Neyin iyi neyin doğru olduğunu biliyor ve düşüncelerimi söylemekte tereddüt etmiyorum. Hayatımın sağlam bir zeminde olduğunu biliyorken pek çok kişinin doğru yoldan çıktığını düşünüyorum.

 

Şayet siz yüksek ahlaki değerleri olan; dengeli, dürüst ve tertemiz bir yaşam süren biriyseniz, ender bulunan soylu bir insansınız demektir. Ancak ideallerinizden çok farklı şekilde davranıyorsanız bunun farklı sebepleri vardır.

Kendi isteklerinizi yapmak yerine toplumca kabul görmüş şeyleri yapmayı diğerlerinden daha ahlaklı olmak zannediyorsunuz. Endişelerinizle yüzleşmek için kendinizi özgür bırakmayı ayıplanacak bir davranış olarak görüyorsunuz. Rahatsız olduğunuz ve yüzleşmek istemediğiniz duyguların yerine yüksek ahlakı koyuyorsunuz. Nefret, kıskançlık ya da başka bir olumsuz duygu hissediyorsanız, bu duyguları yaşamak yerine olağanüstü derecede nazik davranıyorsunuz.

Kendinize yakından bakmak istemiyorsunuz. Bunun yerine kendinizi yüksek ahlaki değerlere adıyorsunuz. Kendinizi değiştirmektense toplumsal anlamda doğru olanı yapmak çok daha kolay.

Duygularınızla yüzleşin. Nazik ve yardımsever olmak güzeldir ama bunu yüzleşmek istemediğiniz duyguları saklamak için yapıyorsanız bastırdığınız duygular nefrete dönüşerek birikecek ve eninde sonunda patlayacaktır.
İlk iş olarak, sadece bir insan olduğunuzu fark edin. Aziz olmanız gerekmiyor; kimse sizden bunu beklemiyor. Hâlâ çocukken bir aziz gibi davranmanızı söyleyen bir büyüğünüzün etkisinde misiniz? Öyleyse, o kişiyle yüz yüze geldiğinizi hayal edin ve “Ben bir aziz değilim; her geçen gün öğrenerek olgunlaşan harika bir varlığım” deyin. Bunu omzunuzdaki yük kalkana kadar her gün yapın. Sonra, duygularınızı kendinizi veya başka birini incitmeyecek şekilde ifade edin. Öfkenizi boşaltmak için bir kum torbasını yumruklayabilirsiniz örneğin. Şimdi kendinizi daha iyi hissetmiyor musunuz? Yeniden bir insan olmak güzel değil mi?

Değerlerinizi ve inançlarınızı gözden geçirin. Yüksek ahlaki değerlere gerçekten inanıyor musunuz, yoksa geçmişin etkisinde misiniz? Eğer inançlarınızda geçmişin etkisi varsa değerlerinizi tekrar gözden geçirmelisiniz. Bir hikâye vardır: Pazar ayinine katılan bir adam, papaza, hafta içinde İncil’in öğretilerine göre yaşamadığını ama hafta sonunda İncil’e sadık kaldığını söylemiş. Papaz cevap vermiş: “Beyefendi, size pazartesi günü faydası olmayan bir din pazar günü de faydalı olmayacaktır.”

İnançlarınız ideallerinizi desteklemiyorsa, belki de istediğiniz kadar iyi değilsinizdir. Hatta başka insanları da yeterince iyi bulmuyorsunuzdur. Yüksek ahlak değerlerine sahip olmayı kendini üstün görmekle karıştırmayın. “Ne yaparsam yapayım, başarısız olacağım” diye düşünüyorsanız bunun arkasından şu düşünce gelebilir; “O halde niye iyi davranayım ki?” Bunun olmasına izin vermeyin. Kendinize yaşamak için bir neden verin.

Hepimizin benzer sorunları var. Her gün benzer sorunları olan insanlarla konuşan biriyle, belki bir terapistle ya da yakın bir arkadaşınızla konuşursanız rahatlayabilirsiniz. Kendinizi başka insanlardan ayırmayın; düşüncelerinizi, üzüntülerinizi başkalarıyla paylaşın. Üzüntülerimiz hakkında konuşup başkalarının da benzer sorunları olduğunu görmek hepimizi rahatlatır.