Paulo Coelho ile ilk tanışmam – tanışmam diyorum çünkü ben bir kitabı okumayı bu şekilde yorumluyorum: istediğim bir yazarla sohbet edebiliyorum, tanışabiliyorum – ilk tanışmam, yıllar önce “Simyacı” adlı romanı okumam ile başladı.

Dünyada bir çok insan, 1987 yılında yazmış olduğu bu ikinci romanıyla onu tanımış oldu.

Yazar hakkında kısa bir bilgi: Paulo Coelho, 1947 Brezilya doğumludur. İlk kitabı “Hac”, 1986 yılında yayınlanmıştır. Amsterdam’da bir kafede, hiç tanımadığı, rastlantı eseri karşılaştığı bir adam sayesinde, kitap yazmaya karar vermiştir.

Hayatında üç defa, ailesi tarafından akıl hastanesine kapatılmıştı. O dönemde, bir gün akıl hastaneleri hakkında bir şeyler yazmak için kendine söz vermiştir, ki ‘Veronika Ölmek İstiyor’ bu sözü yerine getirmek için yazdığı romanıdır.

Yazarlıktan önce, gazetecilik, tiyatro yönetmenliği ve şarkı sözü yazarlığı yapmıştır.

Gelelim benim onunla tanışma hikayeme; bu sene ortasına doğru “Simyacı” adlı romanı tekrar okumaya karar verdim ve bu sefer büyülendim. O kadar basit bir dille, aslında hepimizin bildiği konuları, inanılmaz bir doğallık ve akıcılıkla anlatıyor ki ondan etkilenmemek, büyülenmemek bence mümkün değil.

“Simyacı” romanından sonra, bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine “Onbir Dakika” yı okudum. Kitabı bulabilmem uzun sürdü. Zira, Ayvalık’taki küçük bir kitapçıdan, kitabı bir kaç gün sonunda getirtebildim. Kitapçıya uğradığım bu günlerden birinde ise, “Portobello Cadısı” gözüme takıldı ve böylece bu romanını da okudum.

Bu serüven onun tüm kitaplarını satın alarak son buldu.

Romanları arasındaki bir diğer ilgi çekici özellik ise; ‘Ve yedinci gün üçlemesi’ adını vermiş olduğu üçlü seri: “Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım”, “Veronika Ölmek İstiyor”, “Şeytan ve Genç Kadın” adlı, her birinde değişik konu işlenilen, ancak her üçünde de anafikrin; değişimin çok kısa zamanda gerçekleşebileceği ve sadece yedi günlük bir süreçte bile kişinin hayatını değiştirebilecek kararlar alabileceği, harekete geçerek başarıya ulaşabileceği üzerinde duruluyor.

Bir okuyucusu olarak, Paulo Coelho’da en sevdiğim yön; hayatın içinden, çok tanıdık konuları, basit, arada şiirimsi, efsane ve alıntılarla süslü ve çok sürükleyici anlatabilmesidir.

Daha önce de söylediğim gibi; “Kitap çok faydalı bir arkadaş!”.

Çok okuyalım, çok öğrenelim, çok paylaşalım…