Doğa’da bize örnek olacak o kadar çok bilgelik var ki…. Yeter ki bakan gözümüz görsün…
 
Şu söz buna en iyi örneklerden biri:

”Ormandaki ağaç gibi olmaya karar verdim…
tek başına ve bağımsız…. aynı zamanda diğerleri ile birlikte”

 
Her birimizin çıktığı yolculuğu özetliyor adeta.
Hem Tek’iz… Hem Bir’iz… Aynı ormandaki her bir ağaç gibi.
 
Ağacın kökleri onun geçmişini temsil ederken, toprak üzerinde kalan gövdesi ve dalları ise bugünü temsil ediyor.

Ve her bir hücresinde sakladığı büyüme potansiyeli ise onun geleceğini…
 
Ve biz ağacı, görebildiğimiz kısmı ile, bugünü ile severiz… Ağacın An’ı yaşamasını hayranlıkla izleriz.
 
O yarına yönelik büyüme potansiyelinin bilincindedir ve bizden farklı olarak, büyüdükçe çoğalacak olan yapraklarını ve dallarını düşünerek, bugününden uzaklaşmaz.

Sadece an’ı yaşar…
 
Ya başaramazsam, diye endişelenmez… Yarın’ın bir giz olduğunu bilir, ve sadece gelmesine izin verir.

Bugününü dingin ve sağlıklı yaşayarak, yarınına gerçek anlamda bir şans verir…
 
Ya da toprak altında kalmış geçmişini inatla bugüne, toprağın üzerine taşımaya da kalkışmaz.

Aksine, o geçmişini bugünün ağacı olabilmek için kullanır.
 
O sadece an’ı yaşar ve her gelen yeni günü ‘bugün’ diye, ‘şimdi’ diye kucaklar.

Kendini doğasının akışına bırakır ve bu güzelliği ile bizleri büyüler…
 
Aslında o büyülü güzelliğin ardında nice güneşli, yağmurlu, soğuk, sıcak ve fırtınalı günler olmuştur.

Ama iyi / kötü ayrımı yapmaz, o bilir, sadece ‘olan’ vardır ve hiç bir şey kalıcı değildir.

O an’da yaşar ama Bütün’e odaklıdır.

Herşey daima değişir.

Bunu bilmek ona motivasyon sağlar ve o hiç bir zaman pes etmez.

Şartlar ister kış olsun, ister yaz… Azimle dimdik ayakta kalır. Tek başına ve bağımsız.. Ve aynı zamanda diğerleri ile birlikte…
 
O bilir, geçmiş artık tarih olmuştur, gelecek ise onun için bir gizdir.

Asıl armağanın An’da gizlendiğini çoktan öğrenmiştir.
 
Bunu bize haykırırcasına her mevsimi tekrar tekrar yaşayarak, ‘bakın, hala dimdik ayaktayım’ diye sessizce çığlık atar atar atar….
 
O her mevsimi aynı sevgiyle karşılar, fırtınanın koşulları onu aldatmaya yetmez.

Gelişmenin sırrının, kendini yenilemekten geçtiğini çoktan anlamıştır…

Fırtına onun için bir tehdit değil, bir ‘fırsattır’… Yenilenmek için eskiyen yapraklarından kurtulma fırsatı….
 
Her mevsimi aynı sevgiyle kucaklar, biri olmadan diğerinin de var olamayacağını bilecek kadar bilgedir.

İlkbaharda tazelenmek için, sonbaharda yapraklarının onu terk edeceğini bilir ve olana sadece izin verir…

Eskiden kurtulmadan yeniye yer açamayacağını deneyimleyerek öğrenmiştir.
 
O koca ormanın içinde tek başına ve dimdik ayaktadır, tüm diğer ağaçlar gibi.

Hepsi de ağaçtır ve hepsi de birbirinden farklıdır.

Her biri kendi doğasını kendince yaşar ve birbirlerini besleyerek gelişirler.
 
Evet, ormandaki ağaç olmaya karar verdim… tek başına ve bağımsız… aynı zamanda diğerleri ile birlikte!