Evet. Kim olmak istiyorum? Yaşam okulunu bitirmiş, kendimi ve kişiliğimi keşfetmiştim de peki ben gerçekten kim olmak istiyordum?

Tamam. Eski kendini parçalayan, ispat etmeye çalışan, değerini bilmeyen, onay peşinde koşan, sevgi dilenciliği yapan, kendi özdeğerinin ve gücünün farkında olmayan biri olmak artık istemiyordum.
Ama ne istiyordum?

Eski arkadaşlıklarım farklı boyuta gelmiş, yeni dostlar kazanmış, gerçekten ben kendimi sevdikçe ve sevgimi verdikçe çok daha fazla bir şekilde karşılığını da almaya başlamıştım.

Çünkü önce kendimi sonra hayatı sevmeye ve güvenmeye başlamıştım. Gerek Kuraldışı ailesindeki, gerekse dışındaki, kadın olsun erkek olsun ilişki kurduğum insanların hepsi birbirinden çok farklıydı.

30 senedir görmediğim ilkokul arkadaşlarım bile bu süre içinde karşıma çıkmışlar ve görüşmeye başlamıştık. Üstelik bir ilkokul aşkım da vardı bunların arasında. Bir ilişkiden diğerine koşuyordum bu sefer.

Bazen yine kendimi yorarcasına. İnsanı tanımaya ve bir ilişkiden ne beklemem gerektiğini öğrenmeye çalışıyordum bir yandan.

Esas sorum: “Bütün bu ilişkiler ne anlatıyordu bana?” idi. Ondan da önemlisi “Ben ne arıyordum tüm bu ilişkilerde?”

Tüm sohbetlerimizde hayat dersi veriyordum onlara. Nil gibi konuşuyordum zaman zaman. ”Kitap gibi anlatıyorsun,” bana. Tam yine böyle bir sohbetin ortasında üstelik de 30 senedir görmediğim ilkokul  arkadaşlarımla Beyoğlu’nda Ara Cafe’de  iken elim demir parmaklıkların arasından bitişik stand üzerinde duran bir kitaba uzandı.

Yüzlerce kitap vardı orada. Ama benim ismini ve ne olduğunu görmeden çektiğim kitap ne tesadüftür ki yine Kuraldışı yayıncılıktan bir kitap idi. Adı da “Kim olmak istiyorsun?” idi.

Evet yine çekim yasası, yine doğru soru ve doğru sorgu. Evet, insanları incelerken, ilişkiler, sevgiler ararken kendimi arıyordum aslında. Gerçekten ben Kim olmak istiyordum?

–        Hayatını birey olarak ama toplum gözünde yine kurallara uyarmış gibi yapan ikiyüzlü bir insan mı?

–        Yoksa vur patlasın çal oynasın diyen hiçbir şeyi umursamayan çılgın bir kadın mı?

–        Kendini akışa ve hayata tamamen bırakmış mistikliğe doğru yol alan bir kadın mı?

–        Birey olacağım, istediğimi yapacağım, istediğim yere gideceğim diyen ama çocuklarından uzak ve zaman zaman kendini bu yüzden sorumsuz hisseden ve suçluluk duyan bir anne mi?

–        Aşkı arıyorum, aşkı yaşayayım diye tanıdığı her erkeğin peşinden giden, deneyim yaşayayım göreyim diyen  bir aşk-ı memnu oyuncusu, bir aşk kadını mı?

–        Yoksa tamamen hayallerine kilitlenmiş yine kazanmak ve başarmak uğruna durmadan iş peşinden koşturan bir iş kadını mı?

–        Yada düzen ve toplumsal kurallar uğruna en azından mutsuz değilim diyen ve elindekiler ile yetinerek üç maymunu oynama kararı alan bir eş mi?

–        Yada bunların hepsi mi?…

Evet değiştim de, şimdi kim oldum ben?

Ve Kim olmak istiyorum ben?

Daha bunun cevabını bilmiyorum.

Ama ARIYORUM ve BULUYORUM.