Geçen gün bir dost meclisinde laf döndü dolaştı kelimelerin ilgi çekici, herkesin bilmediği kullanımlarına geldi…

Gençlerden biri, ‘’yazılmak’’ kelimesini örnek verdi. ”Aslında, asılmak demektir ama flört anlamına da gelebilir” dedi…

Aramızdaki muzırlardan biri gençlerin günlük kullanımında olan bu ‘’yeni’’ kelimenin açılımını dinledikten sonra, ‘’Haa anladım, İngilizcedeki register anlamında yani,’’ dedi…  Ardından kelimeyi  evirip çevirmeye, halden hale sokmaya başladık…

Benim muzır zihnim de bu evrilip çevrilmelerle yetinmedi ve bilgisayar programlarının deneme sürümlerinde karşımıza çıkan ‘’Register Later’’ ve ‘’Register Now’’ uyarısına daldı… 

Hani web sayfalarında ya da bilgisayar dergilerinde promosyon olarak verilen bazı programların deneme sürümleri vardır ya onlardan söz ediyorum… Tam kapasite çalışmaz bu sürümler ama yine de o programın sizin için uygun olup olmadığını anlama fırsatınız vardır.

Meraklısı ya da kararsızı için oldukça da iyi bir yöntemdir bu… Merak eden, birkaç kez dener, hevesini aldıktan sonra bırakır; kararsız olan keza, birkaç denemeden sonra verir kararını. Aradığı, ihtiyaçlarına cevap veren bir programsa ve o programın keyfini sürüp güzel işler yapmak istiyorsa bedelini öder ve kullanım hakkına sahip olur…

Bir de o programı gerçekten isteyen ve ihtiyacı olan ama tam kapasite kullanma hakkı için bedel ödemek istemeyenler vardır…

Bunlar, eksik sürümlerle, sürekli ‘’register later’’e basarak iş görürler…

Ortaya çıkan sonuç tam arzuladıkları gibi olmadığındaysa ya kendi eksiklerinin farkında oldukları için seslerini çıkaramazlar, ya da biraz yüzsüzlerse suçu programa atarlar…

‘’Yazılmak,’’ kelimesinin flört anlamını şakayla karışık register kelimesiyle ilintileyen dostumuz son derece yerinde bir saptama yapmıştı aslında…

Öyle değil mi?…

İnsanlar, bırakın aşk, meşk ilişkilerini, en sıradan insan ilişkilerinde bile hiçbir bedel ödemeden her şeyin mükemmel olmasını beklemiyorlar mı sanki?…

Bir bakın çevrenize, ne çok insan hayatta hiçbir şeyin bedelsiz olmadığını unutarak sürdürüyor yaşamını…

Özellikle de iletişim olanaklarının, -hadi daha doğrudan söyleyelim- internette insan bulmanın, arkadaşlık kurmanın kolaylaştığı dünyamızda bedel ödemeye, sorumluluk almaya yanaşmadan yüzeysel, sığ ve anlamsız ilişkiler peşinde, bir deneme sürümünden diğer deneme sürümüne koşturarak ömür tüketen yeni bir insan, daha doğrusu insanımsı modeli çıktı ortaya…

Modern çağın bize hediye ettiği hastalıklardan biri de bu işte…

Bu hastalık, eskiden sadece çevresi çok geniş ve hareketli olan insanların arasında çıkardı ortaya. Ama dedim ya, virüs, teknolojinin köylere kadar girdiği dünyamızı habis bir ur gibi sarıyor.

Müzikleri, filmleri hatta kitapları bir tıkla hiçbir bedel ödemeden bilgisayarına yükleyen bir çok kişi insan ilişkilerinde de aynı beleşciliğe kaçıyor.

Nasıl ki bedelini ödemedikleri müziklerin, filmlerin değerini bilmiyorlarsa onları delete tuşuna basarak siliyorlarlarsa, aynı yollarla edindikleri arkadaşlıkların da kıymetini bilmiyorlar.

Bu insanlar, bedel ödemedikleri sürece kullanıyorlar, tüketiyorlar ilişkilerini ve sıkıldıkları anda da delete tuşuna basıp siliyorlar…

Sahici ve tam olanı aramadıktan, yarım yamalak yüzeysel ilişkilere razı olduktan sonra herkesin yeni sürümünü bulmak her zamankinden kolay nasılsa.….