştım bile -daha fazla sebze yemek, daha az alkol almak, daha fazla para kazanmak- ve şimdi kutlama zamanıydı.
Mütevazı havai fişeklerimiz bitince içeri girmek üzere arkamı döndüm. Bir ayağım kayıp diğeri olduğu yerde kalınca dizimin arkasındaki kemikler ters dönüp kırıldı. Sol ayağım yanlış tarafa dönük halde yere düştüm.
Malumu beyan ederek “Bacağım kırıldı” dedim Dorothy ve George’a ve yeni yıl kararlarımı gerçekleştirme hevesim de bacağımla birlikte kırıldı. Tüm planlarım yerde yatan bedenim üzerine yığın halinde çöküverdi ve daha gece yarısı bile olmadan gelecek yıl tamamen farklı bir yön aldı.
Hepimiz ayrıntılı planlarımızı suya düşüren ve alışıldık hayatımıza aniden yabancılaşmamıza neden olan böylesi anlar yaşamışızdır. Ölüm, gebelik, işten çıkarılma ya da tek bir gizlenmiş buz parçası bizi beklemediğimiz ya da istemediğimiz bir karambole sürükler.
Bunu okuyorsanız değişim istiyorsunuz demektir. Yaşadığınız o normal hayat size yetmiyordur. Öte yandan değişim büyük olmadığında bile süreklidir. Bizsiz hareket eden bir dünyada sıkışıp kalmış durumdayız. Kendi kendimize bir değişiklik yapmaya karar verdiğimiz zaman etrafımızdaki kaosa kapılıp savruluyoruz.
Böyle bir cümleye atalarımız göz devirirdi. Doğru, o zamanlar hayat bir açıdan daha basitti: Çoğu insan hayatını değiştirebilecek pozisyonda değildi. Seçenek sahibi olmak işleri karmaşıklaştırır. Toplumun yaşadığı ya da efendilerinin dikte ettiği gibi yaşayan büyük çoğunluğun arasında olduğunuz takdirde, karar almaya kafa yorarak kendinizi harap etmeye daha az zaman ayırırdınız. Yaşamanız gereken yerde, yaşamanız gereken şekilde yaşardınız. Günlük rutinleriniz önceden belirlenmiş olurdu. Hele ki böyle bir kitaba hiç ihtiyacınız olmazdı -o çağda okuması olan az sayıda kişiden biri olduğunuzu varsayalım.
Antik çağlarda ise birkaç insan seçenek sahibiydi. Atina gibi şehirlerde okuma yazma bilen toprak sahipleri, tüccarlar, aristokratlar epey kalabalık bir azınlıktı. Bu insanların yaşadığı hayatın basit olduğunu düşünüyorsanız geride bıraktıkları edebiyatı okuyun. Game of Thrones, yanında Jane Austen romanı kalır. İstila, tecavüz, insan zehirleme, kardeş katli, siyasi dalavereler, yapılan ve anında bozulan anlaşmalar, açılan ve sonra kapanan ticaret yolları. Ve sadece Yunanistan Altın Çağı olarak anılan zamandaki iki önemli şehir Atina ve Sparta’dan bahsediyoruz. Kaos mu istiyorsunuz? Onlar kaosu yaşadılar.
Biz modernlerin pek azı düşmanlarını zehirler ama en azından antik çağ aristokratlarıyla eşit haklara sahibiz. Bu da hayatlarımızın eşit düzeyde karmaşık olduğu anlamına geliyor. Bu yüzden zeki atalarımızın hayatın kaçınılmazı kaosla -sadece kayıp düşme gibi acil durumlarla değil, işle, ilişkilerle, çocuklarla, parayla, hastalıkla (aman tanrım) ilgili günlük karmaşalarla- nasıl baş ettiğini görmek bize fayda sağlayacaktır. Antik çağ insanları çılgınlığın içinde nasıl yönünü bulacağını -ve istenen değişiklikleri nasıl yapacağını- çözmüş müdür?
Çözmüştür. Eğitimli Yunanlar ve Yahudi âlimler, hedeflerinize odaklanmanıza yardımcı olacak, hatta kötü talihi bile fırsata çevirmenizi sağlayabilecek bir kaos felsefesi geliştirmişlerdir.
Biz modernler kaosu karmaşa girdabı -kasırga, tsunami, küçük çocuklar- olarak görsek de atalarımızın İncil’den ilham alan, başlangıç öncesi Kaos’u şekilsiz bir boşluktu. Sofistler onu kasvetli, karanlık bir yer ve boş bir “zaman öncesi” olarak tanımlıyordu. Yunanca khaos kelimesi de “esnemek, açılmak” anlamındaki khasko fiilinden gelir. İlk Hıristiyanlar bu kavramı ödünç almışlar, onu cennet ile cehennemi ayıran “büyük uçurum” (chaos magnum) olarak görmüşlerdir.
Bir başka deyişle, kaos kafa karışıklığından öte bir şeydir. Antik çağ insanının gözünde o, gizemli bir boşluktur. Bu kavramı doğal olarak bir adım daha ileri taşıyan bu liderler, kaosu yorumlamanın başka bir yolunun da onu bir açılış -bir kapı, bir pencere- olarak görmek olduğunu kavradılar. Hayatımızın daha istikrarlı dönemleri arasında yer alan o karmaşık zamanlar aynı zamanda da eşikte olduğumuz zamanlar. Ergenliğinizi hatırlıyor musunuz? Tam bir kaos magnum. Aristoteles hayatımızdaki ciddi değişimlerin, iyi ya da kötü, ruhumuzu test ettiğini söyler.
Kötü ve iyi haber: Hayatta bir şeyler olur. Nasıl bir ruha sahip olduğunuzu ise verdiğiniz tepki ve o ruha ne derece uygun yaşadığınız belirler.
Daha iyisi, talih ve onun sonucu olan kaos mutluluğa giden en iyi yolu bulmamıza yardım edebilir. Bu yüzden gelin, kaotik bir boşluğun içindeki fırsatları tespit etme yöntemlerini keşfedelim. Mutlu tesadüfler böyle karşımıza çıkar.












































