Yapacağım şey ne olursa olsun motivasyonum hep eksik. Gerçekten çok ilgimi çeken bir şey değilse hayatta yapmıyorum. Zaten ilgimi çeken pek fazla şey de yok. Herhangi bir şeye tutkuyla bağlanabilirmişim gibi de gelmiyor bana.

Tembellik olarak tanımladığınız davranışa yol açan çok çeşitli etkenler vardır. Sizin davranışınız büyük ölçüde ilgisizlikten, tutku eksikliğinden kaynaklanıyor olabilir. Bir şey ilginizi çekmezse, onun için çaba göstermek istemezsiniz.
Pek çok insan tembellik diye bir şey olmadığını düşünür. Aslında haklıdırlar. Fiziksel bir özrü olan birinin spor yapamaması tembellik değildir. Fiziksel bir rekabete girmek istemeyen kişiler de tembel olarak nitelendirilmemelidir. Zihinsel engeller fiziksel başarılara engel olabilirler. Bir şeyi yapabilecek kapasitede olmak o konuda yetenekli olunduğu anlamına gelmez. Dahası, yetenekli olsanız bile, bu, harekete geçmeniz için yeterli olmayabilir. Zihinsel enerjiniz yoksa, bitkin düşer ve çabalarınızı belirli bir doğrultuda yönlendiremezsiniz. Endişeleriniz ve üzüntüleriniz sizi tüketiyorsa, zihinsel becerileriniz başarılı olmak için tek başına yetmez.

Söz konusu olan en sevdiğimiz yemeği yemekse, pek azımız tembel davranırız. “Bunu yemeyi çok isterdim, ama çatal çok ağır görünüyor” demeyiz. Size heyecan veren bir şey yoksa harekete geçemezsiniz. Bu disiplinsizlikle aynı şey değildir.

Bastırılmış duygularınızın açığa çıkmasına izin verin. Harekete geçmekte isteksiz olmanız, öfke, endişe ya da hayal kırıklığı gibi olumsuz duyguları bastırdığınızı gösterir. Çocukluğumuzdan itibaren bize duygularımızı bastırmamız gerektiği öğretilir. Yıllarca duygularımızı bastırdıktan sonra enerjimiz yavaş yavaş tükenir ve kendimizden o kadar uzaklaşırız ki, ne hissettiğimizi bile anlayamayız.

Sizin için özel olan bir yere giderek dinlenin ve derin derin nefes alın. Hayatınızı ve amaçlarınızı düşünün. Ne hissediyorsunuz? Üzüntü mü? Endişe mi? Pişmanlık mı? Kıskançlık mı? Öfke mi? Bu duyguları hemen dışa vurun. Bastırılmış duygular sizi yavaş yavaş tüketen bir zehir gibidir. Duygularınız ne olursa olsun onları hemen yaşayın ki kurtulabilesiniz.

Gerçekleştirmek istediğiniz amaçlar edinin ve hayatınızı onların çevresinde kurun. Bu kitapta hayata bakış açınızı tanımlamaya yardımcı olacak pek çok alıştırma okudunuz. İşte bir tane daha: Şu soruya cevap verin: “Para ve zaman sorun olmasaydı, şu an ne yapıyor olurdum?” Sonraki on beş dakika boyunca, düşünmeden ve sorgulamadan aklınıza gelen her şeyi yazın. Evli mi olurdunuz bekâr mı? Ülkenin ya da dünyanın neresinde yaşıyor olurdunuz? Hobileriniz ve amaçlarınız neler olurdu? Hayatınızı nasıl kazanıyor olurdunuz?

Bütün amaçlarınızı yazdıktan sonra bir kez gözden geçirin ve sizin için en önemli olanlarını seçin. Bu amaçlarınızdan hangisini gerçekleştiremezseniz hayatınızı boşa yaşamış olursunuz? Sizi harekete geçirecek olan, amacınızın sizde yarattığı heyecandır. Yapmak istediğiniz pek çok şey bulabildiğiniz gibi sadece tek bir amaç da bulabilirsiniz. Amaçlarınızın her biri için görsel veya sesli bir malzeme bularak (bir poster veya ses kaseti) her zaman görebileceğiniz bir yere asın ya da her an elinizin altında bulundurun. Bu, amacınızı her gün tekrar tekrar düşünmenizi sağlayacaktır. Sizin için neyin önemli olduğuna ve ne için çaba göstereceğinize karar verdikten sonra hayatınıza düzen gelecektir. Kendinizi istediğiniz şeyler için çalışıyorken bulacak, tembelliğinizin kaybolduğunu, yerini hevese ve enerjiye bıraktığını görerek şaşıracaksınız.