Kaç Kiloya Programlısın adlı kitabımda yer alan genetik bedensel programlarımızın nasıl işlediği ve set noktası ile ilgili bilgiler okurların çok ilgisini çekti.
Çünkü hangi programın işbaşında olduğu bizim kilo verebilmemizi ya da verememenizi belirliyordu. Eh, yaza az kala kilo vermeyi başarmak çoğu insan için önemli bir şey.
Bedenimiz tıpkı bir bilgisayar gibi belirli programlarla çalışır. Bu programların bazıları genetiktir, bazıları inançlarla oluşur. Fiziksel varlığımızı sürdürmeyle ilgili genetik programlarımız doğuştan kodlanmış olarak dünyaya geliriz. Burada konumuz genetik programlarımız. Tüm memelilerde ortak olan programlar.
Genetik bedensel programların tek bir amacı vardır: Bedenin varlığını sürdürmek, bizi canlı tutmak. Yaşamak için açlıktan ölmemek, soğuktan donmamak ve bizi yemek isteyen “aslana” karşı savaşmak ya da kaçmak için içgüdüsel tepkiler veririz. Yani insanın varlığını sürdürebilmesi için yiyecek bulması, soğuktan korunmak için barınak bulması, kendisine saldıran düşmandan kaçması ya da onunla savaşması gerekir; tüm canlılarda olduğu gibi. Kıtlık durumunda ve soğuktan sizi koruyacak barınak bulamadığınızda, depolanmış yağlar yani şişman olmanız sizin daha uzun süre yaşamanızı sağlayacaktır.
Tüm kilolu insanların çok yedikleri ve iradesiz olduklarına dair yaygın bir inanç vardır. Oysa kilolu insanların bedenleri yağ biriktirme programıyla çalıştığı için kiloludur.
Beden programımız nasıl bizi nefes almaya zorluyorsa, bazı beden programları bedeni yağ biriktirmeye zorlar. Nefes almak zorunlu tek programla çalışırken, yağ biriktirme/yağ yakma programları bilinçli adımlarla değiştirilebilir.
Bedenin varlığını sürdürmeye yönelik genetik programları, bizi canlı tutmak ve güvende olmamızı sağlamak için ya yağ biriktirme ya yağ yakma programlarını devreye sokar.
Kitabın yazım aşamasında bu genetik programlara okurların aklında kolayca kalabilecek bir isim ararken zihnimde YAĞ programı ve YAK programı kelimeleri belirdi. İsimler programların işleyiş tarzına cuk diye oturmuştu. Yuppiiiii!
Böylece yağ biriktirme programına kısaca YAĞ, yağ yakma programına YAK adını verdim; bu isimler kısa sürede kitabı okuyanlar arasında tuttu. Bazı okurlar hemen harekete geçti ve YAK programını bedenlerinde kısa süre içinde aktive etmeyi başardı.
YAĞ PROGRAMI
Beden niçin YAĞ programıyla çalışır?
Buz çağlarında ve mağara döneminde YAĞ programı popüler ve gerekli bir programdı. YAĞ programı sayesinde neslimiz devam etti ve bugünlere gelebildik. Yiyeceklerin süpermarketlerden alınmadığı o dönemlerde kıtlık tehlikesine karşı, bedenimiz ihtiyaç halinde kullanmak üzere yağ depoluyordu. Hamile kadınlar için de YAĞ programı devreye giriyordu. Neslin devamı için bu gerekliydi.
Günümüzde kıtlık öncelikli endişemiz olmamasına karşın genetik miras olarak bu program hâlâ devrede. “Yarın yoğun kar yağışı başlıyor, yollar kapanacak ve kar yağışı bir hafta devam edecek” haberini televizyondan duyduğumuzda süpermarketlerin nasıl talan edildiğini, evinize telaşla ne kadar yiyecek içecek depoladığınızı hatırlayın.
Diyet yapmak işte bu programı aktive eder: Kıtlık var! Tehlike! Yağ programını çalıştır! Bedenimiz kıtlığa karşı YAĞ programını aktive ederek bizi korumaya çalışmaktadır. Düşük kalori ile beslenmeye dayanan diyet yaptığınızda bedeniniz metabolizmanızı yavaşlatarak, yağ biriktirerek kıtlık döneminde yaşamanız için sizi korumaya çalışır.
O ne sizi cezalandırmaya çalışıyor ne de sizden nefret ediyor. Sadece sizi korumaya çalışıyor. Ondan nefret eden, onu cezalandırmaya çalışan sizsiniz.
Stres de YAĞ programını aktive eden bir başka neden. Çünkü stres anında kaçmaya ya da savaşmaya karar veremeyiz ve kortizol hormonu devreye girer. Sağlıksız beslenme, derin nefes almayı bilmemek, egzersiz azlığı, yetersiz dinlenme ve uyku eksikliği, elektromanyetik etkiler, reçeteli/ reçetesiz ilaçlar da hormon dengelerini bozan diğer etmenler.
YAĞ programı devrede olduğunda bedeninizde birtakım hormonal ve kimyasal değişimler olur.
YAK PROGRAMI
Genetik programlamamıza uygun olarak, kıtlık durumunda ve barınak bulamadığımızda depolanmış yağlar hem bedenin kalori ihtiyacını karşılayacak hem de bizi soğuğa karşı bir nebze olsun koruyacağı için bizim yaşamamızı sağlayacaktır. Yani YAĞ programı devrededir.
Ama şişman olmak her zaman bizi güvenli kılmaz. Aynı zamanda bize saldıran aslana karşı savaşmamızı ya da ondan kaçmamızı da engeller. Kaçamaz ya da savaşamazsak aslanın yemeği oluruz. Böyle bir durumda fazla yağlarımız bizim düşmanımızdır. Şişman bir insan tehlikeden kaçarken daha yavaş hareket eder. Biri sizi takip ediyorsa, kiloluysanız kaçmanız zorlaşır. İnce olmak hayatta kalmak, güvende olmak için avantajdır. İnce olmak hayatınızı kurtarır. Bedenin tek amacı hayatta kalmaktır. Kaçabilen kurtulur. En geride kalan, aslanın yemeği olur.
İşte böyle durumlarda YAK programı aktive olur.
Günümüzde bedenimizin YAK programını aktive etmesi için elbette peşimizden aslanın koşması gerekmiyor. Bedenimizin YAĞ programını kapayıp YAK programını aktive etmesine yardım edebileceğimiz başka yollar var.
Bedenimiz, ne kıtlık sürecinde bir sonraki yemek zamanına dayanamayacak kadar zayıf olmamızı istiyor ne de bir saldırıdan kaçamayacak kadar şişman olmamızı.
Bedenimizin bir İDEAL KİLOSU var. Her durumda bizi koruyabilecek kilosu. Bedenimizin bu adaptasyon yeteneği sayesinde binlerce yıldır her durumda hâlâ neslimizi sürdürüyoruz.
Öncelikle bedenimizin YAĞ programını kapatıp YAK programını devreye sokmayı istemesini sağlamalıyız. Ancak bizim isteğimizle bedenimizin isteği uyum içinde olduğunda istenen sonucu alabiliriz.
YAK Programını Aktive Etmek İçin Doğru Egzersiz
Bedenimizin aslandan kaçarak kendini koruma ve varlığını sürdürme güdüsünü, “incelerek güvenli kalma arzusunu” tetikleme aracı olarak lehimize kullanabiliriz.
Doğru egzersiz sadece kalori yakma amaçlı değildir. Doğru egzersiz YAĞ programını kapatan egzersizdir. Burada iyi haberimiz var. Doğru egzersiz sadece yirmi bir dakika sürüyor. Bu sihirli egzersizin adı: İnterval Egzersiz. Yani yirmi bir dakika içinde aslandan, sekiz kez var gücünüzle kaçtığınız (otuz saniye), bir buçuk dakika da normal hızda yürüdüğünüz egzersiz.
Doğada hayvanları izlediğimizde onların sürekli koşmadığını görürüz. Peşlerinde bir avcı hayvan varsa son hızlarıyla kaçarlar. Tehlike geçince normal yürürler ve yine avcı hayvan yanlarına yaklaşırsa yine hızla koşmaya başlarlar. Avı kovalayan hayvan da aynı şeyi yapar. 25-30 saniye hızla avının peşinden koşar. Sonra normal yürüyüşe geçer. Bir süre sonra yine avının peşinden koşmaya başlar. Yani hayvanlar jogging yapan insanlar gibi bir saat boyunca koşmaz. Ve doğada bu koşullar altında yaşayan şişman hayvan yoktur.
Normal yürüyüş sağlık için faydalıdır. Ama yirmi bir dakikalık yürüyüşte sekiz kez otuz saniye boyunca hızınızı artırırsanız ve geri kalan zamanda normal yürümeye devam ederseniz bedeniniz peşinizde bir aslanın bulunduğunu düşünecektir. Bedene hormonlar bağıra bağıra şu mesajı vermektedir: “Dikkat! Dikkat! Acil durum! Şu anda ince ve hızlı olmaktan daha önemli bir şey yok. Arkamızda aslan var. Gelecekteki kıtlık döneminde kullanmak üzere biriktirdiğim yağ depolama programım önemini yitirdi. Şu anda yeni önceliğim hızla incelerek hafiflemek ve daha hızlı koşabilmek. YAĞ programını kapa, YAK programını aç.”
İnterval egzersizle ilgili birçok araştırma yapıldı. Sonuçlar sevindirici.
Bir grup kadın on beş hafta boyunca yürüyüş bandında haftada üç kez yirmi bir dakika boyunca yürüdü. Bu yirmi bir dakika içinde sekiz kez otuz saniyeliğine yüksek hızda koştu, geri kalan zamanlarda normal tempoda yürüdü. Diğer grup kadın yürüyüş bandında haftada üç kez kırk dakika boyunca normal tempoda yürüdü.
Sonuç: İnterval egzersiz yapan kadınlar diğer gruba göre üç misli kilo kaybetti.
Aynı araştırma başka gruplarla sabit bisiklet üzerinde yapıldı. İnterval egzersiz grubundaki kadınlar ve erkekler yirmi bir dakikalık süre içinde sekiz kez otuz saniye boyunca pedallarını hızla çevirdi. Diğer grup yirmi bir dakika boyunca aynı tempoda pedal çevirdi.
Sonuç yine benzerdi. İnterval egzersiz yapan grupta diğer gruba göre üç misli kilo kaybı oldu.
Çünkü interval egzersizde, beden katekolamin denilen kimyasalı yüksek miktarda salgılar. Bu kimyasal hem cilt altı yağının hem de kaslarınızdaki yağın hızla yakılmasını sağlar. Yağların oksidasyonundaki yükselme kilo kaybını hızlandırır.
Hızlı koştuğunuz anlarda peşinizde bir aslanın ya da kaplanın olduğunu imgelemek bedeninizin varlığını koruma güdüsünü harekete geçirerek YAK moduna girmesini sağlayacaktır. Çünkü zihnimiz hayal ile gerçek tehlike arasındaki farkı bilemez. İkisine de aynı tepkiyi verir.
YAĞ programı duygusal açlığını yiyeceklerle doldurmaya çalışan insanlarda aktif haldedir. Bu nedenle KAÇ KİLOYA PROGRAMLISIN kitabını destekleyecek şekilde AÇ OLAN BEDENİN DEĞİL DUYGULARIN isimli uygulama kitabını yazdım. Aslında bu kitaba “Sağlığa Odaklı Bir Yaşam Okulu Uygulama Kitabı” diyebiliriz. Bu kitabı da hem kitapçılarda hem sitemizde bulabilirsiniz.
Hepiniz YAĞ programından YAK programına geçme süreci içinde…
Sevgiyle hoşça olun.
Nil Gün