Mavi denizkızı istiridye verdiği yunus adamı kıyıda bıraktıktan sonra denizin derinliklerinde denizdeki ışık varlıklarına şifa dağıtan bilge bir denizkızını ziyaret etmiş. Amacı yüreğindeki sızıyı bir parça olsun dindirebilmekmiş.

Bilge denizkızı Mavi denizkızı‘na,  ‘‘Sadece ol,  yeter bir şey yapmana gerek yok. Bırak ışığın yansısın çevrene’’ demiş.

Tüm ışık varlıklarının aynı özden geldiğini ve aslında bir olduğunu dolayısıyla eş ruh algılamasını bırakmasını önermiş.

Yaşamına sevgiyi hazzı doyumu mutluluğu ve huzuru kabul etmesini ve bu kabulu yapar ise ancak sevgiyi deneyimleyebileceğini anlatmış.

Yüreğinden sevginin pembe bir ışık olarak evrene yayıldığını hayal etmesini istemiş.

Mavi denizkızı zorlansa da bunu başarabilmiş.

Sonra Bilge denizkızı Mavi denizkızına ‘‘Şimdide tüm dünyadaki erkeklerin  sevgisinin yüreğine pembe bir ışık olarak girdiğini hayal et’’ demiş…

Bunu yapamadığını görmüş Mavi denizkızı ağlayarak…’’Sevgiyi kabul ediyorum ve tüm erkekleri  affediyorum’’ dediğinde ancak açılıvermiş yüreğinin kapısı içeriden…

Yürek kapısı içeriden açılmadan dışarıdan kimse giremezmiş zira.

O anda bitmek bilmez yalnızlığının mimarı olduğunu keşif edivermiş  Mavi denizkızı acı ile. Aslında karada yaşayan yunus adamın denize gelmesini beklemenin kendi kendine yarattığı bir yanılsama olduğunu fark etmiş.

Yaşamını ertelediğini görmüş yüreği sızlayarak. Mutluluğunun ve doyumunun sorumluluğunu yunus adamın cesaretine ve denize yürümesine  bağladığını ve işin özünde akışta olmadığını görmüş…Özgür olmadığını görmüş  Mavi denizkızı…

Üstelik yaşamında ancak ve ancak mücadele olduğunda kendi içsel gücünü deneyimleyebileceği  ve sadece o zaman kendini değerli ve yeterli hissedebileceğine inandığını  fark etmiş.

Yaşamında zorluk ve mücadele olmadan da kendisinin değerli ve yeterli olduğunu kabul etmeyi seçmiş ve içsel gücünü diğer ışık varlıklarının dönüşümü için kullanmaya niyet etmiş.

Yaşamını ertelememeye karar vermiş. Kendi ile aynı boyuta  ait yani denizde yaşayan diğer ışık varlıkları ile birlikte olabileceğini anlamış. Ki daha önceden denize ulaşabilmiş yunus adamlarmış bu varlıklar.

Daha sonra ise tüm engelleri kaldırmak adına kendi ve denizde yaşayan yunus adamların formundan  özgürleştirmiş , özsel varlıklarını. Sadece sevgide ve ışıkta olan varlıklar olarak algılamış artık kendini ve diğer yunus adamları.

Üstelik yaşam amacının o yunus adam olmadığını ancak onu ararken yaşadığı içsel yolculuğun ve bu yolculuğun ona kazandırdıklarının asıl amacı olduğunu anlamış…Amacın araç olduğunu görmüş…

Dolayısıyla özgürleştirmiş kendisini yunus adama ulaşma amacından…Sonra  sevgide ve ışıkta o araca da gereksinimi olmadığını anlamış…Çünkü tam ve bütün olmanın sadece ve sadece sevgi ve ışıkta olmak olduğunu deneyimlemiş yüreğinin derinliklerinde…

Çok kolay olmamış tüm bu yolculuk. Çok zaman gözyaşları karışmış ışıltılı denizin sularına…Şükretmiş kıyıda karşılaştığı yunus adama , yüreğindeki denizi yunus adamın yüreğine akıtarak…Ki o yunus adama kavuşma arzusu ile sevginin  ışığında görmüş kendisini ve dönüştürebilmiş yüreğinde ışıkta olmayan gölgelerini…Korkularını ve şüphelerini…

Kısa bir süre sonra denizin en mavisinde bir tekne görmüş deniz kızı…Teknede gözleri ışık saçan bir adam varmış denize yılmadan ağ atan…Günlerce izlemiş denizkızı adamı saklandığı bir kayanın arkasında…

Sonra içindeki ses ‘’Mavi denizkızı yüreğinin kapılarını benim sevgime ve ışığıma aç ‘’ demiş…Usulca çıkmış denizkızı ürkerek saklandığı kayanın arkasından…’’Yüreğimin sesini dinlemeyi seçiyorum’’ diyerek cesaretle yüzmüş tekneye doğru…

Adam denizkızını görmüş yüzünde kocaman aydınlık bir gülümsemeyle…Gözlerindeki ışık ve yüzlerindeki gülümseyiş çekmiş onları birbirine öylece…Meğer yıllardır denizde Mavi denizkızını ararmış adam, yılmadan denize ağ atarak sabırla ve umutla…Elini uzatmış denizkızına…

Mavi denizkızı adamın yüreğinde kocaman bir okyanus görmüş …Derin dingin zengin ve ufuk çizgisi sonsuzluk olan…Tutuvermiş uzanan eli  Mavi denizkızı, yüreğindeki deniz , adamın yüreğindeki  okyanusa akarken…’’Hoş geldin seni bekliyordum‘’demiş adam.

Adam kucağına almış Mavi denizkızını ve dudakları buluşuvermiş bir anda yıların özlemi ile …O anda bir mucize olmuş ve denizkızının yüreği ışımız ve tüm bedenini kaplamış…Mavi denizkızı  dünyalar güzeli bir  kadına dönüşüvermiş adamın kollarında…Oracıkta öylece…

Yüreklerinin açmışlar   ve yüreklerinin derinliklerine girmelerine izin vermişler birbirlerinin…Yürekleri şarkı söylemiş,  sevişmiş …Dans etmişler günlerce hazzın doruklarında … Dost olmuşlar bir olmuşlar hiç kimseyle olamadıkları kadar…Yaşam yolculuğunda yaşam arkadaşı olmuşlar birbirlerine…

Sonra akmışlar yaşamın kaynağına el ele göz göze dudak dudağa…