David Lieberman
Anında Analiz

 

 

Aptal değilim. Sağduyulu ve akıllı biriyim; hatta biraz mürekkep yalamışlığım da vardır. Ama bazen çok aptalca şeyler yapıyorum. Hiç istemediğim bir arabayı satın almaktan hiç sevmediğim bir yemeği sipariş etmeye kadar bir yığın saçmalık yapıyorum.

Hepimiz aptalca şeyler yaparız. Kendilerine güveni olan insanlar yanlış bir şey yaptıklarında hatalı davrandıklarını kabul ederler. Ancak kendine güveni olmayan insanlar hatalarına mazeret bulmaya çalışırlar. Aptalca bir şey yaptığınızın farkında olmak aslında iyidir; yeter ki davranışınızın sorumluluğunu kabul ediyor olun.

Bazen çılgınlaşırız ya da enine boyuna düşünmeden karar veririz; sonunda da elbette kötü seçimler yapmış oluruz. Aptalca dediğimiz davranışlarımızın ardında psikolojik olarak hüküm süren bir ilke vardır. Bir önceki kararımızdan bağımsız olarak karar alabilme yeteneğine sahip olup olmadığımızla ilgilidir bu ilke. Bir insanın benlik imajı ne kadar yüksekse önceki davranışlarından bağımsız karar verebilme şansı o kadar artar.

Şayet benlik imajınız düşük ya da olumsuzsa, “haklı çıkabilmek” için önceki davranışınızı mazur göstermeye çalışırsınız.

Sevmediğiniz bir yemeği yersiniz çünkü sipariş etmişsinizdir. Hiç seyretmek istemediğiniz bir filmin DVD’sini alırsınız çünkü o filmi almak için yağmurda onca yol gidip bütün DVD’cileri dolaşmışsınızdır. Eski kararınızı mazur göstermek için şimdiki davranışınızda ısrar eder ve sürekli “haklı çıkmaya” çabalarsınız. Başka bir deyişle, DVD almak için taban teptiyseniz yapılacak en akıllıca iş DVD satın almaktır; artık o filmi seyretmek istemiyor olmanızın bir önemi yoktur. Geçmişteki davranışlarınızı tatmin etme ve mazur gösterme niyetiyle, şu andaki kararınızdan taviz verdiğiniz anlamına geliyor olsa bile öncelikli kaygınız, haklı olmaktır.

Herkes haklı olmak ister ama sizin haklı olmaya ihtiyacınız vardır. Size sürekli kaybettirdiğinin farkında olduğunuz bir durumu sürdürmek işinize gelir çünkü hâlâ haklı olabilmenizin tek yolu işlerin bir şekilde yoluna gireceğini ummaktır. İşler kötüye gittiğinde düzeltmek için bir çaba göstermezsiniz çünkü sizin için her şey ya siyahtır ya da beyaz. Bir işe başladığınızda, yanlış yolda olduğunuzu fark etseniz bile geri dönmezsiniz çünkü hatalı olduğunuzu kabullenmek istemez, işlerin bir şekilde düzeleceğini hayal eder ve sonuçta haklı çıkmak istersiniz.

Özellikle tarikatlara giren insanlarda bu davranış belirgindir. İnsanların nasıl olup da tarikatlara girdiklerini, neden ailelerinden ve arkadaşlarından uzaklaştıklarını, hatta bazen tarikat uğruna niye öldüklerini merak ediyor olabilirsiniz. Kişinin özsaygısı ne kadar yüksekse, bir tarikata inanma ve katılma olasılığı da o kadar düşük olur. Özgüveni yüksek olan kişi akıllıca olmayan bir şey yaptığında bunu kendine ve arkadaşlarına itiraf edebilir. Öte yandan, kendilerine güven duymayanlar kendi kararlarını, değerlerini ve zekâlarını sorgulamaktan korkarlar. Tarikatlarda da yöntem bu şekilde çalışır. İnsanlar toplantılara davet edilirler ve katıldıkları her toplantıdan sonra vazgeçmeleri biraz daha zorlaşır.

Hatalarınızdan ders alın, yanlışınızdan geri dönün ve devam edin. Hiçbir karar vazgeçilmez veya geri dönülmez değildir. Kararlarınız size aittir. İşe yaramadıklarını düşündüğünüz an onları değiştirebilirsiniz. Eşinizle sinemaya gittiğinizi ve film başladıktan beş dakika sonra bunun hayatınız boyunca gördüğünüz en kötü film olduğunu anladığınızı varsayalım. Ama biletlere, patlamış mısıra, meşrubata ve otoparka para vermişsinizdir. Üstelik bir de bebek bakıcısına verdiğiniz ücret vardır. Sizi öldürecek bile olsa verdiğiniz paranın karşılığını alacaksınız!

Ama geri adım atmaya niyetiniz olursa, kendinize bazı mantıklı sorular sorabilirsiniz: Paramı harcadığım için zamanımı da harcamalı mıyım? Yaptığım bu iş benim için gerçekten de yararlı mı? Peki ya eşim için? Bu durumda kayıplarımı nasıl giderebilirim? Elimde hangi seçenekler var? Belki de eşinizle beraber, filmi seyretmekten vazgeçer, ancak bebek bakıcısının evde olmasını fırsat bilerek yemeğe gidebilir ya da şehir merkezindeki sanat galerisinin açılışına katılabilirsiniz.

Yukarıdaki gibi sorulardan oluşan bir liste hazırlayın. İstediğiniz sonuçlara ulaşamadığınızda tekrar gözden geçirebilmeniz için listeyi yanınızda taşıyın. Sonra, eğer durumda daha iyiye doğru bir değişiklik yapmak mümkünse, en azından kayıplarınızı telafi edebiliyorsanız, gereğini yapın. Geçmişteki yanlış bir kararı haklı çıkarmak için değerli zamanınızı ve enerjinizi harcamayı bırakın; bir hataya bir yenisini eklemenin pek de mantıklı olmadığını anlayın. Dahası, kendinize karşı bu kadar katı olmayın. Hata yapmazsak nasıl öğreniriz?

Başarılı kararlarınızı kaydederek kendinize saygınızı artırın. Eğer sizin için haklı olmak, iyi vakit geçirmekten daha önemliyse, bu onay görmek istediğinizi gösterir. Kimse sizi takdir etmiyorsa, bunu kendiniz yapmalısınız. Hemen şimdi bugüne kadar verdiğiniz bütün başarılı kararları düşünün. Bunları bir günlüğe veya güzel bir deftere yazın ya da arka planda favori şarkınız çalarken ses kayıt cihazına kaydedin. Sonra, kendinizi başarısız hissederseniz bu günlüğü okuyun ya da sesinizi dinleyin ve gerçekten saygı duyulmaya layık olduğunuzu gösteren bu kanıtlardan ilham alın.