Uzun zamandır kafamdan gelmiş geçmiş bir sürü düşüncenin arasında her zaman yerini koruyan bir olguydu yokluk bilinci. Ancak ne ismini böyle biliyordum ne de hakkında herhangi bir bilgi sahibiydim. Kişisel gelişim sürecimin içinde ulaştım bu farkındalığa ve beni ne kadar kısıtladığına.

“Yoksulluk, düşüncenin hastalığıdır” dedi çok çok değer verdiğim bir büyüğüm. “Fiziksel olarak hastalandığında doktora gidip tedavi oluyorsun, değil mi?”

Demek ki ortada kabul edilmesi ve farkına varılması gereken bir hastalık vardı ve bunun tedavi yolları araştırılmalıydı.

Peki nasıl?

Kitaplar okundu, CD’ler dinlendi, afirmasyonlar yapıldı.

Yetmedi hiçbiri bu hastalığı iyileştirmeye, yokluk bilincinden çıkmak için gerekli ümidi sağlamaya. Tam ümidi kesip ‘eski tas eski hamam’a dönecekken evren bir işaret gönderdi…

Tamam, bütün sorunlar birden bire hallolmadı veya akşamdan sabaha yokluktan varlığa geçmedim. Ama yine de içimde, ileride kocaman olacak bir ağacın minicik tohumu hayata ilk merhabasını söyledi.

Şimdi içimdeki tohumu görebiliyor, o minicik varlığının yaydığı sıcak enerjiyi vücudumun tüm hücrelerinde hissedebiliyorum. Ve hazıra konmak, tohum nasıl olsa içimde duruyor, kendiliğinden büyüyecek ve ben de meyvelerini toplayacağım, diye düşünmek yok!

Hissediyorum, o henüz kırılgan bedeninin benden verebileceğim tüm sevgiyi, inancı, suyu, gübreyi istediğini.

“Bana bugün bir ver, yarın sana ne kadar fazlasıyla geri döneceğim göreceksin” dediğini de duyuyorum. Bazen rüzgarın uğuldaması girse de aramıza, hala orada yaşayıp yaşamadığını sorgulasam da, biliyorum aslında, hep güvenli ortamda yetişen ağaçların sobayı boyladığını, rüzgarlar ve fırtınalarla büyüyen yamaç ağaçlarının ise hayata sağlam mobilyalar olarak devam ettiklerini.

İnanıyorum ki kendi içlerinde bu tohumu barındırıp -daha önceden benim de farkında olmadığım gibi- aynı hisleri yaşayan insanlar var.

Yalnız olmadığımı hissediyorum.

Ve diliyorum ki benim bu arayışımın sonucunda ulaştığım nokta onlara da ümit vadeden bir başlangıç olsun. Benim minik tohumum gün yüzüne çıkmaya başladığında, kökleri, gövdesi ve yaprakları kuvvetlendiğinde, rüzgarın hafif sallantısında keyifle dans ederken meyvelerini ve yeni ‘tohum’larını etrafa saçtığında hep burada olacak.