David Lieberman
Anında Analiz

 

Üç günlük bir tatili planlamak için iki ayımı harcıyorum ama hayatımın geri kalanını planlamaya beş dakikamı bile ayırmıyorum. Hayatta ne yapmak istediğime dair belli belirsiz bir fikrim var ama geleceğimle ilgili düzenlemeler, planlar, hazırlıklar yapmaktan sürekli kaçınıyorum.


Gelecekle ilgili planlar yapmak tam olarak nedir? Basitçe, insanın nerede olduğunu görmesi ve nereye gideceğine karar vermesidir. İşin tuhafı, asıl zor olan nereye gideceğine karar vermek değil, şu anda nerede olduğunu görmektir.

Muhtemelen siz nerede olduğunuzu görmek istemiyorsunuz; hayatınızın muhasebesini yapmaktan korkuyorsunuz. Hayatın muhasebesini yapmak insana nerede olduğunu, neleri başarıp neleri başaramadığını görmesini sağlayan bir bakış açısı kazandırır, bu da size korkutucu geliyor olabilir. Hayatınızda pek çok şeyi boşa harcadığınızı görmek sizi rahatsız edebilir. Bunu görmek kendi hakkınızdaki olumlu benlik imajınızı paramparça edebilir. Hatalarınızdan duyduğunuz suçluluğa tahammül etmekte zorlanabilirsiniz.

Geçmişinizi haklı çıkarmak için geleceğiniz üzerindeki kontrolünüzden vazgeçiyorsunuz. Her zaman yaptığınız işleri yapmaya devam ederek geçmişinizi sorgulamak zorunda kalmaktan da kaçarsınız. Başarısızlıklarınızı görmek zorunda kaldığınızda milyonlarca mazeret üretir ve başkalarını suçlarsınız. Hayatınızın kontrolünü elinize almanızı engelleyen de başkalarını suçlamanızdır. Başkalarını suçlayarak hem sorumluluktan kaçar hem de hayatınızın kontrolünden vazgeçersiniz. Bunun sonucunda, geçmişinizi haklı çıkarmak için geleceğinizi de kontrol etmekten kaçınırsınız.

Buna eşlik eden başka bir şey ise hayatınız üzerinde fazla bir kontrolünüzün olmadığı duygusudur. Hayatınızı planlamanın anlamsız olduğunu çünkü hayatınızı kontrol edemeyeceğinizi düşünürsünüz.

Hedefler tespit etmek ve gelecek için planlar yapmak konusundaki isteksizliğiniz sizi başarma zorunluluğundan kurtarır. Açıkçası, belirli bir hedefiniz yoksa kaygılanmanıza da gerek kalmaz. Belki de önce oku atıp daha sonra çevresine hedef çemberini çizen tiplerdensinizdir. Bu şekilde asla ıskalamazsınız. Hatta dünyaya hedefi tam gözünden vurduğunuzu da gösterebilirsiniz. Neye nişan aldığınız, amacınızın ne olduğu o kadar önemli değildir; sizin sadece kendinizi ve başkalarını amacınıza ulaşmış olduğunuza ikna etmeye ihtiyacınız vardır.

Doğum günleri ve yıldönümlerinden de hoşlanmıyorsunuzdur. Hayatın akıp gittiğini hatırlattığı için saate ve takvime bakmak istemezsiniz. Hayatınızın, belli belirsiz bir olaylar ve anılar akıntısı olarak kalmasını tercih edersiniz.

Hayatınızın sorumluluğunu ve kontrolünü elinize alın. Kendinizden başka herkesi ve her şeyi; ailenizi, patronunuzu, yetiştirilme şeklinizi, şanssızlığınızı suçlamayı bırakın ve gerçekten ulaşmak istediğiniz amaçlarınıza ulaşamadığınızı kabul edin. Hayatınızın sorumluluğunu alır almaz direksiyonun başına geçersiniz. Bu ilk adımı atana kadar hayatınızdaki hiçbir şeyi değiştiremezsiniz.

Başarısızlıklarınız için başkalarını suçlamayı bıraktığınız an her zaman elinizde olan gücün farkına varırsınız. Geçmişi unutun; geçmiş artık tarih oldu. Bir sonraki saniyede, dakikada, saatte ve günde ne yapacaksınız? Eğer planlamazsanız, sizi geçmişinizin yönlendirmesine izin verirsiniz ve eminim ki geleceğinizin geçmişiniz gibi olmasını istemiyorsunuzdur.

Geçmişinizdeki başarısızlıklar için kendinizi suçluyorsanız, geleceğinize yön vermek için şu andan daha iyi bir zaman olamaz. Beste yapmaya beş yaşından önce başlayan Mozart gibi bir müzik dehası olmayabilirsiniz ama resim yapmaya yetmişinden sonra başlayan Büyükanne Moses’tan daha avantajlısınız. Hatta belki de daha ilham verici bir örnek bile olabilirsiniz.

Bugüne kadar edindiğiniz tecrübelerinize müteşekkir kalın ve şu andan itibaren hayatınızın gerçekten nereye doğru gitmesini istiyorsanız o yönü tespit edin. Hayatınızı gerçekten kontrol edebilecek tek kişi olduğunuzu fark ettiğinizde hayatınızı planlamayı her zamankinden daha çok isteyeceksiniz.

Kendiniz için nihai bir tarih belirleyin. Bir dergide, ölümcül bir hastalığa yakalanan ve altı ay ömrü kaldığı söylenen bir adamla ilgili bir yazı okumuştum. Ölümünden kısa bir süre önce kendisiyle yapılan röportajda son altı ayında geçmişteki elli altı yıldan daha fazla şey yaptığını anlatıyordu. Arada sırada kendimize hakikaten de yaşamın bir sonu olduğunu hatırlatmalıyız. Sadece zamanını bilmiyoruz. O halde bu zamana biz karar verelim. Şimdi basit bir hesap yaparak ne kadar ömrümüz kaldığını göreceğiz. Erkekseniz 71, kadınsanız 76 sayısını referans alın. Bu rakamlar ortalama insan ömrünü gösterir. Bu sayıdan şu andaki yaşınızı çıkarın ve elde ettiğiniz sayıyı 365 ile çarpın. Çıkan sonuç, elbette istatistiksel bir değerden söz ediyorum, size kaç günlük ömrünüz kaldığını gösterecek. Bu sonucu bir kenara not edin ve her sabah bu sayının üstünü çizerek altına bir eksiğini yazın.

Bu, hemen bugün hayatınızı yaşamak üzere sizi harekete geçmeye teşvik edecek mükemmel bir hatırlatma aracıdır. Her gün yaptıklarınız o günün karşılığıdır. İyi bir alışveriş olmasını sağlayın.