Tam evden çıkmak üzereyken anahtarlarımla saklambaç oynamaya başlıyorum; bir türlü nereye koyduğumu bulamıyorum. Epeyce aradıktan sonra buluyorum. Peki eve döndüğümde ertesi gün aradığımda bulabileceğim bir yere koyuyor muyum anahtarlarımı? Tabii ki hayır. Daha sonra aramak zorunda kalacağımı bilmeme rağmen arabamı nereye park ettiğime bakmıyorum. Asla kaybetmemem gereken evrakla da saklambaç oynuyorum. Cüzdanımın, telefon defterimin, ehliyetimin, aklınıza gelebilecek ne varsa hepsinin yerini karıştırıyorum.

Çok yoğun olup da zihnimizin pek çok şeyle meşgul olması hepimizin başına gelir. Ancak sürekli eşyalarınızı nereye koyduğunuzu karıştırıp değerli şeyleri kaybediyorsanız bunun başka bir açıklaması vardır.

Eşyalarınızı kaybederek üstesinden gelinmesi gereken küçük zorluklar yaratıyorsunuz. Kaybettiğiniz eşyanızı bulduğunuzda kendinizi tatmin olmuş hissediyorsunuz. Aslında yaptığınız şey kendi kontrolünüzde olan bir ortamda yapay bir zorluk yaratmak ve daha sonra kendi yarattığınız bu zorluğu aşarak bir şey başardığınız duygusunu yaşamak. Bu duygu sizi daha iyi bir ruh haline sokar. Yine de bu davranış biçimini hiçbir zaman bilinçli olarak sorgulamazsınız.
Bu durumu resmeden bir örnek verelim. Diyelim ki, trafik kurallarını ihlal etmeden arabanızı kullanıyorsunuz. Belki kendinizi müthiş hissetmiyorsunuz ama kötü de hissetmiyorsunuz. Trafik polisi kenara çekmenizi istiyor; hız sınırını aştığınızı söyleyerek ehliyet ve ruhsatınızı kontrol ediyor. Sonra da sizi şaşırtıyor; ceza kesmeyip sadece uyarmakla yetiniyor. Arabanıza biniyorsunuz ve kendinizi harika hissediyorsunuz. Kendi kendinize “Ne kadar şanslıyım!” diye düşünüyorsunuz. İyi de, ne oldu ki? Hayatınızda ne değişti? Kesinlikle hiçbir şey değişmedi. Kendinizi harika hissettiniz çünkü bu durumdan zaferle çıktınız. Dolayısıyla benzer senaryolar yaratarak kendi yarattığınız zorlukların üstesinden geliyor ve mutlu oluyorsunuz.

Kendinize böyle küçük zorluklar çıkarmak istediğinizde asla kalp ilacınızı kaybetmezsiniz ya da arabanızın anahtarlarını denize atmazsınız. Burada amacınız kendinize bir şey başardığınız duygusunu yaşatmaktır. Bu yalnızca hayatınızı çok fazla değiştirip rahatsız etmeyecek şeyleri kaybedip bulduğunuzda gerçekleşir.

Bazen de bu küçük engelleri farkına varmadan kendinize sıkıntı çektirmek için yaratırsınız. Geçmişte ve bugün gerçekleşmiş ve gerçekleşmekte olan bütün haksızlıklar yüzünden kendinizi suçlu hissediyor olabilirsiniz.

Eğer bir kumarbazsanız, kumar oynamaya benzer bir zevk verdiği için bu çeşit zorluklar yaratıp anahtarlarınızı bulup bulamayacağınızı merak edebilir ve bundan heyecan duyabilirsiniz. Sonunda aradığınızı bulup bulamamanız da önemli değildir çünkü sizin aradığınız biraz heyecandır.

Bu tepkinizi daha sık rastlanan davranışlarla da ortaya koyuyor olabilirsiniz. Yemek koyarken tabağı tencereye bile bile yaklaştırmamak buna en tipik örnektir. Kahve koyarken cezveyi fincana yaklaştırmak yerine kahveyi uzaktan dökmeye kalkışabilirsiniz. Burada amaç küçük bir zorluk yaratıp sonra da başarmanın tadını çıkarmaktır. Yemeğin yere dökülme olasılığı yoksa insanın kendi tabağına yemek koymasının ne zevki olur ki?

Daha bilinçli davranın. Bazen basit bir numara, sizi, alışkanlık haline gelmiş, otomatikleşmiş davranışlarınızdan kurtarmaya yeter. Zihninize eşyaları nereye koyduğunuzu kaydetmenin yollarını araştırın. Mesela, gelecek sefer anahtarlarınızı mutfak tezgâhına koyduğunuzda, içinizden on kere şu cümleyi tekrarlayın: “Mutfak tezgâhının üstüne ne koyduğumu görüyorum.” Bunları söylerken bir yandan da anahtarların canlandığını ve salamlı sandviç yediğini hayal edin. Anahtarlarınızı çalışma masasının üstüne koyduysanız içinizden on kez bunu tekrarlayın ve anahtarlarınızın ayağa kalkıp masanın üstünde duran hesap makinesini kullanarak hesap yaptığını hayal edin. Hayalleriniz ne kadar saçma olursa aklınızda kalması o kadar kolaylaşır.

Bu tekniği arabanızı park ettiğiniz yeri hatırlamak için de kullanabilirsiniz. Aslında en kolayı ses kayıt cihazınızı kullanmak olacaktır. Cihaza “Arabamı A18 bölümüne park ettim” veya “Arabamı üçüncü ışığın yirmi metre ilerisine park ettim” gibi kayıtlar alabilirsiniz. Bunu yapmak ilk başta size saçma görünebilir ama unutmayın ki, kronik bir dalgınlığın üstesinden gelmeye çalışıyorsunuz. Gösterdiğiniz her çabanın karşılığını alacaksınız. Daha sonra süreç otomatik hale gelecek ve eşyalarınızı nereye koyduğunuzu kolayca hatırlayacaksınız.

En sık kullandığınız eşyalarınız için belli bir yer tespit edin ve her zaman aynı yeri kullanın. Biraz düzenli olmak çok işinize yarayabilir. Sistem bir kez yerine oturduğunda düşünmenize bile gerek kalmaz. Sadece yapmanız gerekeni yaparsınız. Balık tutmak için ormana gitmezsiniz, öyle değil mi? Elbette hayır. Her zaman aynı yere gidersiniz. O halde anahtarlarınız, cüzdanınız ve diğer eşyalarınız için de aynısını yapın. Mesela anahtarlarınızı garaj kapısının üstündeki çengele asabilir (acil durumlar için bir deste anahtarı yedek bulundurmanızda fayda var) veya yatak odanızdaki elbise dolabının rafına koyabilirsiniz. Ses kayıt cihazını her zaman gömlek cebinizde tutabilir ve eve döndüğünüzde de çalışma masanızın orta çekmecesine koyabilirsiniz. Yeter ki eşyalarınızı her zaman tespit ettiğiniz yere koyduğunuzdan emin olun. Bu kadar zahmete girdikten sonra yine eşya kaybetmeniz hiç de hoş olmaz: “Kaybetmeyeyim diye özel bir yere koymuştum, ama nereye?”

Gerçek zorlukların üstesinden gelin. Yapay zorluklar yaratarak bunların üstesinden gelmenin verdiği keyiften daha büyük bir zevk vardır: Gerçek zorlukların üstesinden gelmek. Çevrenize bakın ve yardım edebileceğiniz insanlar bulun. Dünya bir insanın kolayca üstesinden gelebileceği pek çok mücadele alanıyla dolu gibi görünebilir. Yine de siz kendinize belirli bir sorun alanı seçin ve temel birtakım ayarlamalarla yardımda bulunabileceğiniz bir ya da iki tane basit konuyu tanımlayın. Örneğin, çevrenizde ne tür eğitim hizmetleri verildiğini araştırıp okuma yazma öğretme programlarında gönüllü olabilirsiniz. Bir insanın hayatında değişiklik yapmaktan duyulacak zevk sözlerle anlatılamaz. Bu zevkten kendinizi daha fazla mahrum bırakmayın.

Pasif saldırgan eğilimlerinizle ve suçluluk duygusuyla mücadele edin. Bazen değerli eşyaları kaybetmek bilinçsizce kendimizi ya da başkalarını cezalandırmanın  bir yoludur. Araba anahtarlarını kaybetmek insanları sinirlendirmenin en etkili yollarından biridir; hem böylece bir taşla iki kuş vurmuş olursunuz: Anahtarları bulup bulamayacağınızı merak eden ailenizi endişelendirmekle kalmaz, gidecekleri yere geç kalmalarına da neden olursunuz. Buna suçluluk duygusunu ve ailenizin size öfkelenmesini de eklerseniz, üç kere daha mutlusunuz demektir.

Suçluluk duygusuyla ve pasif saldırgan eğilimlerimizle mücadele etmenin pek çok yolu vardır; öfkemizi kum torbası gibi zararımızın dokunmayacağı şeylerden çıkarmak, iletişim becerilerimizi geliştirmek ve özsaygımızı artırmak bunlardan birkaçıdır.