Kan ter içinde uykularından uyanıyorsan eğer her gece
Yalnızlık sevgili gibi boylu boyunca uzanıyorsa koynuna
Olur olmaz yere ıslanıyorsa kirpiklerin artık herşeye
Anneni daha sık anımsıyorsan hatta anlıyorsan

Kalbini bir mektup gibi buruşturulup fırlatılmış
Kendini kimsesiz ve erken unutulmuş hissediyorsan
İçindeki çocuğa sarıl
Sana insanı anlatır

Eller günahkar
Diller günahkar
Bir çağ yangını bu
Bütün dünya günahkar

Masum değiliz hiçbirimiz (*)

Bu yazıma şarkı sözleri ile başlayıp, bir şiir ile bitiriyorum. Aslında hiç birimizin masum olmadığı bu dünyada şiirde anlatılan dostluğun ne kadar önemli olduğunu vurgulamak istiyorum.

Kendimiz olduğumuz gibi olduğumuzda, kendimizi her özelliğimizle kabul ettiğimizde, bizlerden böyle dostluklar çıkar. Akışa bırakılan, zorlanmayan, belli bir kalıba sokulmayan, ritüellerle sınırlandırılmayan, zamanla tanımlanmayan, alınan ve verilen hesapları olmayan dostluklar…

İlişkilerimizin temelinde bu dostluk var olduğunda, çok derinlerde, çok temel bir yerlerde bağların kurulmuş olduğuna inanıyorum; kalpten kalbe, özden öze, “ben”den “ben”e.

Ben, yıllar önce, yukarıdaki şarkıyı dinleyip içimdeki çocuğa sarılmaya çalışırken, o çocuğun bana “ben”i anlatması için çabalarken, yaşam dostum İrfan bana bir e-mektup ile aşağıdaki şiiri göndermişti.

Bu şiir her zaman cüzdanımda, benimle. Sık sık okurum. Okudukça daha iyi anlarım ki, ilişkilerimizin şekli, biçimi, formu değişse de değişmeyen bir kısmı olabilir, dostluk baki kalabilir. Hayatın çömleğini şekillendirmeyi öğreten dostluk çok değerlidir. Hepimiz “bir” olduğumuza göre aslında şekillendirdiğimiz çömlek de “bir”dir.

Tamam, kabul edelim, masum değiliz hiçbirimiz; ama olsun, dostlarıyız herbirimizin, birbirimizin, soğuk kış gününde üzerimizdeki tek gömleği verircesine…

Dostları olmalı insanın,
Aynen gemilerin limanlari gibi
Zaman zaman uğradığın
Yükünü boşalttığın
Dalgalar dininceye kadar beklediğin koynunda
Sonra açık denizlere uğurlamalı seni,
Geri döneceğin günü bekleme umuduyla
Bazen rüzgara o açmalı yelkenini
Yanağına konan bir öpücüğün coşkusuyla
Halatlarını çözmeli
Seni çok ama çok özlemeli
Dostları olmalı insanın,
Ermiş, bilge, hayatı ezbere okuyabilen
Düşünmediklerini düşündüren
Seni bir cambaz ipinde güvenle tutabilen
Gerektiginde senin için ateşi yutabilen
Yolunu ısıtan ustan olmalı,
Şekillendirmeyi öğretmeli hayatın çömleğini
Sana verebilmeli soğuk bir kış gününde
Üzerindeki tek gömleğini.
(*²)

(*) Söz: Sezen Aksu, Meral Okay – Müzik: Uzay Heparı, Sezen Aksu
(*²) Oğuzhan Bölükbaşı